şükela:  tümü | bugün
  • 18. yy'da yaşamış, jeoloji, astronomi ve matematik bilgini.
  • marifetname diye bi eseri vardı. dönemine göre bilimsel şeyler yazmakla beraber bir sürü hurafe de var bu kitapta. örneğin kimin ki kıçı yere yakın o fitneci olurmuş. (üzerime alındım yani:) )
  • bir de hemşehrisi vardır bunun, erzurumlu emrah diye...
  • (bkz: cevap hakki)
  • 1700'ün başlarında erzurum'da doğmuş.6-7 yaşlarındayken annesi ölünce babası onu amcasına emanet edip tasavvufun peşine düşmüş ve tillo'da ismail fakirullah'ın öğrencisi olmuş.ibrahim hakki da babasini bulmak için oraya gidince o da ismail fakirullah'ın öğrencisi oluvermiş.serpilmiş, yetişmiş gel zaman git zaman bi' alim olmuş.gökbilimi, felsefe ve edebiyat konularıyla ilgilenmiş.hocası ismail fakirullah öldükten sonra, ona olan saygısını göstermek için ölçmüş, biçmiş , hesaplamış ve ismail fakirullah'ın türbesinin (türbe i. mahmud`un isteği üzerine yapılmış.) karşısındaki tepeye ufak bir penceresi olan harçsız bir duvar örmüş.her sene 21 martta güneş tepenin arkasından görünür görünmez bu pencereden geçer, ismail fakirullah'ın türbesinin pencerelerinden yansıyarak geçer ve çeşitli açılarla yansıtılmış ışık kısa bir süre için ismail fakirullahın kabrini aydınlatırmış.yansımayı kabrin üzerine denk getirmek için pencerelerin yerlerini, açıları felankendi belirlemişmiş. (bkz: ne gereği var)
  • (bkz: marifetname)
  • mersin dumlupınar lisesinde son sınıfı okurken din kulturu ve ahlak bilgisini donem odevi siralamasında birinci sıraya yazıp donem odevi olarak bu sahsın hayatı ve eserlerine bir goz atmıstım. marifetname adlı eser baya kalın olup icinde neredeyse yok yoktur. astronomi, matematik ve basının en cok hosuna giden yonuyle cima vakitlerine gore dogacak cocugun karakter analizi bile vardı. bi de guzel kadın nasıl olmalı gibisinden bisiler vardı onuda yazayım tam olsun:

    ey aziz, malum olsun ki filozoflar , kadin uzuvlari kiyfeti konusunda demisler
    ki:
    hus-u zenane delil otuziki resm bil
    dort yeri lazim siyah sac kas kirpik goz ah
    dort yeri ak ola zeyn levn ve diş ve zufr ve ayn
    dort yeri lazim kizil had ve leb ve lisse dil
    dort yeri vasi gerek kas goz ve sine gobek
    dort yeri ziyk ola derc enf ve simah ibt ve ferc
    dordu kebir ola niz sedy ve serin biz' ve diz
    dordu kucuk olmali enf agiz ayag eli
    savt beli ince hem seklide bir nice hem
    lahmi semin ve tari olmali kildan beri
    boyle kiyafetli ten olsa guzeldir ol zen
    boyle ki zen hub olur hulki de mahdud olur

    aciklamasi: kadinin guzelligine delil olarak otuz iki resim bil. dort yeri
    siyah lazim: sac, kas, kirpik ve goz. dort yeri ak ola: renk, dis, tirnak ve
    goz. dort yeri kizil lazim: yanak ,dudak, diseti ve dil. dort yeri genis gerek:
    kas, goz, gogus ve gobek. dort yeri dar olmali: burun, kulak, koltukalti ve
    ferc. dordu de buyuk olmali. gogus, kasik, biz' ve diz. dordu kucuk olmali:
    burun, ayak, agiz ve el. sesi ve beli ince, sekli de nice! eti dolgun ve taze
    olmali, kildan da beri olmali. boyle kiyafetli ten olsa ,guzeldir o kadin .
    boyle kadin guzel olur . ahlakida sevimli olur.

    bununla birlikte aynı sahsın bi de matematik konusunda koklu sayıları hesaplamaya yarayan bi formul gibisinden bisisi vardı ki mesela kok 2 nin 1.41 oldugu hesaplanabilmesine ragmen asal sayılarda yuzde birlik bir hata veriyodu diye hatırlıyorum.
    mezarı su an siirte baglı tillo diye bi yerde olan bu sahısın yanlıs hatırlamıyosam geceleri yıldızlar arasında dolastıgını ve yıldızları tillonun sokaklarını bildigim gibi bilirim gibi de bir sozu vardı. bunlarla birlikte bi de turbesine giren isikla ilgili bir olay vardı (bkz: ibrahim hakki).ama ben odevi yaparken bu yazılan olay restorasyon icin mi baska bi nedenlemi duvarlar onarıldıgı icin gerceklesmiyodu.
  • murat bardakcının 2 temmuz 2000 de yazdıgı yazıya gore erzurumlu ibrahim hakkının olusturdugu cima vakitlerine gore cocuk karakteri su sekilde:

    meyve ağacı altında cima edenin veledi zalim olur.
    cima sırasında konuşanın veledi dilsiz olur.
    yorganın altına girmeyip yıldızların altında cima edenin veledi münafık olur.
    başkalarının yanında cima edenin veledi hırsız olur.
    ister zorla, ister rızayla yapılsın, hamamda cima edenin veledi ahmak olur.
    ayın ilk gününde, on beşinde veya son gününde cima edenin veledi deli olur. ama ayın ilk günü sabaha yakın cima edenin veledi cömert olur.
    öğleden evvel ve sonra cima edenin veledi şaşı olur.
    ramazan bayramı gecesi cima edenin veledi anaya ve babaya ási olur.
    kurban bayramı gecesi cima edenin veledi dört veya altı parmaklı olur.
    şaban ayının tam ortasının gecesinde cima edenin veledi münafık olur. erle avratın bundan sakınmak için üzerlerini örtmeleri şarttır.
    güneşe karşı ve ayakta cima edenin veledi altına işeyici olur.
    baldızını düşünüp cima edenin veledi hünsá yani çift cinsiyetli olur.
    cimada kadının cinsel organına bakan erkeğin veledi ya orta malı olur, yahut kör olur.
    cimada öpüşenin veledi sağır olur, ezan okunurken cima edenin veledi yalancı olur.
    yolculuğa çıkılacak günün gecesinde cima edenin veledi malını-mülkünü asilik yolunda harcayıcı olur.
    karnı aç iken cima edenin veledi zayıf, tok iken cima edeninki ise şişman olur.
    hasta avratla cima edenin veledi de zayıf ve hasta olur.
    boşalma sırasında hatıra ne gelirse, veled öyle yaratılır. çirkin yüzler hayal edenin veledi çirkin ve ayıplı, güzelleri hatıra getirenin veledi ise güzel yüzlü olur
    pazartesi gecesi cima edenin veledi álim ve sofu olur.
    salı gecesi cima edenin veledi cömert ve şefkatli olur.
    çarşamba gecesi cima edenin veledi katil ve kavgacı olur.
    perşembe günü öğleden evvel cima edenin veledi álim olur ve şeytan o çocuktan kaçar.
    cuma namazından evvel cima edenin veledi ya cennete girer yahut şehid olur. cuma gecesi cima edenin veledi ise ibadetine düşkün, içten ve samimi olur.
    cumartesi gecesi cima edenin veledi şárib-i hamr (şarap içici, bugünkü anlamıyla alkolik) olur.
    pazar gecesi cima edenin veledi eşkiya olup yol keser.

    murat bardakcı yazmamıs ama bunların altında kitapta yanlıs hatırlamıyosam bu yazılanların tecrubeyle sabitligi ve denenmemesi hakkında bir de yazı vardı.
  • bir dönem murat bey penthouse da yazarken bu insanı üstü kapalı olarak nakleder o aylık yazı hakkını doldurur, muhasebeden bordrosunu alırdı. seneler geçti görülüyor ki murat eski adetlere dönmüş, kendi kendini tekrar eder olmuş. sanırım bu konuya izahati de "tarih kendi kendini tekrarlayınca, tarihçiye ne yemek düşer?" ben yanıtlayayım muradım
    (bkz: bok)