şükela:  tümü | bugün
  • bu aralar ekstrem şekilde araştırdığım ve yazdığım konu olduğu için bir kaç kelâm etmek isterim:

    türkiye gibi geri kalmış bir toplumda, diye konuya girmek felaket derecede acımasızlık olur. zirâ türkiye'de ve osmanlı'da ve selçuklu'da bu konu açık seçik bir şekilde toplumun gözü önünde ve gayet kabul edilebilir bir durumdu. çünkü, eşcinsellik yahut oğlancılık, türk halkına önce yunan istikametinden ardından da ortadoğu'dan geldiği için, toplumun kanıksadığı bir şeydi. yani, ortaasyadan dört nala gelirken, duraksadığımız her yerde eşcinsel insanlar gördük, hatta birlikte olduk. buhara'da, semerkantta, din hocamız iran'da, eşcinselleri kabullendik biz hali hazırda.

    anadolu'ya geldiğimizde ise zaten yerleşik bir hayatı vardı eşcinselliğin ve helen döneminden ve doğu roma 'dan kalan bu kavrama da aşina olduğumuz içün çok yadırgamadık. (şimdi bile anadolu'ya gitseniz, kız bulamadığı için, genç çocuklarla birlikte olan binlerce genç-orta yaşta kişiler görebilirsiniz.) bu toplumda "evlense geçecek," diye tabir edilen bir kavram haline gelse de aslında toplumun bilinçaltında yatan eşcinselliğin bir tezahürü.

    osmanlı'da civelekler taburunu ve saire zaten biliyorsunuz.

    peki, ne zaman dehşet duruma geldi bu? 50'lerin sonuna doğru, ideolojik islam bastırmaya çalıştı bu kavramı. sanki ortadoğu'dan gelmemiş gibi, türk hocaları ve alimleri bu kavramla savaşmaya adadı kendini ve topluma bunun bir öcü olduğunu gösterdi. ne tuhaf?! halbuki toplumda kabul edilmiş, bilinçaltına işlemiş bir şeyi öcü olarak göstermek, ters tepki yaptı ve eşcinsel kişilerin köşeye çekilmesine neden oldu..

    (bkz: ihsan hala) böyle alışılmış bir şeyle savaşınca da olaylar patlak verdi gitti.