şükela:  tümü | bugün
  • enteresan bir duygu.

    biz iki uc haftada bilemedin ayda bir gorusuyoruz.
    cok enteresan bir hissiyat.

    istesem dudagına yumulup bir opucuk alacak kadar yakın ama 5 cm uzagımda olmasına ragmen aramıza okyanuslar girmis gibi uzak.
    arada flashbackler yasıyorum ben kendi adıma.
    kapı calıyor misal, kapıda onun oldugunu biliyorum. eskiden olsa karıma kavustum, yasasın deyip kucagıma atlayan adam soguk bir merhaba ile kapıdan iceri giriyor. eskiden olsa kapıdan girer girmez beni opucuk yagmuruna tutan adam yedi kat yabancı gibi yanagıma bir hosbulduk opucugu konduruyor.
    eskiden her gun seninle yaslanıyor olmak beni mutlu ediyor diyen adam karsımda hem acı cekiyor, hem yanımda durmak istiyor, hem de beni hatırlamayacagı bir yerlere bir an once gidip benden uzaklasmak.
    hep aynısını soyluyoruz: -on senedir beraberdik. her seyden evvel birbirimizin dostu olduk. ne zaman ihtiyacın olsa dostun olarak burdayım. seni hep korumaya calısacagım..
    ben onu korumak kollamak istiyorum hep, o beni.
    ben o cok cok mutlu olsun istiyorum gelecekte, o ben cok mutlu olayım.
    mutluluklarımızın neden beraber olamayacagı konusunda benim cok bir fikrim yok, zira o beni terk etti. ne zaman ustu kapalı sormaya calıssam dost olarak muthisiz ama evlilikte elektriklerimiz tutmadı gibi kaçak cevaplar veriyor. gozlerine uzun uzun bakıyorum. gozbebekleri kalp olup seni hala seviyorum diyorlar, ama ayakları daha fazla baglanmamak icin hep geri geri gidiyor ve kalbi benden uzakta atmaya o kadar hevesli ki..
    ben onu anlamıyorum. insan hem sevip hem nasıl gider benim kendi dunyamda idrak edebilecegim bir sey degil. cunku ben kisisel lugatımda aşk varsa butun imkansızlıkları mumkun kalırım.
    hayırlısı diyorum, nasip degilmis diyorum, vardır allahın bir bildigi diyorum.
    idrakımı asan ve anlamamamın normal oldugu bir yerlere sıgınıyorum.

    gitmek uzere ayakkabılarını giyerken cebinden kucuklugumuzden miras tadelle cıkarıyor ve bana hediye ediyor. bu onun dilinde sen hala benim kucuk kızımsın demek. asansor holunde karsıdan karsıya dikkatli gec diyorum, tamam diyor, gulumsuyor, asansore binip gidiyor.
    kırık kalbimi de beraberinde goturse ya..
  • 2 gün önce yaşadığım şey. 3.5 yıl olmuştu ayrılalı. ayrıldıktan beri hiç görüşmemiştik. avm de bir iki kez uzaktan görüp bakışmamız dışında...ilginç bir hikayeydi bizimkisi. tanıştıktan 5 ay sonra büyük bir aşkla evlenip, evlendikten 8 ay sonra kavga gürültü boşandık. evlendikten sonra çok değişti. kavgacı, agresif bir insan oldu. ve acaip de maddiyatçıymış. üstüne bir de anne ve ablalarının sözünden çıkmayan biri...düşünün gerisini artık. çok kötü bir şekilde ayrıldık. hayatımda yaşadığım hiçbir olay beni bu kadar rencide etmemişti. aradan geçen 3.5 seneye rağmen içimdeki haksızlığa uğramışım duygusu geçmedi birtürlü...bu benim hissettiklerim. gelelim karşı tarafa. eski eşim ben boşanmak istediğimde tepkisiz kaldı. sen bilirsin dedi...o kadar kendine güveniyordu ki benim blöf yaptığımı, eninde sonunda ona döneceğimi düşündü. hiçbirşeyde geri adım atmadı. ve biz çok kısa süre içinde boşandık.

    ne o aradı beni ne de ben onu. ama biliyordum inatla benim onu aramamı bekliyordu. ben kesinlikle aramayı aklımdan geçirmedim. itiraf edeyim arada dayanamayıp sessiz aramalarım oldu :) böyle yaklaşık 1 sene geçti. bizimkine ufak ufak dank etmeye başladı. gece içip içip mesaj atmalara, aramalara başladı. ben tepkisiz kaldım. çok ama çok kırgındım. haketmemiştim yaptıklarını. ama içten içe de onun bana köpek gibi dönüp yalvarmasını istiyordum. kendimce kafamda senaryalor kurguluyordum gelip pişman olduğunu söylediğinde ona neler söyleyeceğimi nasıl reddeceğimi düşünüyordum.

    herneyse gece aramaları kesildi. bir iki kez telefonlaştık. görüşmek istedi hiçbirşekilde kabul etmedim. sonra geçen kış eski bir sevgilisiyle evlendiğini öğrendim. evlendikten birkaç ay sonra beni ciddi ciddi aramaya, beni çok sevdiğini söylemeye başladı. sırf hasta babası torun sahibi olsun diye evlendiğini, mantık evliliği yaptığını, beni çok sevdiğini filan söyledi...açıkçası hiçbirşey ifade etmedi. istediğim şey gerçekleşmişti ama artık ben de herşey bitmişti. ne sevgi ne nefret ne öfke...hiçbir şey kalmamıştı. tek kalan duygu ona acımam olmuştu.

    neyse böyle aramaları artınca ben de bir görüşmek istedim açıkçası. neden derseniz...diyebilirsiniz ki hani kafanda herşey bitmişti. gerçekten kafamda herşey bitti. ben sadece kimle evlendiğimi görmek için gittim. çünkü o kadar yabancı ve uzak geliyordu ki ban. ve ben evlendiğimiz döneme kıyasla o kadar değişmiş görüyordum ki kendimi. şimdiki ben olarak eski eşimi görmek, geçmişi, şimdiyi kendimi yeniden değerlendirmek istedim. kimdi evlendiğim bu adam merakımdan görüşmek istedim.

    her neyse bi cumartesi akşamı buluştuk. açıkçası biraz heyecanlandım yine de....özlemden filan değil. garip bir durum. hayattaki açıklanamayan detaylardan biri gibi. sadece hissedilerek anlaşılanlardan...şık giyindim. topuklu ayakkabı filan. buarada onla birlikte olduğumuzda ben daha salaş ve spor giyinirdim. o günden bugüne giyim tarzım da değişti tabi. buluşma yerine gidene kadar arabada telefonla konuştuk. bizimki benden heyecanlı. zaten kabına sığamadığını söylüyor filan. neyse buluşacağımız mekanın önüne aynı anda geldik. indik arabalarımızdan. 2 yabancı olmuştuk bildiğin. o çok kilo almıştı. biraz yaşlanmıştı sanki. benimse gözlerime hüzün çökmüştü. eskinin o cıvıl cıvıl kızı değildim artık. daha olgun, feleğin çemberinden geçmiş genç bir kadına dönmüştüm.

    sonra mekana geçtik. 4-5 saat oturduk. eski eşim mutsuz ve çıkmazda görünüyordu. çok ciddi pişmanlıkları vardı, keşkeleri vardı. hala boşanmanın muhasebesini tamamlayamamış, içten içe çok vicdan azabı çeker bir haldeydi. buarada kısa bir zaman önce bir oğlu olmuş. fotolarını gösterdi. geçmişten konuştuk. hala aynı konularda aynı şeylere diretip duruyor. insanoğlu değişmiyor kesinlikle. geçmişe ilişkin pişmanlığının bana karşı ego ve gurur yapmak olduğunu söylüyor. belki yeniden bir araya gelirmişiz de, sevmek çok öemli bir duyguymuş da, onu bir tek ben de hissetmiş de, herkes hata yapabilirmiş de hatanın yaşı yokmuş da...ve evliyken bana kaba olan adam nasıl kibardı anlatamam. ilginç bir akşamdı. ayrıldıktan sonra beni aramış ara ara görüşelim diye...aklı sıra görüşe görüşe beni yumuşatacak.

    yine de eve dönerken yolda arabada ağlamaya başladım. neden böyle oldu diye...neden bu noktaya getirdi diye...neden bana hiç sahip çıkmadı diye...sanki onunla görüşmek kabuk bağlamış bir yaranın kabuğu kaldırmak gibi oldu. kabuğu kaldırınca yaranın kurumadığını gördüm. hala ilk günkü gibi sıcak...

    son olarak bir daha görüşür müyüm düşünmüyorum.
  • çocuk varsa bir zorunluluktur.

    hatta çocuk varsa görüşmek de yetmez, çocuğun psikolojisi açısından birlikte geçen zamanlarda dost-arkadaş gibi takılmak lazım.

    yeni eşler için zor bir durum olur kesin.
  • çocuk yokken görüşmek düşündürür. çocuk yokken ona yardım etmeye çalışmak, onun hayatında öyle ya da böyle yer etmek, işkillendirir insanı. kendi farkına varmamış olsa bile, esasında aklı ondandır. belki alışkanlık belki sevgi.
  • cocuk 14 yasina girince gorusmek o kadar da gerekli olmuyor cok sukur. son gorusmemiz 21 ay kadar once gelip bosanma kagitlarini imzalamasi sebebiyle oldu. su anda birbirimize komsu sayiliriz, iki evin arasi yuruyerek bir dakika ama o gunden beri ne tek kelime konusmuslugumuz ne de tesaduf disi yuz yuze gelmisligimiz var. oyle de kalsin. "eski" denmesinin sebebini unutmayin a dostlar, arada hatirlatin kendinize, hani aciyacak oldugunuz zaman bir titreyin ve kendinize gelin, uzulen yine siz oluyorsunuz sonra.
  • kimisi için evlerden irak, düşman başınadır. maalesef her eski eş boşanmayı hazmedemiyo. bırak medeni olmayı intikam yeminleri ederek uyanıyor her güne. çocuk olsa da böyle bi eski eşle görüşmek şurda dursun mesaj bile gönderemezsiniz.

    çocuk varsa lütfen kişisel sorununuzu, içinizdeki kini bi kapı dışında bırakın. çocuklar için insan olmaya çalışın. bazılarınız beceremiyor zira.
  • çocuk yoksa gereksizdir madem görüşecektiniz neden ayrıldınız demezler mi insana?