şükela:  tümü | bugün
  • eş çıkması olduğunda, bazen aileden birazcık bilen, aşina olan biri, çoğu zaman ve zor durumlarda ise belirli, ünlü ustasının yaptığı i ve işleri yoluna koyma işlemidir. eşin çıkıp çıkmadığı, halsiz, çalışamayan, gözü dünyaya bakmaz hale gelmiş, iştahsız veya bulantılı, çoğunlukla uzun süre aç kalmış bir kadın veya erkeğin eş çıkmasından şüphe ile karın muayenesine başvurmasıyla anlaşılır. büyüsel değil, el manevrasıyla ilgili fiziksel işlemlerdir. sakin, sohbet eşliğinde yapılması muhtemelen etki artırıcıdır. atağan ismiyle de bilinen eşin, karın yüzeyinden ama yoğurma gibi derin manevralarla yerine konmasıyla eş katma işlemi tamamlanır, ondan sonra artık kişi yemek yiyebilir, su içebilir. gücü de yerine gelir, etkisi adeta düğme basma gibi ani ve net farkedilir haldedir. dolayısıyla yapanın da yapılanın da üstünde net anlaştığı bir deneyim, yaşantıdır, ilginçtir.

    ek bilgi ile edit: eş katmanın da belli bir düzeni, sırası varmış. önce kasıklar kaldırılırmış. bu kaldırma yavaş yavaş bölgenin yukarı doğru yepeçlenmesi**, sıvazlanması biçiminde. bu yavaş hareketlerle iç organların yerini değiştirmeye benzeyen bir işlem. kullanılan elek veya havan da galiba kepçe veya gelberi gibi topluca yöneltme yardımcısı. bir de sırtüstü yatırıp karna yönelinmezden önce çoğunlukla yüzüstü yatırılıp kişinin beli çiğneniyormuş. hazırlığın hazırlığı. kasıklar kaldırıldıktan sonra mide tarafı da el ayası ile kaldırılıyormuş. sonra iş asıl hedefe, eşin yerine geri getirilmesine geliyor. eş yatağına gelirken kasıklar ısınıverirmiş.

    eş başarıyla katıldıktan sonra sağlamlaşması, zırt pırt çıkmaması için de önlemler alınıyor. örneğin göbeğe sabun kalıbı bağlama, lök koyma. lök, sabun kıymığı ile yumurta akının karıştırılıp zıvıtılmasıyla* yapılan bir karışım. ikisi iyice halleşiyor, emişiyor. avuç dolusu miktarında lök beze sarılıp karna, göbeğin üstüne sarılıyor. bundan beklenen, içeride dağınık ve eş çıkartıcı iç suyun emilmesi, içerinin kurutulması. lök bu işlevde sabundan, sabun kalıbından daha başarılıymış. yalnız çok fena yapışırmış, sonra bunu kılları, tüyleri yolma pahasına çıkarmak gerekirmiş. katlanması zormuş.

    hafirganın hafakan ve atağana benzeyen bazı yönleri var, yalnız bir bunaltı sendromu veya bunaltı bedensel eşdeğeri olarak kapsamı bunlarla tam örtüşmüyor gibi. bakmak gerek.

    (bkz: halk hekimliği)