şükela:  tümü | bugün
  • (esbab-ı mucibe) gerekçe.
  • bir şeyi gerektiren neden ya da nedenler. nerden icab ettiyse? şöyle ki: mesela arkadaşınızdan borç istemenizin esbab-ı mucibesi bu ayki maaşınızın geç yatmasıdır. ama tek neden bu olmaya da bilir. hem maaş geç yatmıştır, hem de araba almak için ek paraya ihtiyacınız vardır. bu durumda esbab-ı mucibelerin sayısı iki olur ki bunun konumuzla bir ilgisi var mı? hayır yok! o zaman naapmıııycez? aramızda konuşmııycez...
  • tdk, "esbabımucibe" diye yazın diyor.. vallahi..
  • ilk defa bugün recep tayyip erdoğan'dan duyduğum tabir. kendisinden ilk defa bir şey öğrendim çok heyecanlandım. kendisinin türkçesini yetersiz bulan birisi olarak bu da benim utancım olsun.
  • sayın cumhurbaşkanımız erdoğan'ın kelime hazineme kattığı söz öbeği

    yine aynı konuşmadan öğrendiğim bir başkası (bkz: sarfınazar)
  • gerekçe anlamindaki sözcük.

    mesela, anayasa makhkemesi kararları esbab-ı mucibesi yazilmadan verilmez.
  • yıllar önce bir arkadaşım sevdiğini esbabi mucibem diye telefonuna kaydetmişti ilk gördüğümde şaşırmıştım anlamını sorunca yaşama sebebim demek demişti.
    sonra kızı esbabi mucibesine vermediler esbabi mucibesi okul okumamış diye bir hikaye böylece acımasız şekilde son buldu.
    sol frame de görünce aklıma o zaman geldi.
    hey gidi.
  • sebeplerin "gerektirmeyeni" mi olur hiç dememe sebebiyet veren ifade. gerektiren sebepler = para biriktirilen kumbara gibi bir şey sanki. para biriktirilmeyecek kutuya kumbara denir mi hiç.