şükela:  tümü | bugün
  • mamafih aradım fakat 1.5 sene sonra eski sevgili ile buluşmak konusunu buldum. benimkisi 1.5 seneden fazla o yüzden meramımı burada anlatacağım. öhöm.

    bazı insanlar için fırsat kollamaktır bazıları için ise sinir, stres, harp halidir. benim için de ikinci kısım geçerliydi taa ki geçtiğimiz güne kadar.

    telefonuma gelen bir mesaj ile -ki aradan geçen o kadar seneye karşın numaramı hala unutmamış olması beni şaşırttı- olay randevulaşmaya geldi. attığı mesajlar ikinciden sonra gayet belli olmuştu, o kadar zaman sonra konuşmak için atmış mesaj. nedir noldu falan derken bir yerde oturalım mı diye sordu. cevap vermeden önce tereddüt ettim çünkü ayrıldığım insanlardan nedense nefret ederim. belki de bir nevi kendimi koruma içgüdüsü. eğer 1 kez bitirebildiysem içimde, 1 kez ayrılık girmiş araya ve tamam demişsem kendime ne kadar seversem seveyim soğurum ve bunu hak etmediğim için nefret ederim. belki de yeni sulara yelken açmak için kendimi kandırırım. neyse, bu nedenlerden dolayı tereddüt ettim çünkü yıllardır kendime kurduğum bu düzenin kendime söylediğim bir yalan olduğunu fark etme ihtimalim doğmuştu. fakat bir yandan da artık belli bir olgunluktaydım ve bunu test edebilirdim diye düşünüyordum. tereddüt ediyordum çünkü ben onu severken ayrılmıştık, aldatmaya yeltenmişti beni ve ayrılmıştık. ben kafamda bitirmiş, ondan sonra başkaları girmişti hayatıma, yıllarca aklıma dahi gelmemişti. zaman zaman dışarıda kendisi uzaktan gördüğüm olmuştu, bir şey hissetmemiştim fakat şimdi yine sesini duymak, öperken tenini hissetmek, gözleri ile gözgöze gelmek falan. bu ihtimalleri de göze aldım kabul ettim. şansa o gün bir işim olduğundan işe gitmemiştim. o da erken çıkarım işte dedi ve o an geldi.

    başladı anlatmaya, neler yaptığını. okulda neler yaptığını, mezun olduğunu, nereleri gezdiğini, telefonundaki fotoğrafları gösterdi, şimdiki işini anlattı, neler yapmak istediğini anlattı. sonra bana geldi. benim ondan sonra neler yaptığımı anlattı. evet o anlattı ben dinledim. tekrar tekrar okuduğum okulları, çalıştığım işleri, hayatıma girenleri, neden girdiklerini nasıl çıktıklarını. hala tc kimlik numaramı saklıyormuş bunu öğrendim. o numara ile de ne çok öğreniliyormuş, bir de gizli sorulara verebileceğim muhtemel cevapları bilince. neyse. sonra, benden sonraki erkek arkadaşını anlattı. ayrıldıklarını anlattı. çocuğun ona ne yaptığını anlattı. çocuğun nasıl biri olduğunu anlattı. çocuğun nelerini sevdiğini anlattı. anlattı anlattı anlattı sonra anlatırken sesi yavaşlamaya başladı. ben anlamıştım ama onun da fark etmesini istiyordum ki sesinin yavaşlaması fark ettiğini gösteriyordu bana. - sana ne kadar çok benziyor dedi. bir süre sessizlik oldu. çünkü bana göre havada kalmıştı, yarımdı bu cümle. asıl ifade edilmek istenileni anlatamıyordu. sonra inkar etti. olur mu öyle şey dedi. benden de onay bekliyordu ki içi rahatlasın, rahat etsin. ama olmadı. ayrılırken ona dediğimi yıllar sonra kabul etmek zor geldi. ama kendisine söyledim, başına böyle şey gelen ilk eskim o değildi. eherre. öhöm neyse.

    uzun uzun konuştuk her şeyden. burada yazarmış, diğer sözlüklerde de yazarmış. diğer sözlüklerde nickini söyledi fakat benim de onlarda yazar olduğumu duyunca buradakini söylemedi. ben hiç bir nickimi söylemedim kendisine, zaten diğerlerini de eve gelince kapadım. o kadar fazla eskinin olduğu yerlerde bir de o fazlaydı. gün olur nickimi öğrenir bir de üzerine alınır falan. gerek yoktu. buradaki nickini de ben kendim öğrendim bir şekilde. sözlüklerde yazdıklarına baktım. gülümsedim. neyse konuştuk ettik, sonra saate baktık ki saat 10 olmuş. 7 buçuk saattir oturuyoruz. sanki suç işlemiş gibi bir kıpırdanma oldu, yani neden 7 buçuk saattir oturuyorduk ki. benim bir yere gitmem gerekiyordu, onun da eve. ben gitmem gereken yere gidemiyordum o da eve. onun sebebini bilmiyordum ama benim sebebim bunca zaman kendimi kandırmamış olduğumu gözlerimle görmemdi. hala güzeldi, saçları değişmemiş, konuşurken ki o yarı ukala yarı sevinç dolu sesi ve hareketleri de değişmemişti yani işte daha olgun olmuşluktan başka bir değişim yoktu. fakat ben karşısında oturduğum her dakika ona karşı bir şey hissetmedikçe kendimi daha doğru buluyordum. çünkü başka bir ilişkimi yeni bitimiştim. onda da pes etmiş, yaptıklarım artık onun için değil kendim için demiştim. ve o sadece kendimin bildiği "tamam" noktasıan gelmiş, tamam demiş kapıyı çekip gitmiştim. onunla buluşana kadar içimde endişe vardı, ya bir gün yeniden onu özlersem diye. ama şimdi anladım ki bitti. başka eskileri de bazen görmek, aynı masada oturmak hatta aynı evde kalmak zorunda olduğum da olmuştu. o zaman da bir şey hissetmemiştim ama onları o kadar tutkulu sevmemiştim. bu kadını sevmiştim bir şey hissetmedim, diğerini de sevmiştim onu da unuttum. üstüne de emin oldum.

    yani son tahlilde eski sevgili ile buluşmak bazen hayatınızda bir terapi ve diğer günlere acabasız bakmanıza yardımcı olabilecek bir aktivite.
  • oturulur bir yere..
    siparisler verilir garsona.. nedendir bilinmez.. bir ruzgar vardir her zaman..
    gözlerinizi kisar bakarsiniz uzaklara..karizma on numara.. derin bir ic cekersinin..

    - artik sen de herkes gibisin be..
    +ulan orospu cocugu. bana boynuz takan sensin.. ne diye trip atiyorsun?
    - oyle ama sen de herkes gibisin.. pu haha hahaha..
    + olm. sen adam olmazsin.. eee. napiyorsun?..

    diye baslar..
  • (bkz: atilla atalay)
    (bkz: ebekulak)
  • artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır her iki kişi için de.
  • mazoşist insanların yapacağı eylemdir. gerçekten seven insan, acı verdiğini bile bile sevmiştir. ayrıldıktan sonra da acı vereceğini bile bile unut(a)mamıştır.
    bazı durumlarda karşı tarafın da sadist yaklaşımı gözlemlenebilir.
    ayrıca (bkz: sado mazo)
  • sevgili tarafından gerçekleştirilmedikçe, kimse için sorun teşkil etmez. *
  • yeni sevgiliyle ayrılmaya sebebiyet verebilir.
  • eğer çok uzun zaman geçmişse ayrılık üzerinden, hiç bir şey hissetmezsiniz buluştuğunuzda. "ne güzel lan korktuğum olmadı bak, nefesim kesilmedi elim ayağım titremedi" diye sevinirsiniz. sıradan biriymiş gibi gider sıkarsınız elini. bir süre sonra düşünmeye başlarsınız "neden hiç bir şey hissedemedim" diye. esas o koyar insana. hiç bir şey hissedememek. o kadar yaşanmışlığı bir yerlere gömmüş olmak, unutmuş, silmiş olmak koyar insana. koca koca yaşanmışlıkların, en güzel anların hayatınızdan silinip gittiğini uçtuğunu anlarsınız. sanırım o daha çok üzer insanı.yani insanoğlunun unutabilme yeteneği.... hayatta kalmak, normal yaşamınızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için geliştirdiğimiz unutma mekanizması, bizi insan yapan değerlerle çelişir. bir zamanlar deliler gibi özlediğiniz, seviştiğiniz, birlikte kahkahalarla gülüp, birlikte üzüldüğünüz insan sizin için hiç bir anlam ifade etmez artık. oturup tekrar düşünürsünüz ne içindi peki bütün o yaşananlar. sonunda bomboş bir hiçlik için mi ?
  • conversations with other women da nasıl sonuçlar doğurabileceği açıkça görülebilir...
  • zamanın her şeyi nasıl değiştirdiğini ve/ama bazı şeylere dokunamadığını gösteren eylemdir çoğu zaman.
    bir bakmışsın onun hayatında başkası, senin hayatında başkası..ama biliyorsun işte: birbirinizin gözlerindeki yıldızları, sizden başka gören olmadı.

    havalar,sular diyorsun; mevsimlerden söz açıyorsun. iki ayrı diyalog yürüyor kolkola..

    "ee" diyorsun "nasıl gidiyor"
    kirpiklerin "seviyor musun onu da çok" diye soruyor
    "ya" diyorsun "iş güç nasıl"
    yanağından unutma beni rüzgarı geçiyor
    "n'olsun" diyor "yuvarlanıp gidiyoruz işte"
    anlıyorsun ki mutsuz değil fakat hep eksik
    "ben de" diyorsun; "ben de.."

    bunu kime anlatsan "hala aşıksın" diyor ama asla yeniden bir araya gelmek istemediğini de biliyorsun. yan cebine koymuyorsun onu sen. kalbinde güzel, pamukla kaplı bir yerde tutuyorsun. kimse alamaz senden bunu. çünkü sen, onunla ilişki ihtimalini değil, onun yanındaki kendini çok seviyorsun.

    sen işte böyle, bir sağa bir sola, yalpalayıp "acımadı ki!" diyorsun. demek nişanlandın ha? mutluluklar diliyorsun.iki ayrı diyalog yürüyor kolkola.. zamanın her şeyi nasıl değiştirdiğini ve/ama bazı şeylere dokunamadığını görüyorsun.