şükela:  tümü | bugün
  • ondan kurtulmuş olduğunuza şükretmenizi sağlar.

    (götüne acı biber sokulmuş gibi ağlayarak ayar sıçan bebeler sonrasında gelen edit: anlatacağım öyküden hiçbir hayat dersi çıkaramayacaksınız. o yüzden hayat bilgisi dersi arıyorsanız buradan sonra devam etmeyin. keyfim kaçtıkça, kederlendikçe, dertleşecek insan aradıkça yazdığım anılardan biridir. boşuna okumayın .)

    meseleyi detaylandırmak gerekirse şöyle anlatabilirim.

    yıllardan fi, yaşım 25 gibi, çatır çatır bir ablayla çıkıyorum. abla beden 3 yaş küçük, bir içim su. bembeyaz bir ten, doğal sarı saçlar, renkli gözler, küçük dudaklar, sağlıklı bembeyaz dişler, ısırmalık uzun bir boyun, yüzmekten genişlemiş omuzlar, atletik bir vucut, ısırmaya doyamadığım küçücük bir göt, yalaya yalaya bitiremediğim uzun bacaklar... böylesine güzel kızları hep zengin bebeleri yalar, doğru, zaten kız da zengin bebesi, çevresinde de son model otomobilleriyle zengin bebeleri dolanıyor ama abla henüz genç ve benim için aşk her şeyden önemli vurgusuyla peşime takılmış dolanıyor enayi.

    kızım git dedikçe daha çok geliyor. ablacım, benden sana yar olmaz dedikçe daha çok yapışıyor. ben de 25 yaşında, siki taş gibi dolaşan, abazan piçin tekiyim, kız beni azdırdıkça dayanamıyorum bunu çatır çutur sikiyorum, yatağı yorganı yakıyoruz, kızcağızın amcığı yırtılıyor, üç gün kendine gelemiyor, götünün üstüne oturamıyor.

    ama tabi olay sadece seks değil. birlikte güzel geziyoruz, o şehir senin, bu şehir benim dolaşıyoruz. ülkeyi keşfederken bir yandan da çılgın sevişiyoruz. gündüz akdenizin kenarında güneşlenip sohbet ediyoruz, akşam akdeniz'e karşı hayvan gibi sevişiyoruz. gündüz, ege yollarında küçük köylere sapıp köy kahvelerinde çay içiyoruz, menemen, tost yiyoruz, kahvaltı ediyoruz, akşam vardığımız şehirde otele kapanıp yatağı kırıyoruz. yatağa bağladığım ablayı sabaha kadar yalıyorum, orgazmın eşiğine geldiğinde bırakıp malafatı ağzına veriyorum, sonra yine yalayıp yine bırakıyorum. insan olan bunu yapmaz. kızcağız sinir krizi ile zevk çığlıkları arasında gidip geliyor. annesi babası görse ağlamaktan kahrolur, öylesine acımasızca sikiyorum.

    neyse, tabi her güzel sikişin sonucunda olduğu gibi, maddi problemlerin ilişkinin içine sıçtığı evreye biz de girdik. abla zengin, sınırsız baba harçlığı ile istediği hayatı yaşıyor, istediği yere gidiyor, istediğini yiyor, istediğini sıçıyor. bense zavallı ezik fakir, maaşlı, yoksul bir varoşum. kazandığım paranın yarısı ev kirasına, diğer yarısı ailemi geçindirmek için faturalara, masraflara gidiyor. kızla gezip tozup aşk yaşayabilmek için de kredi kartlarıma asılıp masrafları taksitlere bölerek ufaltmaya, ödenebilir boyutlara çekiyoruma ama tabi taksitler biriktikçe, aylık ödemeleri de zorlamaya başlıyor. sonunda artık, kızla gezip tozup para ödeyemeyecek duruma geldim.

    abla da zengin bebesi, hurşit ne oldu, neden artık benimle ilgilenmiyorsun, bana zaman ayırmıyorsun, benimle gezip tozmuyorsun diye peşimde koşuyor. sonunda çektim bunu köşeye, bak kızım dedim, babanda deniz kumu kadar para var, sana para akıttıkça oraya buraya gidelim, onu bunu yiyelim diyorsun ama ben fakir bir varoş bebesiyim, ben senin gezmelerine koşmalarına artık yetişemiyorum. param bitti, dedim. kızımız tabi hemen "ay ben bunu hiç düşünmedim de, ay sen bunu mu dert ediyosun da, ya bende para var, beraber yeriz ederiz, gezeriz tozarız, ben masrafları hallederim de," gaza geldikçe geldi. ama tabi hayat öyle değil.

    masallarda aşıklar birbirleri için her yükün altına giriyor da gerçek hayatta erkeğin parası bitince aşk da bitiyor. kadının parasıyla aşk yaşayan erkeğin, kadının gözünde sik kılı kadar değeri kalmıyor. bunları bilecek kadar da hayattan götüme tekmeyi yemiş bir adamım o yüzden kıza yolu gösterdim.

    bu bir iki ay ağladır, mesajlar attı, kapıya geldi, gitti, işyerimi bastı, yok öğle yemeği yiyelim, yok akşam çıkışta biraz konuşalım falan... tamam, eyvallah, ilişkiyi bitirdim diye yabani türk kızları gibi tavır yapıp kıza siktir çekecek değilim. buluşuyoruz, yemek yiyoruz, halini hatırını soruyorum, okulunu soruyorum, sarılıyorum, öpüyorum, güzelliğine iltifatlar ediyorum, saçlarını okşuyorum ama ilişkiye devam etmeyeceğimin de altını çiziyorum.

    kızımız sonunda peki hajı, öyle olsun, madem artık benimle olmayacaksın, peşinde koşup kendimi üzmeyeceğim, hayatıma bakacağım dedi, gitti.

    bir sene sonra, soğuk bir kasım günü, haftasonu evde yaptığım sıcak, şekersiz çayımı termos bardağıma koymuşum, bir de gazete alıp sahilde oturmuşum. güneş doğalı henüz üç, dört saat olmuş. sabah vakti sahildeki parkta tek tük insan var, hepsi de benim gibi paltolarına, kabanlarına sarılmış, soğuk kasım rüzgarından korunarak spor yapmaya çalışıyorlar. neyse, çayımdan bir yudum aldım, içim ısındı, sonra gazeteyi okumaya başladım. şimdi size garip geliyor ama 15 sene önce mobil internet, akıllı telefonlar falan yok, sözlük bebeleri. dünyayı kağıt gazetelerden takip ediyoruz.

    neyse, baktım gazetenin magazin, sosyete sayfasında bir haber: ünlü iş adamı şunun bunun oğlun muhteşem düğünle evlendi. evlenen it benim çocukluk arkadaşım. babası zengin, oğluna düğünün hasını yapmış. gazetenin magazin yazarı, öve öve bitirememiş düğünü. yıllardır böyle düğün görülmemiş de, asrın düğünüymüş de. tabi ben artık fakir, amele, varoş bir eleman olarak arkadaşlarımın düğünlerine de de davet edilmiyorum ama fotoğrafa bir daha baktım, siz onu anladınız, maymunun evlendiği kız, benim eski manita. gerçi tanımakta zorlanıyor insan. bu kız milleti düğün makyajı yapınca, gece yarısı kanını emeceği masum insan avına çıkmış vampirlere benziyorlar. ama baktım, isim de doğru. benim abla gidip çocukluk arkadaşımı tavlamış, evlenmişler.

    geçen face'ten baktım, üç tane çocuk yapmışlar. bizim oğlan, dev bir yat almış, bütün yazı teknede ege'yi, yunanistan'ı gezerek geçirmişler. çok mutlular. iyi ki ayrılmışım kızdan, yoksa böyle mutlu olacağı bir hayat yerine, benimle birlikte sürekli maddi sorunlar, psikolojik buhranlar, hayattan sağlı soğlu tokatlar tadarak ömrünü çürütecekti.

    hayallerinin peşinden gidip kraliçe olan bütün kızlarımıza sevgiler.
  • bu ne lan ! hayatımdan çaldığın dakikalar haram olsun.

    (bkz: şizofreni) tosunum sen bi tedavi ol !
  • üşenenler için kısa geçiyorum,

    bu 25 yaşındayken, bi sevgilisi varmış. abla çok güzelmiş ve zenginmiş. çok sevişmiş çok gezmişler, sonra bunda para bitmiş, abladan da geçinmemek için ayrılmış, sonra bu abla gitmiş bunun babadan zengin çocukluk arkadaşıyla evlenmiş, üstelik destansı bir düğünle.

    evet işsizdim okudum.

    tanım: murphy kanunlarından biridir. yıllar sonra düğün fotoğraflarına baktırtır.
  • (bkz: rüyanız hayrolsun)

    ben burayı şimdiden rezerve ediyorum ki, işimin olmadığı geniş bir zaman aralığında hunharca küfür edebileyim. neden küfür edebileyim? sözlüğün götüne koyan şu üslüp ve anlatım tarzına ses çıkarmayan sedet ve tayfasını yad etme amaçlı. şimdilik dursun.

    tanım: rüyadır ama detaylarına daha sonra ineceğim. puşt seni.
  • (bkz: öylesine acımasızca sikiyorum)

    buraya kadar ter içinde okudum kardeş. + rep.
  • ucuz bir fantastik hikayeyi bir akşamüstü siestası sonrası kaleme alan yazar kusmuğu. şimdi kaldığın yerden devam genco. (bkz: götün açıkta kalmış) (bkz: ekşi sözlük kalitesiz yazar belirleme kıstasları)