şükela:  tümü | bugün
  • arar buluruz

    artık insanların ülkenin göbeğinde patlayan bombaları ve yaşamını yitirenleri kanıksandığı bir çağdayız. tüm bunlara rağmen ben herkesin ülkeyi mutlu ve huzurlu olarak hatırladığı bir imge, müzik, fotoğraf, video olduğunu düşünüyorum. benimkisi linkteki şarkı mesela.

    anadolu lisesi sınavının gerçekten bir amacı olduğu zamanlardaki kazandığım sınav, esnaf mahallesi kültürüyle yaşadığımız dönem, artık manşette terör yerine ab fasıllarının konuşulduğu dönemler, almanyadaki akrabaların yanına daha kolay gidebileceğiz umutları, ilhan mansızın golü..... işte hep bunları hatırlatıyor bu şarkı.

    edit1:bazıları yok öyle bir türkiye yazmış, kimisi sadece çocukluk vs.. hep üzüldüm bu mırınkırın yapanlara, ne kadar zorluk çekmiş olsalar da içlerindeki masumiyet ve umutları ölmüş olanlara. hiç yaşamamışlar gibi havasını, toprağını şu memleketin. nasıl da yadırgayıp hor görüyorlar... kimisine az kimisine de çok üzüldüm. bir güzel anısı dahi yok şu ülkeye dair.

    edit2: klibi izledim de arif yine kendini yüzüstü yere bırakmış.
  • bunu diyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama,

    (bkz: turgut özal)
  • hükümetin basının üzerinde değil, basının hükümet üzerinde bir otorite olabilmesi. hayal oldu.
  • kapı önlerinde öpüşen çiftler. cidden bir ara istanbul sokaklarında yaygınlardı hem de varoş dediğimiz yerlerde . cık cıklayarak ayıplayan teyzeler çok olsa da şimdi ki gibi kimse öpüşen sevgili gördüğünde uzaylı görmüş gibi davranıp ciddi ciddi müdahale etmiyordu.
  • (bkz: barış manço)

    ışin garip yanı barış manço öldüğünde 3 yaşındaydım yani hayal meyal belki hatirliyorum o da öldüğü haberidir. bi iki şarkısı dışında da çok sevmem ama başlığı görür görmez aklıma barış manço geldi.
  • ana gündem bulunamadığından sadece sağlık, geyik, beslenme haberleri olan ana haber bültenleri.
  • o kadar huzurluydu ki hangisini anlatsam. menderesin asılmasını mı, 10 yılda bir yapılan darbeleri mi, yapılan darbelerle binlerce kişinin asılması, işkence görmesi mi, yazarlara, turgut özal'a yapılan suikastler, kaza yapan arabanın içinde hem hem mafya, hem mit, hem milletvekili çıktığı günleri mi, 200 milyar dolarlık banka hortum vugunları mı, cumhurbaşkanının başbakanın kafasına anayasa kitapçığı fırlatması mı, haberal'ın hastanesinde ölmek üzere olan ecevit'in başka hastaneye transfer edilince anında iyileşmesini mi... hangisini anlatsam bu huzurlu günlerin hepsi birbirinden huzurluydu. düşünsenize öyle huzurluydu ki, aydın doğan villasında başbakan mesut yılmaz'ı pijamasıyla karşılıyordu yok böyle bir huzur... şu an recep tayyip erdoğan'ı böyle karşılayabilir mi? tabi ki hayır. nerde o huzurlu günler...

    ha unutmadan: ümraniye ve halkalıda millet çöp dağlarının içinde yaşardı, bazen patlardı bunlar. havai fişek gibi ne güzel ve huzurluydu. haliç o kadar kötü kokardı ki burnumuzun direği huzurla sızlardı.
  • önüne gelene dava açmayan, kendi halinde, anayasayı çiğnemeyen, tarafsız, tevazu sahibi cumhurbaşkanları...
  • kimse hatırlar mı bilmem, taksim istiklal caddesi'ndeki ağaçlar