şükela:  tümü | bugün
  • moda burnu'nunda, solunda koço olan yokuşun sağ tarafında metruk halde duran binada açılan "içkili lokanta." (tabelasında öyle yazıyor.)

    dışarıdan öyle düzgün görünüyor ki, buranın açılmasını epeydir bekliyordum. yeri biliyorsanız anlamışsınızdır zaten önünüz tamamen deniz evet.

    hakkında herhangi bir yorum, web sitesi, haber vs bulamadım; şimdilik sadece feysbuk'ta bir sayfaları var. oradan ulaştım, açıldınız mı dedim, geçen hafta açılmışlar. henüz şekli bir açılış yapılmamış ama çalışıyor yani, epey de kalabalık.

    buranın açılmasını neden beklediğimi izah edersem sanırım ihtiyacı da açıklamış olacağım,

    1. sohbetli bir rakı meze olayına çarşı'daki barlarda girmek istemiyorum. o sıkışıklık ve gereksiz kalabalık beni çok darlıyor.

    2. cibalikapı balıkçısı'nın "aşağıda" olmasından hoşlanmıyorum. iç mekanın izole bir yer olması, dışarıda hiçbir cazibe bulunmayan yerler için elbette çok kıymetlidir çünkü içeriye "kaçmış" olursun. iyi de moda'dayız arkadaş. neden kendimi dışarıdan koparayım. ki zaten iç mekan sevmem, 12 ay bahar yaz olsun vallahi itirazım olmaz.

    3. koço'da adını koyamadığım bir şey var, bir uğultu belki, ne bileyim, evet güzel iyi bir yer ama bir şekilde hoşlanamadım. galiba uğultu, evet. ama tabii bunu sadece iç mekan için söylüyorum, terasıyla öyle bir sorunum yok. bir de çok fazla "marka" artık, uzak geliyor bana.

    4. moda teras'ı zaten rakı meze mekanı olarak görmüyorum sorry.

    5. khalkedon'un methini çok duydum fakat henüz gidemedim. aslında bu cumartesi oraya da niyetlenmiştim ama şu sıralar kapalı. tadilat falan var herhalde bilmiyorum.

    6. moda meyhanesi diyenleri zaten en baştan duymamış olayım.

    7. piraye ve güneşin sofrası'nın ortamındaki "halkı selamlama" hali bana kendimi biraz "öteki" hissettiriyor. "merhaba biz bu toplumun sınıf bilinci en gelişmiş kesimiyiz ve şimdi hep beraber içiyoruz" deniyor gibi. kadıköy'ün öyle bir olayı vardır, buranın nüfusunun önemli bir kısmı (artık) hipster başka bir önemli kısmı da "nazım yhaaa" tayfa.

    8. selimiye birtat meyhanesi çok iyidir, çok severim ama çok "kaldırım üstü" maalesef. iç mekanı ise çok küçük ve sıkışık. ama siz yine de oraya mutlaka gidin, çünkü o ciğeri başka yerde bulamazsınız. ciddiyim bulamazsınız. çünkü ciğerin o şekilde de yapılabildiğini muhtemelen birtat'ın şefinden başka kimse bilmiyor. öyle bir güzel.

    9. moda spor kulübü zaten direkt kategori dışı, sohbet etmek için neden "tavernaya" gitmek isteyelim ki?

    yani şu güzel ortamda, ferah feza olaraktan, denizi görerekten, kızlı erkekli ama sarhoş olmaya değil sohbet etmeye içilecek, servisi düzgün bir mekana cidden ihtiyaç vardı. bar ya da meyhane değil, aynen tabelada yazılı bulunduğu gibi, "içkili lokanta."

    ve sonuçlar:

    feysbuk sayfasında canlı müzikten bahsediyor. fakat sorduğum zaman, canlı müziğin restoranın her bölümünde olmadığı söylendi. ben de rezervasyonu canlı müzik olmayan bir yerden rica ettim.

    restoran epey büyük. giriş katta geniş bir içmekan ve balkon var; balkon korunaklı bir yer ve iyi ısıtılıyor. kışın da oturulur ki zaten biz de herkes gibi oraya oturduk. içeride veya bizim tarafta canlı müzik olmadığı gibi, sanırım hiçbir yerde de olmadı çünkü duymadık. bu iyi bir şey, umarım hiç olmaz. canlı müzik isteyen moda spor kulübü'ne veya çarşı'daki barlara gidebilir.

    bunun dışında alt katta da geniş bir dış mekan var. epey güzel. çalışanların bahsettiği kadarıyla üst katta da yerler varmış, kalabalık gruplar vesaire için düşünülmüş. güzel şeyler bunlar tebrik ederim.

    yeni açıldığı için olabilir bilmiyorum ama aşırı iyi karşılandık ve çok ilgilenildik. zaten gelir gelmez bir kokteyl ikram ediyorlar, votkalı olduğunu düşünüyorum, ferah bir şey.

    girit ezme, beyaz peynir, kavun, kalamar tava, karides güveç, patlıcan ezme, adını bilmediğim "buraya özel" denen bir meze, bir de 20'lik yeni rakı yiyip içtik. en sonda da ikram olarak trileçe ve kahve geldi.

    ha unutmadan şunu da söyleyeyim, rakı içerken araya çay alanlardansanız evet burası onu da sağlıyor. mesela ortağım kadı nimet'e sırf bu çay yok diye artık gitmiyor; ben sıkışık yerlere zaten gitmiyorum.

    şimdi arkadaşlar mekanın ortamına ve servise diyecek hiçbir şeyim yok. gerçekten bütün bunlar çok güzel ama hiçbir mezenin hiçbir olayı yok. trileçe dışında hiçbir şey için "oouuvvv bu iyiymiş" demedik. ayrıca da porsiyonlar küçük. meze dediğin elbette küçük bir şeydir rica ederim bunu hatırlatma ukalalığı yapmayın ama gidince göreceksiniz ki gerçekten küçük. toprak meze tabaklarında getiriyorlar, sunum güzel ama o tabakların derinliği iki milimetre falan. küçük. kesin bilgi.

    bir karides güveç geldi, iki kişi ikişer çatal batırıyorsun ve hop. bitmiş. fırın sütlaç yapılan toprak kaplar olur ya. işte onda geliyor, öyle pay biçin. üç kişi yiyemez yani onu. iki kişi için bile tadımlıktan ibaret.

    (burasıyla değil genel olarak istanbul'la kıyaslayarak konuşuyorum; muğla/akyaka'da bir mezeler bir arasıcaklar geliyor allah sizi inandırsın, iki kişinin masasında 75 kişi rahat doyar öyle söyleyeyim.)

    çalışanlar sürekli ortalıkta ve servisi beklemiyorsunuz. dediğim gibi, yeni olduğundan mıdır bilemem ama ağırlama konusunda iyiler.

    gelenler de akşam yemeğine gelen "kadıköylüler." kadın kadına gelenler, genç çiftler, aileler, aile grupları, orta yaşlı abiler, güzel yani.

    kadıköy son bir iki yıldır ciddi bir istilaya uğramış halde. haftasonu evden çıkılacak bir yer değil artık bizim mahalle. işte eski kulüp'te benim dün gördüklerim, mahalleye turist olarak gelenler değil, zaten burada oturup, kalabalıktan kaçmak isteyenlerdi. tam şey yani, burayı son yılların trend bölgesi olduğu için seçmiş olmayıp zaten burada yaşayan, "düz kadıköylü" insanlar - başka bir ifadeyle anaakım chp seçmeni ahah

    hah müziğe de gelelim. o biraz kimliksiz. yani kimlikli ama o kimliğin kendisi belirsiz, bak yine aynı şeyi söyleyeceğim ama gerçekten çok uyuyor, "anaakım chp." bir düzgünlük standardı var, onu tutturuyorsan tamam ama neresinden tutturduğun çok da önemli değil - şeklinde izah edebiliriz.

    zeki müren'le sıla neden aynı playlist'te? sezen aksu'yla birlikte neden göksel de var? tanju okan'ın şarkısını söyleyen kadın kim? hayır candan erçetin değil onu demiyorum, ama tabii ki o da var, candan hanımsız chp playlist'i mi olur? derken zülfü livaneli mi o?

    yani ne çalıyor burası, türk sanat müziği mi, türkçe pop mu, popun 70'leri ayrı bir fenomenken araya 2000'ler ne ara girdi, neden tarkan anlatsana biraz?

    hesap olarak on lirası kuver olmak üzere 147 lira ödedik. her yerde bunu ödersin zaten, ama iyi servis + ferah ortam + önünde bir deniz, her yerde olmaz.

    şöyle bitirelim;

    ben buraya giderim. nitekim önümüzdeki cumartesi için üç kişilik rezervasyonu yaptırdık bile.

    ama özel bir lezzet veya fiyakalı bir meze beklemeyin. unutulmaz bir deneyim hiç beklemeyin. ama dediğimiz gibi, ferah bir ortamda, denizin tam karşısında, doğru düzgün sohbetinizi edip mezenizi tırtıklamak için iyi bir yer.

    romantik "date" ortamı ise = hiç değil.