şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hiç böyle olacağını tahmin etmezdim çok garip bi hismiş sene 2006 soğuk bir kış gecesi ozamanla... yo hayır böyle değil ... yediye gidiyorum ozamanlar. dersaneye yazıldım.dersanede dünyalar tatlısı bir kız var bakmaya kıyılmayan bir güzellik. gördükçe beni heyecan basıyor konuşamıyorum bile daha ilk haftadan aşık oluyorum. ama açılamıyorum. içimde büyütüyorum aşkımı 1 sene boyunca saklayarak sessizce seviyorum. unutamam ben seni diyorum sen gidicen bu sene sonu ama ben seni unutamam yaşayamam seni görmeden diyorum... ama söylemekle olmuyormuş unutuluyormuş hemde adı bile unutuluyormuş ...

    6 sene sonra bu sefer universte için dersaneye yazılıyorum sabahçı gurupta bir kız -var arada öğlenleri karşılaştığım- çok guzel yine ama bu sefer beni çeken başka birşey tanıdık bir duygu değisik bi çekim oluyor. ama çıkarılamıyor bi türlü. arada ona bakıp dalıyorum aklımda durmadan nerden tanıyorum? .. nerden tanıyorum ? ... sonra bi isim duyuyorum bahar... saniyeler içinde bütün anılar gözlerimin önünden geçiyor kendi kendime bi an sayıklıyorum ... bahar... duyuyor galiba bi an bana bakıyor ama tanımıyor tekrar onune dönüp arkadaşlarıyla gülüşerek gidiyor.

    insanın suratında garip bi gülümseme bırakıyor.ama hayır öyle yeniden aşık etmiyor ya da öyle acı çektirmiyor, mahvetmiyor . gülümsetiyor bi süre o gecen aşk süresinin tüm anılarını canlandırıyor aklında sonra güzel anıların verdiği mutlulukla normal hayatına devam ediyorsun. garip çok garip.
  • hayatımda iki kişiye karşı platonik aşk besledim. biri ile yıllar sonra karşılaştım ve evlendim. diğeri de bu evlilikten tam 2 sene sonra bi şekilde hayatıma girdi. girmekle de kalmadı altüst etti. film senaryosunda mı yaşıyorum amk anlamadım ki.
  • lisede 2 alt sınıfta okuyan, deli gibi sevdiğim ama bi türlü açılamadığım hatunla 13 sene sonra karşılaştım. karşılaşmanın yanında onu tanıma fırsatım da oldu. hatun kafamdaki hatun değilmiş. şimdi herkes "hacı öyle oluyor o işler" diye bildik bildik konuşmasın. benimkisinde farklı olan umduğumdan fazlası ile karşılaşmam. yuh dedim amk. "bunlar da mı vardı" dediğim bir sürü ekstra özelliği çıktı hatunun yaa. gel de aşkını alevlendirme. gönüle söz dinletmek çok zor lan.
  • olay okulun yemekhanesinde gecmektedir.

    + kanka bana da su doldursana.
    - git kalk sen doldur * usagin mi var?
    + abi git bak pisman olmazsin.

    kufur ede ede gidilir. bir bakilir ki sadece got kismini kapamis bir sort giyen tas vucutlu kiz egilmis su doldurmaktadir. sira bana gelir. suyumu doldururum ve donerken kizin suratina bakinca anlarim ki o benim yillar onceki platonik askimdir.

    su arkadasa itinayla verilir.
    + pisman misin lan?
    - abi taniyorum o kizi ben.
    + nereden taniyorsun lan. tanistirsana bizi de

    masadaki arkadaslar donup bakar:

    + olum su pembeli kiz mi. ooo tanistirsana beni de kanka.
    + bolumu ne kanka?
    - olum bakmayin kiza bu kadar rahatsiz olacak!

    kiz yemegini bulasiga verir. olan bana olur. kiz zannetmistir ki masadakilere platonik askimi anlatiyorum...
  • böyle olmasını hiç ummadığım karşılaşmaydı lan. ahaha.

    adama olan hislerimi ne zaman hatırlasam bir gülmedir alıyor zaten, "lan ne malmışım" falan diyorum içimden. gözümde anılar canlandıran romantik bir karşılaşma falan hayalinde değildim bu nedenle. ama bu karşılaşmanın mecidiyeköy metrobüs durağında olacağına da ihtimal vermezdim. :)

    tüm gün çalışmışım, kafa bir milyon. yorgun argın yürüyorum, tarumarım.
    metrobüs bankolarından geçmek üzere ilerlerken karşımda görüyorum onu. "yok lan!" diyorum içimden, "yok artık! oha! yok lan, oha!"

    derken gerçekten o olduğunu anlıyorum. kartıma yükleme yapacağım falan yok aslında, ama sırf menzilinden çıkmak için yükleme cihazına yanaşıyorum ona sırtımı dönüp. bir yandan gülüp, diğer yandan "hassiktir, hassiktir, hassiktir!" diye diye yükleme yapıyorum, sesli söylemiş olacağım ki yanımdaki çocuk dönüp bakıyor.

    yok abi, öyle eski şeylerin depreşmesi falan değil; hem onunla, o noktada karşılaşmamız imkansız yani, hakikaten imkansız; onun şaşkınlığını yaşıyorum; hem de komik gelmiş bana o durum, gülüyorum yani içimden... üstünden onbeş yıl geçmiş lan, onbeş yıl!

    onbeş yıl sonra, mecidiyeköy metrobüsünde... gel de gülme.

    neyse, kartı yüklüyorum, "o şimdiye binmiştir" diye bankoya yöneliyorum, sol yanımdaki bankodan biri kartını basıp geçiyor, gözüm çarpıyor adama: o!

    lan, beş dakika oyalandım ben orada, beni mi bekledin?

    neyse de işte, önüme geçmesini sağladım bir şekilde. merdivenleri çıkıp durağa girdiğimizde gözden kayboldu. belki de aynı metrobüse binmişizdir, bilmiyorum. beni gördüğünü sanmıyorum.

    bir zamanlar çok aşık olduğum o janti adamın, ata demirer götlü halini görmek baya iyiymiş.
    özgüvenim yerine geldi lan.

    ek olarak: zevkime sıçim.
  • benden 8 yaş büyük birinden hoşlanıyordum.aslında tam platonik sayılmaz çünkü kendiside bana" eğer biraz daha büyük olsaydın ben kesin sana aşık olurdum" derdi.karşılaştık,evlenmiş.kendisine benzeyen 2 aylık bir bebeği var üstelik.allah mesut etsin ne diyeyim.
  • aşk falan değil ama bu akşam tramvayda gördüm. en son 2014 ekim ayında konuşmuştuk. ama aşk değil dediğim gibi. belki hayatı boyunca en büyük başarısı ben gibi biri ile konuşmuş olması olacak. sevinmeli.
  • öyle hiç konuşamadığim çok aşık olduğum bir kadın vardı uzun yıllar sonra gördüm konak tarafında çember gibi bir şey çevirip para topluyordu sevgilisi de müzik yapıyordu elli kuruş attım biraz seyrettim sonra sıkıldım niye aşıktım onu bile hatirlamadim,ben punk o hippi oldu zaten olmazmış.