*

şükela:  tümü | bugün
  • basortululerden herkese ozgurluk bildirisi'nin imzacılarından hilal kaplan'ın bir ifadesi. ifade ona ait olmakla kalmıyor. beraber hareket ettiği bacıları adına çoğul da konuşuyor hanımefendi. açıkça ifade etmişlermiş.

    baştan alalım. basortululerden herkese ozgurluk bildirisi ortaya çıktıktan sonra kamuoyunda olumlu ve olumsuz tepkiler aldı. tepki gösterenlerden biri de yeni şafak'tan akif emre isimli bir zat. bu kadınlara verdi veriştirdi. yok "baş örtüsünü, bir ibadet olması nedeniyle ibadet özgürlüğü talebinden çıkarıp “evrensel değerler, insan hakları” bağlamına indirgeyen yaklaşım" varmış, yok "islam gibi kuşatıcı bir değeri savunmak adına evrensel 'evrensel değerler' oyununa gelmeleri" sözkonusuymuş, yok "özgürlükler adına açıklama yapan bir grup baş örtülünün eşcinsel haklarını savunmaya kadar varan talepleri, dini kutsallardan (değerlerinden) bağımsız bireyi kutsayan bir dile sığınmaları ancak islamın protestanlaşması ile izah edilebilir." imiş. daha önce de demiştim adamların derdi bireysel özgürlük falan değil. (bkz: ozgurluk icin degil dini emir diye mucadele vermek)

    işte bu akif emre isimli zat, bildiri imzacısı kadınları evrensel değerler oyununa gelmekle, üstü örtük feminizm söylemlerine savrulmakla suçluyor. hatta türbanın erkeklerin iktidar aracı olduğu görüşünü ilkel feminizmle ilintilendirip kadınların “bizi rahat bırakın. beyler kavganızı kendi üzerinizden yapın” söylemlerini ibretlik olarak nitelendiriyor. başörtüsü emri sadece kadının değil erkeğin de sorumluluğunda imiş. bunu dışlayan bir örtü savunusu çok rahatsız etmiş muhteremi. (bkz: kadinlarin turbanina erkeklerin karar vermesi)

    işte akif emre bu yazıyı yazınca, imzacılardan hilal kaplan bir savunma göndermiş akif emre'ye. ama ne savunma. kendi zihniyetlerini açık eden, "valla feminist siyasetini savunmadım abi, öncelikle tebliğ yapalım abi sonrasına bakarız abi" minvalinde bir savunma. o bildirideki sert, kendinden emin, erkeklere elinizi çekin diyen hava gitmiş, munisleşmiş, müslüman ekeklerin idealize ettikleri mümine hanım tandansına yakınlaşmış. eee kolay mı kadın başına erkeğin karşısına dimdik çıkmak. en ufak eleştiride yelkenler suya iner işte. gelin de bana birey olmaktan, özgürlükten bahsedin sonra. mektuba bakalım:

    "yazınızda “eşcinsel haklarını savunmaya kadar varan talepleri” derken bizi yanlış anladığınızı gördüm ve hatanızı düzeltmek istedim. sabah ve radikal gazetelerine verdiğimiz röportajda çok sarih bir biçimde eşcinsel siyasetine karşı olduğumuzu vurguladık fakat..."

    bir de şu açıdan baksak abi?

    " size sormak isterim: islam'la tanışmamış insanların önce tekme tokatla mı tanışmaları gerekiyor?"

    önce islamla tanıştırsak da gerisine sonra baksak abi?

    "ayrıca feminist ve eşcinsel hareketler ile arama sadece “sen günahkarsın” deyip duvar örmek yerine onlarla konuşmayı, tebliğ ve temsil etmeyi seçiyorum çünkü bu insanların din konusundaki cehaletlerini görmeye ihtiyaçları var ve şu ana kadar çok güzel sonuçlar aldık elhamdülillah."

    tebliğ yapalım abi. kimisi yola gelir belki. cahiller bunlar. çok da güzel sonuçlar aldık hem. elhamdülillahhh...

    "şunu çok açıkça ifade ettik: eşcinsel ve feminist siyaset(ler)i bir yatak odası siyasetidir ve bizatihi pornografiktir. kendi karşı çıktığı siyasal mekanizmaları fazlasıyla yeniden üretir, zulümdür. sonuçta çok olumlu tepkiler aldık hatta bazı eşcinsel arkadaşların görüşlerimizi onayladığını farkettik."

    işte böyle. yoksa beni onlara destek veriyor sanmayın nolur. kazanacağız onları abi.

    "eğer sizi eşcinsellere yönelik şiddet politikasını eleştirmemiz rahatsız ettiyse şu kadarını söyleyeyim. türkiye'de eşcinsellere yönelik sarih bir dini temsil ve tebliğ yok. bu insanların ya islam'la hiçbir bağları olmamış ya da çok travmatik bir dini geçmişleri olmuş. bu yüzden daha tebliğ ve temsil evresi gerçekleşmeden direkt polis şiddetine maruz kalmalarını tasvip etmem mümkün değil."

    islamla bağları olmamış bunların. travmatik bir dini geçmişleri olmuş. hastalar abi. tebliğ ve temsil evresi olmadan polis şiddeti olmasın abi. önce tebliğ ve temsil. sonrasına bakarız.

    "ayrıca bireyi yücelten bir söylemimiz de hiç olmadı. eğer dikkat buyurursanız bildirinin adalet vurgusu yapan bir hadisle bittiğini görürsünüz. hadisle bitirmemizin sebebi ise liberteryen bir yerden değil, islami adalet anlayışı çerçevesinde özgürlük taleplerini savunduğumuzu vurgulamak içindi."

    bizim de derdimiz birey özgürlük falan değil. adalet vrgumuz bile hadisle. liberteryen bakmıyoruz. islami adalet çerçevesinde özgürlük taleplerini savunuyoruz abi. size aykırı bir şey söyler miyiz biz abi?

    işte böyle. alın buradan yakın. herkese özgürlükmüş. bu mektubu nasıl yorumlarsanız yorumlayın. yorumlarıma katılmayabilirsiniz elbette. gördüğüm o ki bir erkekk bir abileri "hött" deyince yelkenler suya inmiş. özgürlük söylemleri kazınıp altındaki zihniyet ortaya çıkmış. kendisi diyor liberteryen bakmıyorlarmış. hele hele "tebliğ olmadan polis şiddetine maruz kalmalarını tasvip etmiyoruz" ifadeleri tam bir facia. bunu yanlış ve maksadını aşan ifade olarak görmek istiyorum. kendini ifade edememiş olmalı. kayıtsız şartsız şiddete karşı olmalı bir insan.

    bu hanımların şöyle bir şeyleri de vardı: (bkz: başı açık kadın nesneleştirildi)

    şunlar da entryde bahsi geçen yazılar:
    http://yenisafak.com.tr/…azarlar/?i=9533&y=akifemre
    http://yenisafak.com.tr/…azarlar/?i=9565&y=akifemre
  • (bkz: #12817183)
  • ben de gülme efekti yaratan iddia. hani tanıdığım eşcinselleri ve feministleri düşününce karnıma gülmekten sancılar giriyor.

    elbette eşcinsel imgesini sodom ve gomore ibaret sayan ve feministleri, hümanist olmadan uzak ataerkil statükocu zihniyetle kendilerini dahi aşağılayan bu kadınların, aşağılamalarını düşününce kahkahalarımın yerin, hüzne bırakıyor.

    zira 9 yaşındaki çocukları peygamberin davranışı adı altında koccaman adamlara peşkeş kılan, tecavüzcüsü ile evlendirip namus temizleyen, dört tane kadından kendisine harem kuran adamları mazur gören, dayağın bile belli bir sınıra göre mazur gören, kendilerini cinsel tahrik nesnesi görüp örtülerin altına hapseden ve bunu haklı bulup özgürlük kisvesi altında savunan, erkeğin yanında islam hukuku karşısında yarım insan olmayı kabul eden insanları görünce insan üzülüyor.

    eşcinseller elbette cinsellikle ilgilenirler, herkes kadar. ama yobaz insanlar gibi herşeyi seksi yasaklama örtme dürtüsü ile decode etme dertleri yoktur. el sıkarken, insanların saçına başına bakarken tahrik olup amanın devamlı seks düşünmezler. inanın bunu yapan sadece tek grup var. regl olmuş çocukları bile günah dolayısıyla seks nesnesi sayan tek grup.

    birisini sevmek cesaret ister. ona sevdiğini kapalı kapılar, dolaplar içinden değil de herkes kadar ifade etmek ne denli yatak odası siyasetidir bilinmez. sosyal haklardan eşitçe faydalanmak, yüce güç erkekle ile sosyal hayatta eşit haklardan yararlanmak istemek, küfür nesnesi olmamak, şiddete maruz kalmamak, insan sayılmak ne kadar yatak odası siyasetidir bilinmez ki ...

    hani bilen birisi varsa bana bir açıklasın ....

    demokrasi hoşlanmadığınız, sevmediğiniz, hatta azınlık olup normun altında kalanlara bile yaşama, sosyal haklardan eşit faydalanmayı sağlayabilmektir. yoksa beğenilerinize, referans kodlarınıza göre demokrasi savunuyorsanız çakma demokrasi derler buna.

    kaldı ki dünya nüfusunun yarısını ilgilendirin feminizm ne zaman azınlık, din karşılığı olmuştur ki günahla özdeşleştirilen yatak odası siyasetidir diye küçümseniyor.

    ki kaldı ki bu lafı zikreden de bir kadın .... ne doğru söylemiş simone teyze kadın doğulmaz kadın olunur. bunlar daha kadın bile olamamışlar.
  • bu tarif neye benziyor biliyor musunuz? işçi sınıfı siyaseti sofra siyasetidir demeye benziyor. bizimkiler ona ekmek kavgası demişti ama zamanında. keza escinsel feminist siyaseti de beden kavgasıdır; beden özgürlüğüne dair verilen bir politik mücadeledir.

    efendiler, yengeler, cinsiyet ile cinsellik, cinsel eşitlik ve cinsel bağımsızlık ile nemfomani arasında ciddi bir fark vardır. bunu öğrendiğiniz zaman siz de "adam" olacaksınız. ümitle bekliyoruz.
  • bu sözü söylettiren zihin yapısıyla özgürlük kavramını bir arada düşünemiyorum. dilini uzatmaya, aşağılamaya cüret ettiği insanlar kendisine hak ettiği cevabı verir mi vermez mi bilmiyorum ama benimkini vermiş oldum: sadece kendine demokrasi istemek faşizmdir; demokrasi senin neyine, öküz!
  • "okuduğumuzu anladık mı"sı yönlendirmeye maruz kalmış yazının bir cümlesi.
    eh aktaran avasas olunca, yönlendirme ve saptırma kaçınılmaz oluyor.

    şimdi bir, kendi özgürlüğünü savunan birinin aynı zamanda tebliğ etme kaygısı gütmesi neden tezat oluştursun?
    bu kadınların hiçbiri feminist kökenden gelmedi zaten. "ben yılllllllarımı feminizme verdim sana ne oluyor?" mu denecek, bu kadınlar söylemlerinde kadın haklarına da yer verirse?
    asıl dertleri herhalde dini ve gelenek kökenli. kim inkar etti bunu?
    ama kendi geleneğini ve inancını yaşamak da bir haktır, özgürlüktür. ne hata keşfettiniz burada? "vay bunların asıl derdi dinlerini yaşamak" deyince gizli ve saklı bir şeyi keşfetmiş ve muhattabınızı gizli işler çevirirken yakalamış olmuyorsunuz.

    kendisi gibi düşünmeyenlere fikrini, güzel sözlerle, karşıdakine saygı duyarak anlatma isteğini, "güzellikle anlamazlarsa yola getiririz" olarak anlamak belki idrak eksikliğine bağlanabilir ama bu şekilde yaymak art niyet dışında bir şeye işaret etmiyor.

    yoksa zamanında ikna odalarında başı açılan kızlar mı geldi aklınıza? şimdi başörtüyle üniversiteye girince bu kızları taciz eden öğrenciler zamanında "güzellikle" anlatmaya çalıştığı için mi bu su-i zan?

    cümlenin kendisine gelelim;

    feminizm ve eşcinsellikle ilgili şahsi fikirlerim hiçbir zaman iyi olmadı lakin cümlenin kendisinin son derece sığ olduğu ortada. türbana özgürlük isteyen bir şahsın bu kadar genellemeci bir cümleyle kendini ifade etmesinin elbette savunulacak yanı yok. kendisi haksız genellemelere maruz kalan birinin kurmaması gereken bir cümledir.
  • derin manaları havidir.
    çağdaşların anlayamayacağı bir hakikattin ifadesi.
    (bkz: bastirilmislik temelli cagdaslik karikaturizasyonu)
  • yönlendirme ve saptırmanın yapılmadığı takkeyi düşürüp keli gösteren bir ifadedir.

    zannedildiği ve aksettirildiği gibi herkesin özgürlüğünü savunan değil ancak kendilerinin razı gelebilecekleri özgürlüklerin çerçevesini çizen birinin sözleridir. saolsunlar varolsunlar yarın şeriat geldiğinde eşcinseller tebliğ ve temsil aşamalarından geçmeden özellikle kendi evlerinde dayak yemeyeceklermiş. bilmiyorduk, öğrendik...

    #12819394 soz konusu ozgurlukse hicbir sey teferruat degil /@yeni
  • okuduğunu anlayanların herhangi bir çelişki bulamayacağı bir açıklamadan çekilen ifadedir.
    bazıları başlığın içerinden çok, "ben size demedim mi bunlar böyle" edebiyatı yaparak tepinirken sevgili hilal şöyle bir cevap mektubu göndermiştir. #12829596