şükela:  tümü | bugün
  • şarkıcı, tiyatro sanatçısı, yazar.
    italya'da doğdu. ankara devlet konservatuarı'nda piano bölümünü bitirdi. devlet tiyatroları'nda 12 yıl oyunculuk yaptı. yurt içinde ve yurt dışında birçok ödül aldı. türk müziği - klasik müzik - caz sentezi yaptığı çalışmaları özellikle yurt dışında büyük ilgi gördü. son olarak caz yorumuyla aşık veysel albümünü yayınladı. aynı zamanda prof. dr. oktay sinanoğlu'nun da kardeşidir.
  • "arabesk yasaklansın, hem atatürk yaşasaydı o da... vıdıvıdı..." diye konuşan, bu başlığı açtığım için utandığım, sanatçı demeye bin şahit gereken kişi.
  • (bkz: yoh yoh)
  • valla turnike yarışması turnike yarışması iken, fransa'nın başkentini bilememişti, benim için bu'dur kendisi
  • (bkz: zuhtu)
  • biyografisine ek olarak yakın zamanda geçirdiği menenjiti de ekleyebileceğim dolayısıyla defalarca gittiği paris'in fransa'nın başkenti olduğunu bir anlık da olsa bu yüzden unuttuğunu düşündüğüm, mart 2004 bursa konserinde arkasında perküsyon çaldığım, iyi niyetli, kültürlü insan. çocuklara yönelik albümü de var. (bkz: pembe ucurtma)
  • dinledigim kadariyla super sese sahip bir sanatci ancak ingilizce telafuzunu biraz daha ilerletmesi lazim gibi...
  • şu an turkcell reklam müziği olarak dillere pelesenk olan "bir adam vardı canı sıkılan" şarkısını eurovision şarkı yarışmasında seslendirmiş zamanında.
  • söyleşilerden ve kitaplarından anladığımız kadarıyla egosu çok yüksek,öyle kimseyi kolay kolay beğenmeyen kaprisli sanatçı takımındandır kendisi...

    orient express adlı gemide çeşitli ülkelerden zenginlere şarkılarını söylemek için davet edilmiş,fransa'da theatre de la ville de konser vermiştir.söylediğine göre de olimpia gibi parasını bastırarak konser verilebilecek bir mekan değildir theatre de la ville...

    (bkz: anılar yanıltır mı)
  • hayatta yüzünü görmemişim, bir tek kaset kapağında neredeyse el çizimi diyebileceğimiz flu bir fotoğrafı var. zaten öyle ikide bir televizyona çıkan biri de değil.

    neyse, deli dolu müzikalinin açılışı vardı. orda da bir kadın, esin afşar imiş kendisi. biri önce tanıştırdı, merhaba filan, geçtik. her tarafına bir takı yerleştirmiş, acayip bir saç ve makyaj, rengarenk bir yüz. sonra dediler ki "o kadın esin afşar". ben de "aa, öyle mi?" dedim. tutturdular bi de yanına götürdüler, "ya az önce tanıştınız ama bu arkadaş kimle tanıştığını bilmiyormuş". başladı kadın çemkirmeye, yüzünü çevirdi başka yere yürüdü, ağzında bişeyler geveliyor. "niye tanışıyor o zaman" gibi bişeyler duydum. bu da böyle bir anım. sanki ben istedim tanışmayı, banane, senin arkadaşın götürdü zorla. hem ben seni nerden tanıycam, kendini bu kadar tanınmaz hale sokarsan kimse hatırlamaz ki.