şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: köy tuvaleti)
  • (bkz: kenef)
  • şubat ayazında işerseniz, ortaya çıkan buhar sizi korkutmasin.
  • küçüklüğümün kabuslarındandır...

    gecesi ayrı, gündüzü ayrı bir derttir bu 2-3 metrekarelik bela küpünün.

    gündüz gidersin kapı altından arı girer, kapı önündeki tavuklar taciz eder gibi dolaşır; en beklenmedik zamanda tavandaki avuç kadar örümceği görürsün ve o anda tuvaleti bırakıp çıkmak istersin...
    gecesi zaten kasvetli, soğuk ve ıssızdır; montla sıçılır... bir an önce çıkıp orayı terk etmek için saydığın saniyeler saatler gibi gelir.

    yaşayan bilir bu duyguyu. yaşayan bilir...
  • evin içerisinde olmasından ziyade evin dışında ve 4-5 metre uzakta olurlar. gece olduğunda işemeye, sıçmaya dört beş kişi gider herkes birbirini bekler ve tekrar geri dönülürdü.

    çocukluğumda silivri'ye ilk gittiğimde akrabaların evinde tuvalete giderken zaten yolda korkudan altıma sıçacak olurdum. evden tuvalete taksi tutsak abartısız 40 tl yazardı.
  • bizim koydekinde lagim faresi dehseti yasanirdi. hic denk gelmedim ama efsanelere gore gece yarisi hacetini giderirken tavandan seni izleyen kedi buyuklugunde fareler oldugu seklinde. ayrica kanalizasyon borusu diye bir sey olmadigindan alttan efil efil eserdi. bak bu guzel bir ozellikti aslinda. klozetlere de bu ozellik gelse ekstra ucret bile verilebilir. ureticiler bunu bir dusunsun.

    ayrica banyo tuvalet ayrimi da olmadigindan tuvaletin az otesinde dusunu alirdin. bir keresinde dedem banyo yaparken yanlislikla dalmistim. adam bir saniyeligine dondu kaldi, elinde masrapa, neden sonra kendine geldi "cik laaaan!" diye bagirmasiyla toz oldum. o gun kimsenin yuzune bakamamistim. dedem cumadan gelince beni mahzun gorup sacimi oksayip "yanlislikla oldu, bir sey olmaz oglum" diye teselli etmisti.

    ne olacakti ki zaten, en fazla 25 yil sonra sozluge yazardim.
  • 2010 yılında çıldır gölü çevresindeki köylerden birindeydik. bir ev ziyaretinde olmadığımız için de oradaki bir ilkokulun tuvaletini kullanmak zorunda kalmıştık. zaten okulun kendi binası bile o kadar kötü durumdaydı ki içim parçalandı. tuvalet dediğimiz yerde ise akmayan bir musluk, alaturka bir tuvalet ve tuvaletin tam arkasında camı olamayan bir pencere bulunuyordu. pisliği de cabası...
    güleyim mi ağlayayım mı diye düşündürüyor insanı. günümüzde bile hala köylerimizin ve bilhassa köylerdeki okullarımızın durumu içler acısıdır.
    velhasıl çoğu yerde pek "eski" olamayan tuvaletlerdir.

    bir başka içler acısı durum için ise (bkz: her cocuga bir bere)