şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kabustur.

    bir gün telefonum çaldı, kayıtlı olmayan bir numara. açtım, karşımda bir kadın sesi, biraz stresli biraz üzgün gibi. kimsiniz dedi. dedim siz kimi aramıştınız. kimsiniz siz kimi aradınız diye biraz daha tersleştik. sonunda kadın pes etti, hayriye'yi aradım ben dedi. burda o isimde biri yok dedim. nasıl yani siz x firmasında çalışan hayriye değil misiniz. hayır hanfendi dedim adım hayriye değil, o firmada da çalışmıyorum. kadın iyice gerildi, ufaktan ağlayacak diye korkuyorum. bi sorun mu var dedim. evet dedi, numaranız eşimin telefonunda kayıtlı. eşiniz kim dedim. anlattı fakat öyle birini tanımıyordum. dedim bir yanlışlık olacak heralde belki 1 rakamı farklı yazmış olabilir. her gün telefonunu kontrol ederim, yeni bi numara kaydetmiş bugün, sizin numaranız yani, bu kim diye sordum iş yerinden hayriye dedi, kontrol etmek için aradım dedi. ben şoka girdim duyduklarım karşısında. hanımefendi dedim, adım hayriye değil, o firmada çalışmıyorum, eşinizi de tanımıyorum kesinlikle ama sizin bu yaptığınız mantıklı bir hareket mi dedim. demez olaydım. kadın koyverdi kendini ağlamaya başladı. bu körolasıca beni aldattı, daha 1 yaşında kızım var boşanmam mümkün değil, ev hanımıyım gelirim yok, affettim ama her gün diken üstündeyim her şeyini kontrol ediyorum sürekli dedi. kusura bakmayın sizi de rahatsız ettim diye ekledi. dedim rahatsız olmadım da sizin adınıza üzüldüm dedim, kendinize eziyet ediyorsunuz resmen. çekilir mi böyle hayat. yapacak bir şey yok güzel kardeşim çocuğum için katlanacağım mecbur dedi. iyi bir gün, iyi bir hayat diledik birbirimize ve kapattık.

    bu anımı niye anlattım? öncelikle kadınlar, sevgili hemcinslerim, ne yapıyoruz? çalışıyor, kendi ayaklarımız üzerinde duruyor, namerde muhtaç olmuyoruz. ikinci olarak; beyler, telefonunuzu kurcalayan bir eşiniz varsa belki de onu siz o hâle getirmişsinizdir. yok ben evlendiğimde bu zaten böyleydi diyorsanız, yanlış bir tercih yapmışsınız demektir. kolay gelsin her iki tarafa da.
  • bunun bir de sevgiliyken karıştıranları var onlar ne olacak peki?
  • kavgaya sebebiyet verir. boşanmaya yol açar. elimizdeki bu güveni yiyip bitiren elektronik canavarlar varken zaten bir evliliği stabil tutmak çok zor.

    bir akrabamız var. 1 yaşına girecek dünyalar tatlısı bir oğlu var. nerden baksanız 1.5 senedir evli. evli olduğu beyefendi çok saçma sapan bir adam. sinirli, kızı ailesiyle zar zor görüştüren, her şeye burnunu sokan bi tip.

    geçen gün bu adam eşinin telefonunu kurcalamış. bir de bakmış ki gizli bir klasör. demiş "şifresini ver!" bizimki vermemiş tabi. bu adam da saçından tutmuş. biraz tartaklamış. kadın da vurmuş bir iki. küçük çocuk da bu hengâmede yere düşmüş ağzı kızarmıştı biz gittiğimizde. kadın o sırada polisi arıyor. böylelikle kadın 6 ay boyunca uzaklaştırma kararı alıyor. biz aldık kadını köye götürdük. ailesinin yanında duracakmış, boşanacakmış bir de. o adamdan her şeyi bekliyormuş. gizli facebook, instagram hesapları varmış adamın. her ikisi de birbirini suçluyor anlayacağınız.

    tutturdu boşanacağım boşanacağım. sen boşanacaksın da bakalım ortada çocuk var. kolay mı öyle? çocuk olmasa hadi kestirip atarsın. zannetmiyorum bu konuda muvaffak olsun. tek isteğim bu ikisine allah'ın hidayet etmesi. böyle gereksiz şeylerden kavga edebilmek akıl kârı değil. vizyonsuz musunuz lan evlenmeyin o zaman. kesinlikle güven problemi olanlar evlenmemeli çünkü herkes her haltı yemeye muktedirdir. ayağınızı denk alın. patır patır da çocuk doğurmayın siz kavga ederken yere düşüp ağzı kızarıyor yavrucakların. bilin istedim.
  • sadakati telefon kurcalayarak temin edeceğini sanan, her gerçekleştiğinde ilişkinin tüm saygınlığını biraz daha azaltan, istatistiki olarak ilişkilerde olumsuz sonuçlar doğurduğu kesin olan hareket.
  • kendim yapmam, eşimin de yapmayacağını düşünüyorum. çağ dışı hareket.
  • seçimde müşahitlik yaptığım sandıkta görevlilerden birinin eşi oy kullanmaya geldi. kadıncağız da eşim diye kendisini tanıttı bizlere, telefonunu masaya bırak dedi. beyfendi telefonu bırakıp kabine girince sandık görevlilerinden "türbanlı" bir hanımefendi fırsat varken telefona bi göz atacaksanız uzatayım dedi kısık sesle. herkes şok. "bizde öyle gizli saklı yoktur ama merak ediyorsam kendisine beklemediği anda telefonunu ver derim verir." şeklinde cevap verdi.

    güvenmediğiniz insanla evlenmeyin arkadaş. o eş size nasıl saygı duysun.
  • inanılmaz itici bir eylem. hayatınızdaki kişi aldatmaya meyilli ise hayatınızda barındırmanız hata, yol verin gitsin. şahsınıza ve ilişkinize zerre saygı duymayan birisinin; telefonu, sosyal medyası ve arkadaş ortamını kontrol altına almaya çalışmak, kişiliğinizi zedeleyen en büyük darbedir. hiç kimse için kendinize duyduğunuz saygıyı ve güveni kaybetmeyin.
  • bir şey bulabilecekseniz, bir şeyler bulacağınıza dair kuvvetli şüpheleriniz varsa şayet, bulacağınız şeylerden hem siz utanırsınız hem de onu utandırırsınız. gerek yok böyle şeylere.

    hani ağır bir kaza ile ölen ve naaşları tanınmaz hale gelen insanları yakınlarına göstermek istemez yetkililer, bildiğiniz hali ile hatırlayın derler. öyle düşünün. aldatıldığınızı bilmek kırıcıdır ama o telefonda yüzleşeceğiniz şeylerin kırıcılığının sınırı yoktur. ömür boyu travma olacak, sizi bir güvensiz ve paranoyak yapacak çirkinliklere şahit olabilirsiniz. neden yapasınız ki bunu kendinize?

    ayrıca suçlu dahi olsa herkesin kişilik hakları vardır. aldatması eşinizi suçlu yaptığı gibi rızası olmadan telefonunu incelemeniz de sizi suçlu yapar. devletin suçlulara avukat atamadığını, her tür özlük haklarını çiğnediğini düşünün. "onlar da suç işlemiş, devletin buna hakkı var" diyebilir miyiz? diyemeyiz. aynı şekilde "beni aldatmış, her şeyine bakabilirim" de diyemeyiz.

    biz hırslarımıza kapılmasak, egomuzun gösterdiği yöne gitmesek, kriz yönetimini iyi becerebilsek, sakin kalıp aklı selim davranabilsek her şeyin medeni ve en az zararla atlatabilecek yolu yordamı var aslında.
  • elimde telefonla duruyordum öyle... benden aylardır esirgediği o gülücüklü, "siz zaten çok güzelsiniz, gülüşünüzle herkese neşe dağıtıyorsunuz" lu mesajı okuyordum. depresyondaydım, eşimin kurduğu iş yolunda gitmiyordu, dolandırılmıştık, parmağındaki alyansa kadar bozdurup eşime vermiştim. evin-çocuğun bütün sorumluluğu bendeydi, eşim eve geç geliyordu, sabaha kadar uyuyamadığını bahane edip elinde telefonla salonda oturuyordu. yüzüm gülmüyordu, yalan değil, ama kendimce son derece geçerli sebeplerim vardı.

    aldatmamıştı, bana sorarsan genç bir hatunun ilgisini hoş bulmuş, biraz konuşmaktan zarar gelmeyeceğini düşünmüştü. ona sorarsan sadece müşteriyi "bağlamaya" çalışıyordu.

    bu adam, dünyanın en munis, en karı-kızla işi olmayan adamıydı. o mesajlaşmayı gördüğüm gün bir yırtık oluştu kalbimde, aldatmadığını bildiğim halde/ yatakta yanıma gelmeyip başka bir kadınla sohbet edebilmeye cüret edebildiği için. bana yalan söylediği için. gizli gizli konuştuğu için. bir yırtık oluştu ve ona olan bütün güvenimi tek çırpıda yutuverdi.

    o ufacık yırtık, zaten varolan bir çok sorunumuzun da ortaya dökülmesi ile büyüdü, büyüdü, en son bir mahkeme salonunda kalbim ortadan ikiye ayrıla ayrıla gerekçeli boşanma kararını imzalattı bana.

    demem o ki, gördüğünüz şeyle yüzleşecek, sindirecek, sineye çekecek durumunuz yoksa değil kurcalamak, elinize bile almayın o telefonu.

    ararsanız, bulacaksınız.
  • (bkz: şifre) ile beyler bu riskten kurtulurlar.
    ayrıca; arkadaşlar bilesiniz ki en sağlam dümenleri çevirenler telefonlarını en ortaya şifresiz şekilde bırakır. en ufak tereddüte yer bırakmaz.
    manitaları akşam yazmamaya programlıdır. hatta çoğusunun çift telefonu vardır.