şükela:  tümü | bugün
  • thomas cowan 'ın kitabı.
    tarihe işik tutma amaçli görünen kitaplardan biri.

    ama ayni zamanda kavramlaştirma ve anlama tarihinin bir yanini da ele veriyor. tamlamayı kitap adı olmaktan çıkarıp ,ona daha yakından bakınca bazı ışıklar yanıp sönüyor.acaba eşcinsellere ve olmayanlara şöyle bir mesaj verilmiyor mu aba altından? : düzen, sıradanın düzeni, sen zaten dışındasın. orada, dışarıda, kendin gibi arkadaşlarınla istediğin gibi oyna. orada kalmaya razıysan ilişmeyiz ama sokaktaki adamsan, evindeki kadınsan, kurallar değişir. sen görünür olamazsın. eğer deha gibi “ekstra” bir özelliğin, seni itmek için uzanan ellere tutuşturabileceğin bir bahşişin yoksa… olağanüstü olmalı varlığın. değilsen sadece olağan haller içinde yaşayanların hayatlarını yaşayabilirsin.

    kendin olmayı hak etmelisin. dahi olmalısın. kimliklerinden birini kabul ettirebilmek için, bir başkasına da, “üstün” olanına da sahip olmalısın. görünürlüğünü ancak dehanla ya da mesela deliliğinle gerçekleştirebilirsin. sonra, ona, dahiliğine, deliliğine başka şeyleri, diğer “sen”lerini katabilirsin. deli der geçeriz, dahi der karışmaz, saygı duyarız. ama mahalle bakkalımızsan, sekreter kızımızsan hakkın yoktur. ötekileştiremediğimizi başka türlü kusarız.

    dehani, adeta “kusur”unun özrü gibi ortaya koymali, yaşamalisin.

    yildirim türker ‘in deyimiyle : “öyle yağma yok”
  • eşcinselliklerinin yanı sıra dahilikleri parıldayan insandırlar. iki kişilik özelliği bir araya gelip bir başka kelime ile de ifade edilmeyecince insanın aklına "eşcinsel oldukları için mi dahiler" yoksa, "dahi oldukları için mi eşcinseller" sorularını düşürür ki bir anda homofobi karşısında heterofobi yaratmaktadır bu oldukça gizli saklı bir biçimde. ciddi anlamda saçmalamaktır bu.

    zira ötekileştirme, farklılaştırma suçu ya da belki daha doğru bir deyişle günahı bu sefer tarih boyunca en çok ötekileştirilen bir grupların birinden yansıyıp yüzünüze çarpılır.

    hani şöyle bir önerme vardır; çocukluk ve gençlik döneminde sosyalleşme, ilişki ve iletişim kurma babında rol model olacak birilerinin olması homofobinin yoğun yaşandığı günümüzde belki iyi gelir. yalnız ve tek olmadığımı toplumda dokunulmazlık kazanmış; çünkü dahidirler, eşcinsellikleri kadar dahilikleri ile de önplana çıkmışlardır; insanlar tarafından ancak sağlanabilir dense de; bunun handikapı sıradan dünyada, sıradan alışveriş merkezlerinde, sıradan işlerinde, sıradan kafelerde oturan sıradan eşcinsellerdirler. zira insan özdeşim kurabilmek için birazcık da kendi gibi, sıradan birisini tercih eder.

    edit: eşcinsellik ne dahilerin tekelinde, ne de dahiliğin yan etkisidir. eşcinsellik son derece sıradan bir insan olma halidir. sanılanın aksine içinde herhangi bir üstünlüğü ya da aşağılık olmayı barındırmaz. eşcinselliğin tek farkı toplumdaki homofobi ile güreş tutma duruşudur. eşcinseller son derece sıradan insandırlar. dünya nüfusunun %11'i eşcinseldir; etrafınızda gördüğünüz her 9 kişiden biri.

    bonus: (bkz: kıçıyla okuyanlara selam ederim)
  • (bkz: zeki muren)

    turkiye gibi bir ortamda belki de dahiligi sayesinde escinsel olarak kabul gormus, hemen hemen butun ulkenin saygisini sevgisini kazanmistir.
  • muadili evimizin, mahallemizin eşcinselleridir. kuşum aydın gibi. teyzelerin bayıldığı, zararsız gördüğü, bağırlarına bastığı eşcinseller.

    bu konuda bir başka güzel hikaye; (bkz: muhterem nur ya da neriman köksal) muhterem nurları herkes sever.
  • (bkz: alan turing)