şükela:  tümü | bugün
  • bulunduğu yerde çok fazla durmasa iyi olacak insandır. ortalıkta tehlikeli adamlar dola$ıyor nitekim.
    (ara: e iktekini be iktekini)
  • eski fin geleneklerine göre, sevilmeyen insandır. misafirliğe, eğlenceye gelen insanlara sen git eşikte dur derler, kavga çıkarırlardı. (bkz: kalevala)
  • içeri girecekmiş gibi yapıp girmeyen, gidecekmiş gibi yapıp gitmeyendir. kararsızlıkla belirsizlik arasında durur oturur, istemli midir istemsiz midir, o bile bilinemez.

    muallak..
  • iftiraya uğrama ihtimali olan insandır. anneannem eşikte durma iftiraya uğrarsın derdi. *
  • iki türlü anlaşılabilir.

    yanlış anımsamıyorsam, derviş de "eşikte duran" gibi bir anlama geliyordu. bu anlamıyla, olumlu olduğu söylenebilir. fakat bir de eşiktelik kavramı var (bkz: liminality). bu, kötü bir şey işte.
  • "eşikte duran eş üstüne varır." derdi benim babaannem de. (kuma olur demek istiyor.)
    demek ki en kötü karar kararsızlıktan iyi miymiş?
  • "eşikte durma eş üstüne varırsın." (kadınlara yönelik uyarı)
    ayrıca = kuma
  • "kalamıyorum ve gidemiyorum da..
    uzaklaşamıyorum ve yakınlaşamıyorum..
    sevinemiyorum ve üzülemiyorum..
    pusuda bekler gibi eşikteyim..
    bir pundunu bulsam, içeri gireceğim..
    ve bir pundunu bulsam dışarı kaçacağım..
    evet diyemiyorum “sen de?” diye sorduğu zaman.. hayır diyemiyorum..
    aynı coşkuyu paylaşamıyorum coşkulandığı zaman, coşkulandığımı kendime bile itiraf edemiyorum..
    bir içeri, bir dışarı sürükleniyor eşikteki ayağım..
    ne zaman böyle yaban oldum bilemiyorum..
    kendimden yoruluyorum.. "
  • türk mitoloji tarihi araştırmacısı prof. dr. muharrem kaya'nın, konuyla alakalı rivayetlerine konu insandır.

    "eşikte neden durulmaz?
    eski türkler yeraltını kötülüğün başlangıcı olarak görürdü. erlik, eski türk inanışlarında yeraltındaki ruhların başı kabul edilirdi. kendisine kurban verilmezse insanların canını alıp yeraltına indirip hizmetçi olarak kullandığına inanılırdı. bazen de insanlara kötülük yapsınlar diye yeryüzüne gönderirdi. yeraltında kara çamurdan yapılmış bir sarayda yaşadığı düşünülürdü. sarayı insanların gözyaşlarından oluşmuş dokuz nehrin birleştiği yerdeydi. nehrin üzerinde at kılından bir köprü bulunurdu; yeraltından kaçmaya çalışan canlar köprüden geçerken erlik köprüye basar ve onları suya düşürür, su da onları erlik'in kucağına teslim ederdi. demir başlı yedi oğlu vardı. oğulları kapı eşiklerinde dururdu. o nedenle günümüzde hala eşiğe basmak pek çok yörede iyi olarak görülmez. bu mitolojik hikayenin yanı sıra bazı eski inanışlara göre evin koruyucu ruhu eşikte beklediği için saygısızlık olmasın diye eşikte durmak hoş karşılanmıyordu."

    edit :kaynak