şükela:  tümü | bugün
  • tanımamazlıktan gelmenin verdiği tutukluk da olabilir.
  • benim de garip bir şekilde yaşadığım sıradışı bir tutukluktur. lakin bu biraz farklı;

    bundan bir kaç sene evvel, eski lise arkadaşlarımdan biriyle,ismi lazım değil bir yerde çay içip nargilemizle demlenmekteydik, o sıra ilkokul arkadaşlarımdan birinin yanımda oturduğunu farkettim. selamlaşıp muhabbete başladıktan sonra şöyle bir olay geçti aramızda;

    arkadaş: ya yıllar ne çabuk geçti değil mi..
    ben: evet dün gibi hatırlıyorum ilkokul koridorlarındatren olup koştuğumuz zamanları..
    a: ya, sana bir şey söyleceğim alınmayacaksın ama (gayet ciddi bir tonlamayla)
    b: tabi buyur.
    a: senin ilkokuldayken çok çocuksu hareketlerin vardı (yine gayet normal bir şekilde)
    b: nasıl yani? ne zaman? çocuksu?
    a: ilkokuldayken işte davranışların çok çocukçaydı.
    b: .............................. (burukluk mu desem, dumur mu desem, acıma mı desem, ne desem bilemedim. kaldım öyle)
  • ilkokul arkadaşıdır. aradan yıllar geçmiştir o arada da evlenivermiştir. annenizden duyarsınız, derken bir gün yolda karşılaşırsınız

    t: aaa naber?(bkz: naber sorusunun selamlasma surecini uzatmasi)
    hayırlı olsun evlenmişsin.
    x: iyilik sağol bi sene oldu.
    t: hayırlı olsun. eee nasıl gidiyo evlilik? (ne bileyim ne sorulur, hiç evli arkadaşım yok ki, heh tamam hatırladım)
    bebek var mı? (bkz: yeni evlilere sorulan embesil sorular)
    x: yok daha. ee sen napıyosun?
    t: okuyorum ben daha
    x: hala okuyo musun?
    t: e benim bi acelem yok.. (bkz: okuyor musun sorusuna alternatif cevaplar)
    neyse biz de otobüse yetişecektik...

    böylece üstteki tutukluk atilmaya çalışılır
  • eski arkadaş adı gibi zamanen ya da hükmen eskide kalmıştır. her gün görüşüp bıdır bıdır birşeyler bulup buluşturup anlattığımız arkadaşların "nasılsın?" sorusuna verdiğimiz tonlarca malumata inat, karşılaşıldığında "iyi ne olsun iş, güç" denen arkadaştır. konuşmanın bundan sonrası ise teferruata girmeden nasıl kötü olmadığını ama herşeyin de güllük gülistanlık olmadığını anlatmak için kelimeleri ve ayrıntıları özenle seçmek için düşünürken kurulan tutuk cümlelerle geçer.
  • yanından bir anda geçer, kaçamak bakışlarla süzersiniz birbirinizi. tanısam mı, tanımasam mı diye düşünürsün. çoğunlukla ipsiz sapsız serseri olmuşlardır. basar gidersiniz. bazen arkadan ses duyulur, amele spor diye seslenir, saf ayağına yatarsın, tanıyamadım falan diye gevelersin. tanıtınca kendisini, aa canım arkadaşım diye yavşaklık yaparsın. naptın nettin diye 2 dakika muhabbet edip, yoluna devam edersin. bir daha da oradan geçerken temkinli davranırsın.
  • "niye ayrıldık ki biz?" denir. eski günler yad edilir, de bi içtenlik yakalanamaz ya o ilk görüşmede. eee daha daha nasılsın'a dayanır konu. ya "hiç değişmemişsin"dir ya da "çok değiştirmiş hayat seni"dir, ama bilir ki değişmeyen bişeyler vardır. en azından o umutla bakar karşısındakine. yine de can'dır. eskidir ama hala oradadır en azından. ne varsa onda vardır. bir umuttur hep... söyleyecekleri vardır da söylemez bi türlü ya da söyleyemez. ama o değil de: daha daha nasılsın?
  • ''okuldan kimlerle görüşüyorsun'' denilerek aşılan tutukluk.
  • enseye bi şaplak atınca yerini neşeye bırakıyor.
  • facebook'ta sıklıkla yaşanan tutukluktur. herkes ekledi birbirini de neye yaradı bi avuç "before-after" fotoğrafından başka.
  • daha karşılaşmadan bile yaşanabilen tutuklukmuş bu. eski günlerden kalma biri, ortak bir tanıdık vasıtasıyla numaramı bulmuş, bugün aradı görüşelim dedi. bir zamanlar sınıf arkadaşlığı yaptık evet, fakat hiçbir zaman öyle çok samimi değildik. belli bir problemimiz falan yoktu ama iki ayrı gruptaydık ve hiçbir zaman birbirimizi çok yakından tanıma şansımız olmadı. şimdi benim halledebileceğim bir iş için mi görüşmek istiyor, yoksa sadece eski bir arkadaşı görmek mi istedi hiçbir fikrim yok. yanında birini getirecekmiş bu da ayrı bir gıcıklık. zaten kendisini kaç zamandır görmüyorum bir de +1 var. sanki birbirimize söyleyecek "n'aber nasılsın"dan başka bir şey yok gibi geliyor. ne konuşucaz ki biz?

    durup dururken içim sıkıldı. ayrıca keşke sabah çıkmadan önce o küpeleri takmayı unutmasaydım.