şükela:  tümü | bugün
  • "arama" fiilini gerçek anlamda kullanırsak, eşim ile nişanlı olduğumuz dönemde, üniversite öğrencisi iken başıma gelmiş hadisedir.

    dönemsel kavga ve ayrılıklar içeren 4 yıllık bir ilişkiyi, hatta sevgililer gününden birkaç gün önce, doğrudan telefon ile, üstüne "doğru insanı buldum, bitti" diyerek bitirdim.

    biliyorum. dışarıdan çok kalpsizce görünüyor ama yapılabilecek başka hiç bir şey yoktu. ya aldatacaktım, ya da uzatıp işkenceye çevirecektim. en güzel, en net, en kısa yol ise tek seferde, bıçakla vururcasına bitirmekti. öyle de yaptım.

    daha önceleri de bu tarz agresif, temelsiz ayrılıklarımız olduğundan, bunu da diğer ayrılıklar gibi sandı. bir nevi "yav he he" modundaydı diyebiliriz. ama işin özü, gerçekten doğru insanı bulmuştum.

    işin ciddiyetini ne zaman anladı derseniz, “telefon numaramı değiştirdiğimde” tahminim. “2 ay kafasını dinlesin, arkasından nasıl olsa döner” diye düşündüğünü biliyorum. o yüzden de aramadı beni. hiç sıkboğaz etmedi. 3. ay da dönem bitti zaten. memlekete döndüm. dönerken de, kaldığım devlet yurdunda kaydımı sildirdim. son sene eve çıkma planlarım vardı. onu da gerçekleştirirsem, tüm bağlarımı kopratmış oluyordum. koca şehir istanbul. nereden ulaşacak. anlayacağınız bana ulaşabilme alternatifi, telefonumu değiştirmem ve yurttan ayrılmam ile birlikte bitiyordu.

    o yazı memlekette, nişanlıma birlikte geçirdim. ıstisnasız her akşam birlikteydik. yine bir akşam, saat 23 gibi nişanlımı evine bıraktım. oradan arkadaşların yanına geçtim ve 3-5 lafladık. gece saat 1 gibi evin yolunu tuttum ki olay o esnada koptu.

    eve yaklaştığımda, tam bizim kapının önümde, biri bayan ve biri de orta yaş erkek 2 kişinin konuştuğunu gördüm. gece karanlık. uzaktan göremiyorum da. anladığım kadarı ile kız elemana adres soruyordu. hatunun son cümlesi "burayı tarif ettiler. buralarda oturuyormuş" oldu. ben tam, "kim la bunlar" diye düşünürken kız yüzünü bana döndü...

    oydu. eski sevgilim.

    karşısındaki amcaya "sağ olun, gerek kalmadı. ben aradığımı buldum" dedi ve hızla bana doğru gelip sarıldı.

    olayın nasıl geliştiğine gelirsek bu salak taa istanbul"dan, elinde sadece ismim ve yaşadığım ilçenin adı, yani sadece 2 bilgi ile arabasına atlayıp yola çıkmış. gaye beni bulmak. gündüz 1'den gece 1'e kadar her önüne gelen insana sorarak beni aramış. yani bildiğiniz aramış. hani kayıp aranır ya, aynen öyle. eski sevgilinin araması ılk bu anlamda yani. 12 saat sonunda, bizim kapının önüne kadar gelmiş. tesadüf ya, işte tam o sırada şans eseri karşılaştık.

    ciddi şaşırmıştım. gülerek sordum:
    "hayırdır?"
    "ne hayırı hayırsız!.. seni almaya geldim. bin arabaya, istanbul'a gidiyoruz"
    "..." (sessizlik)
    "ya hadisene ne bekliyorsun? bak neler anlatıcam sana"
    "ayşe... ben... nişanlandım."

    10 saniyelik bir sessizlik oldu. hayatımda gördüğüm en acıklı sahnelerden biriydi. ışin kötüsü, bu filmdeki kötü adam bendim. yüzü bir an öyle bir hale geldi ki, bir insanın annesine, annesi yanındayken küfretseniz, bu kadar koymazdı tahminim.

    sessizlik sonrası toparlamaya çalıştı. "ıyi o zaman, düğününe çağırırsın" mealinde birşeyler söyledi gülerek. ama ayakta zor duruyordu.

    o esnada yeni numaramı istedi. zaten her şeyi tüm gerçekliği ile söylemiştim. sakınca görmeyerek verdim. "ıstanbul'a ne zaman dönüyorsun" diye sordu. "salı" dedim.

    yanağımdan öptü. arabasına atladı ve gitti. (o sırada komşular camdan bakıyordu)

    ertesi gün nişanlıma, akşam yaşanan bu olayları tüm ayrıntıları ile anlattım. bulunduğumuz ilçe zaten küçüktü ve muhakkak birinden duyacaktı. benden duymasını istedim. eksiksiz şekilde hikayeyi anlattım ve anlayışla karşıladı. hatta üzüntümü paylaştı. sadece tek bir soru sordu:

    "numarasını aldın mı?" soruya karşı tamamen dürüst oldum:
    "hayır. almadım". cevap doğruydu ama eksikti. bu eksikliği hissetti herhalde. tekrar sordu:
    "bak. tekrar soruyorum. numarasını aldın mı?"
    "almadım"

    keşke "numarasını almadım ama numaramı istedi, sakınca görmeyerek verdim" deseydim. keşke böyle diyerek yaşananları tüm gerçekliği ile söyleseydim. sonuçta dürüst olmuştum ama, bu eksik dürüstlük, daha sonra çok daha büyük işler açtı başıma.
  • olağan bir şeydir. biliyorum. bugüne kadar hepsi aradı. ben bulunmaz hint kumaşı olduğum için değil, hayat böyle.
    aradı biraz evvel. telefonunu sildiğim için kek gibi telefonu açtım. sonra sesini tanımadım ama o bunu farketmedo. düz düz cevap verdim.
    hasta olduğumu anladı. yapabileceğim bişi var mı dedi.
    şok oldum. ılk defa tamamen umudumu yitirdiğim biri aradı. ve şükrettim. çünkü o kendine kurban bulamadığı için aradı beni.
    tamamen hafızamdan silmişim kendisini, numarası bile tabula rasa gibi geldi. adımı söylemese onun o olduğunu anlamayacaktım.
    ulan ne üzülmüşüm zamanında!
    ama bir hipotezi teori yaptın. herkes muhakkak bir defa arar.
  • dün akşam yaşadığım olay. aradı ve eminim köppek gibi pişman. beter olsun dönmeyeceğimmmmm
  • gizli alarm sistemi gibidir, tam biriyle yeni bir şeyler yaşamaya başlarsın, hissedip ikişer üçer arayıp kafa karıştırmaya çalışırlar, kanmayın bunlara.
  • kesin olarak elindeki herkesi tüketmiş,"beni kabul etse etse bu kabul eder."düşüncesi ile şansını denemek istemiştir.
  • orospu davranışları neticesindeki ayrılmanın üstünden 2 yıl geçmesine rağmen dün itibariyle arayıp ben kalbini kırdıklarımdan özür diliyorum benim kalbimi kıranlarıda affediyorum gibi zırvalamayla yaşadığım durum.

    sanırım bunun bütün arkadaşları evleniyor flan, bu ben neden hala evlenemedim sanırım birinin bedduası tuttu bi herkesi arayıp şu bedduayı kaldırıyım üstümden düşüncesiyle yapıyor olsa gerek.

    baktım yine sinirleniyorum yüzüne kapadım.
  • aramayalı neredeyse on sene olmuş, yurtdışına taşınmış, üzerine iki çocuk yapmış herifin gecenin köründe iki cevapsız çağrı bırakmasıdır. numarası kayıtlı olmadığından, (bkz: cia programı)ndan ismi öğrenilince tüylerin diken diken olması , uykunun tutmaması durumu yaratır .. aklına düşme nedeni ise eşsiz, çocuksuz ülkeye uğramasıdır. tez günde yaşadığı hayata geri dönmesi için dua edilir.
  • hayatımda ilk defa yaşadım ve böyle şeyleri başkaları anlattığında yav he he der gülüp geçerdim de oluyormuş be.
    dün öğle saatleri kütüphaneden eve geldim sınav falan kafa olmuş bi milyon. evde dünden kalan bi lahmacun vardı onu gömmeye çalışırken telefon çaldı bi baktım gizli numara. hoaydaaa hiç sevmem gizli numaraları açmayı ama açtım.
    -...
    -alo
    -efendim
    -beni tanıdın mı?
    -çıkartamadım
    -ben x

    oha lan 5 yıldan fazla oldu nerden buldun da geldin. 4 ay önce facebook'ta kısa bi konuşmamız olmuştu "nişanlandım aralıkta evleniyorum sende ne var ne yok" demişti. o zaman bi sevgilim vardı ciddi düşündüğüm "biz de sözlendik işte" dedim bi anlık gazla. öyle bitmişti.

    birbirimizden uzakta yürütmüştük 1,5 sene boyunca. sonra üniversite sınavı falan derken bitip gitti. liselisin lan çocuksun ne kadar ciddi olabilirki. ben numaramı 1 kere değiştirdim o 3 kere değiştirmiş.

    numaramı başkanlığını yaptığım bi kulübün twitter sayfasında her duyuruda paylaşıyorduk oradan görmüş bi arıyım demiş. oturduk 3 saat konuştuk. 15 gün sonra evleniyormuş. hayırlı olsun dedik tabi. sende ne var ne yok dedi yine tabi. biz sözü attık dedim. inşallah barışırsınız dedi.

    insanlar kötü ayrılmayabiliyor. o kız hala arayıp soruyor merak ediyor belki art niyetli düşünceler geliyor aklınıza okurken ama benim aklımdan hiç geçmedi. çünkü o beni gerçekten sevdi ben de onu gerçekten sevdim. sevmek sadece aşık olmak anlamında kullanılmaz. değer vermek, sevmek, güvenmek günümüzde o kadar uzak kavramlarki ilişkilere. en küçük şeye trip atıp giden, en küçük kıskançlıkta çekip giden ortada bırakan insanlar olduk. ilişkiyi yönetmeyi hep olumsuzluklar üzerine kurduk. kaçan kovalanır deyip kaçtık birbirimizden. başka yöne kaçmak yerine birbirimize koşsak sarılsak olmaz mıydı?

    3 saat boyunca neler yaptığımızı hayatımızda nelerin değiştiğini anlattık durduk. ve en sonunda gülerek kapattık telefonu. gerçekten sevdiyseniz birbirinizi telefonu da defteri de gülerek kapatın. üzmeyin birbirinizi birkaç yıl sonra gülüp "asdasdadsd ne salakmışım ya" diyeceğiniz anılar için.

    ben bu entriyi 2015 aralıkta girmiştim. değişen şeyleri de anlatayım.

    beni arayan eski sevgilim evlendi. ama hala bana yazıyor. "kıymetimi bilemedin zamanında" gibi bi cümle kullandı ve bi daha cevap vermedim. evli olduğu adamın yerine koydum bi an kendimi "iyiki bitirmişim" dedim. ha bu arada yazıda bahsi geçen diğer sevgilim de beni aldattı o yüzden ayrılmış benden.

    kızlar! aşk-ı memnu izleyip kendinize o tip bi hayat kurmaya çalışıyorsunuz. entrikalardan, gizli yazışmalardan aşklardan keyif alıyorsunuz farkındayız. ama yetmedi mi artık bu karaktersizlikler sizce de? hayatınızdaki adama, evinize, en çok da kendinize sayginiz yok artık. bunun adı kezbanlık değil düpedüz orospuluk.

    edit: o yaz bu evlenen eski sevgilim mesaj atmaya devam ediyordu. en son aynen şöyle bi şey yazdı: biz aslında evlenmedik, nişanlım dus'a (dişçiydi) girecek sonra evlenicez. yani hala evlenmediğimiz için bi şansımız olabilir.

    kendisine bi daha yazmamasını aksi takdirde kocasını bulup bu mesajları göstereceğimi söyledim. ertesi gün "aa o mesajları arkadaşım yazmış hesabım onda açıktı" minvalinde bi mesaj attı ve son mesajı o oldu. yanarım yanarım evlendiği adama yanarım. yazık!
  • konuşmaya başlayalı 3 dakikayı geçtiyse ve hala evlilik teklifi etmedilerse telefonu suratlarına kapatmak zorunda kalıyorum maalesef. 100 yıllardır aynı telefon numarasını kullandığım için buluyorlar arıyorlar bi şekilde ama bilmiyorlar ki ben o bıraktıkları kadın değilim artık hormonları tarafından yönetilen; rüyalarında bebek elbisesi gelinlik falan gören bekarlıktan sıtkı sıyrılan birine dönüştüm:(((
    tanım:doğal bir olaydır.
  • yaklasik alti saat once 128356. kez deneyimleyen bi tanesi var bende. merhaba demek istemis.

    bugunku konusmalarda yuzsuz ve bencilin teki oldugunu, beni aramamasini, benim merhaba diyenimin oldugunu, sesini duymak istemedigimi, eger yaptiklari kafasina dank eder de kendini degistirmek icin adim atip ozur dileme mertebesine ulasabilirse, beni ancak o zaman aramasini, bunlari yapabilecek agirliga, nezakete, iyi niyete ve dusunce yapisina uzak oldugunu bildigim icin ozur dilemeyecegini, bu sebeple numarami silmesini defalarca soylememe karsin adim gibi eminim ki en gec uc ay sonra tekrar arayacak.

    cunku kendisi yuzsuz ve bencil.

    cunku kendisi "bana sunlari sunlari yapiyorsun. aliniyorum, kiriliyorum. tekrarlamani istemiyorum. lutfen" laflarimi zamaninda zerre umursamadi. hep varim sandi.

    cunku yolunda gitmeyen seyleri tekrar ettigi icin bitti. gittigime inanamadi.

    cunku hala telefon acip iki sakayla gonlumu alacagini dusugu icin hak ettigi dilden cevap vermeyi kendime hak goruyorum. hala inanamiyor.

    bir arpa boyu yol alamadan, iliskinin bitmesine sebep olan hatalarini goremeden, gorse bile ozur dileyemeden bencilce ve yuzsuzce davranmaya devam edecegine de o kadar eminim ki. finalde "bu yasananlar icin senden ozur dilerim." cumlesini kuramayacak kadar aciz ve bencil.

    sonrasinda da beni tekrar arayacak kadar yuzsuz.

    umarim kendini tuvalete kitleyip aglamistir ve artik beni aramak yerine gidip otedeki kumda oynar.

    bu entry burda dursun, ara ara gozume carpsin, ders cikarayim.

    unutma elmi; sinirden elin ayagin titredi, kanin cekildi ve o hala bencil, aciz ve yuzsuz. oyh.

    "eksi sozluk eski sevgilinizi sizden uzaklastirabiliriz" timi kurulsun istiyorum.