şükela:  tümü | bugün
  • problemi devralmış kişidir. güle güle çözsündür.
  • son derece sempati duyduğum biri. benim için daima eski sevgilinin yeni sevgilisi olarak anılacaktır ama eski sevgiliye tekmeyi basıp, hem de onun yakın çevresinden biriyle evlendiğinden beri başımın tacıdır. tam da böyle bir şey olması için ah etmiştim, bekliyordum ama kendisi bunu gerçekleştirdi nihayetinde. nasıl sevmem?

    evlendiğinden beri gözüme çok güzel görünmeye başladı. facebook'ta gördüm. gelinlik nasıl da yakışmış. peri kızı gibiydi. prensesim benim.
  • ağır ibnedir. hatta eski sevgilim ibnenin önde gidenidir.

    edit: yanlış anlaşılma olmasın arkadaşlar ben de ibneyim.
  • o seni daha çok merak edecektir, merak etme sen yeğen.

    sorularda, yalanlarda, gidilemeyen mekanlarda, dinlemeneyen şarkılarda sen olacaksın, o değil.
    konuşmak istemiyorumlarda, kapanan telefonlarda.
    aldığı nefeste, dokunduğu tenlerde.
    en paranoyak duygularda, başrolde.

    huzuru kaçıran sen olacaksın, sen.
    keyfine bak kardeş.
  • insanin her gun kafa atarak uyanmak istedigi ki$i. dogru veya yanli$, bu $emayil bir hissel durum yaratan $ahis. eski sevgilinin memelerinin yeni hakimi.
  • bir toz zerresi kadar kıskanmadığım insan. artık olgunlaşmış bireyler olarak bir şekilde hayatımıza devam etmemiz gerekiyor. onu kıskanıp kıskanmadığımız ne yazık ki gerçekleri değiştirmiyor tabiki. sonuç olarak hayat bir döngü ve sürekli sevdiğimiz insanlarla olacağız diye bir kural da yok. birisi gelir birisi gider bu böyle. o yüzden en mantıklısı gerçekleri olduğu gibi kabullenmek, kıskanmak gibi bir çocukluğa girişmemektir.

    not: şaka lan şaka. umarım ölür o oç.
  • ben fotoğrafını görmüştüm gayet tipsizdi orospu çocuğu. heheh küfür etmesi en zevkli insan budur heralde. ah ah karşı karşıya gelemedik.
  • facebook'ta fotoğrafını görür görmez ısındığım insan. acaip gelecek ama yakınlık hissediyorum. kendimden bir şeyler buluyorum sanki yüzünü görünce. götüme benziyor, ondan galiba.
  • ölüm gibi gelir ama öldürmez.
    sadece bir tek fotoğraf görmüştüm; içinde o'nun ve birkaç kişinin olduğu. hem bizim daha görüştüğümüz zamanlardı o zamanlar, hemen birini bulacak hali yoktu sanki. öylesine bir fotoğraf işte.

    yine de ben ilk gördüğümde, "bu kız" dedim. işte, yeni sevgilisi olacağını anlamıştım. hatta hemen bir arkadaşıma, "bu kız onun sevgilisi olacak, iddiaya girelim mi?" dedim. "yok artık paranoyaksın saçmalama alakası bile yok" demişti o da. hey gidi. ama anladım ben işte. samimi bir poz olmasına gerek yoktu, o'nu o kadar iyi tanıyordum ki, tek bir bakışından, belki de tek bir ifadesinden o kızla aralarında bir şey olacağı ortadaydı benim için. kız güzel miydi bilmiyorum, dikkat etmemeye çalıştım açıkcası. benim tam tersim olduğu kesindi.

    günler geçti ve geçti, arkadaşları, "o'nun biri var hayatında, sana söyleyemedik" dediler. kim olduğunu bilmiyordum o yeni sevgilinin. ne diyeyim, öleceğimi sandığım an, o andı herhalde. kim olduğunu bilmesem bile, bildiğim ya da inandığım, benden daha güzel, daha akıllı ve daha sevecen olduğuydu. zaten buna odaklanmıştım en çok. asıl en önemli noktayı unuttum; o'nun yeni sevgilisini benden daha çok sevdiğiydi.
    bu noktada bana koyan hangisiydi emin değildim. o'nunla olma şansına sahip bir kız olması mıydı, tatile çıkıp eğlenmeleri miydi ya da en mutlu zamanlarını geçiriyor olmaları - ki benle en zor dönemlerinden geçiyordu- mıydı bilemiyorum. bu kadar mutlu.. nasıl olur ya? olabilemezdi yani.
    her türlü sosyal ortamdan çok rahat bir şekilde ilişkilerini gözlemleyebilme ihtimalime rağmen, bir kere açıp bakmadım, her şeyi gözümün önüne sürebilecek o tuşa basmadım. merak etmiyor muydum? ölüyordum meraktan ama görsem de ölecektim. lan mutlular.. nasıl çekemezsin mutlu olan insanları?
    sonra bir gün bir şekilde görmek zorunda kaldım yeni sevgiliyi. uzunca bir süre görmemek için kasılıp dur sonra tesadüfen gör olacak iş değildi. zaten adı artık yeni sevgili değil, o'na göre gayet de uzun süreli sevgiliydi. neyse, sonuçta çook mutlu olduklarını gözümle gördüm, inandım, 3 kere söyledim, hazmettim ve kabul ettim.
    sandığım kadar ölüm olmadı işte, hayat devam etti her türlü.
    aylar önce gördüğüm fotoğraftaki kız mıydı, evet oydu. ha güzel miydi? güzeldi diyeyim de kıskandığım düşünülmesin. akıllı mı, orası kesin. hmm, ayrıca çok da güzel gülüyordu.

    o gün bu gündür, eski sevgililerin fotoğrafları canımı sıkar. içlerinden birileri yeni sevgili olacaktır çünkü..
  • adam : sevgilim, bugünlerde çikabilecek miyiz? hayir hazirlanman birkaç yil daha sürecekse bu kiyafetlerle çikmayalim.
    kadin : neden?
    adam : moda degisecek hayatim. ya da en azindan mevsim degisecek, yazlik kiyafetlerle üsümeyelim diyorum.
    kadin : abartma.
    adam : sen de abartma. bir buçuk saattir portmantonun aynasinda kendimi seyrediyorum ve sikildim.
    kadin : bir de benim durumumu düsün. yillardir ayni manzarayi seyrediyorum.
    adam : ne varmis manzarada?
    kadin : pek kayda deger bir sey yok. bir burun ve arkadaslari.
    adam : çok komik. kadinlarin siradan bir evden çikis hadisesini neden bu
    kadar ciddiye aldigini anlamiyorum. sanki bir daha dönmeyecegiz.gidip bir evin bahçesinde köfte yiyecegiz, hepsi bu.
    kadin : ona barbekü partisi deniliyor canim.
    adam : öyle mi? peki köftelerin bundan haberi var mi? yoksa bizim salak köfteler asagilik bir mangalda can vereceklerini mi düsünüyorlar? halbuki ne kizarmasi, parti kuruyor angutlar haberi yok.

    kadin : amma konustun ha! geliyorum tamam.
    adam : gitmek istemedigim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asil ona yaniyorum.
    kadin : neden gitmek istemiyormussun?
    adam : çünkü köfteleri mangala dizecek olan kisi senin eski sevgilin.
    kadin : yine mi ayni konu?
    adam : evet ayni konu.
    kadin : askim o yillar önceydi.
    adam : ama o yillarda da sevgililer sevisiyordu.
    kadin : eeeee?
    adam : ne demek eeee? adamin senin memelerine bakip, siz bir de bunlari benim zamaninda görecektiniz, diye düsünmesi beni rahatsiz ediyor.

    kadin : kürsat'tan adam diye bahsetmen dogru degil.
    adam : madem bizim için adam sayilmiyor neden köftesini yemege gidiyoruz.

    kadin : sevgilim yillarca bu saçma konuyu konusuyoruz. kürsat'la yillar önce kisa bir iliskimiz oldu hepsi bu.

    adam : ne kadar kisa?
    kadin : ne bileyim ben, iki ay falan.
    adam : memelerini görmesi için yeterli bir süre.
    kadin : ben sana ilk erkegim oldugunu söyledigimi hatirlamiyorum.
    adam : iyi de bununla gurur duymasan iyi olur. eski sevgililerinden bir takim kurma imkanimiz oldugunu biliyoruz.
    kadin : kabalasma!
    adam : peki inceltelim. en azindan basketbol takimi kurabiliriz, yedeklerle beraber tabi.

    kadin : anladim, sen hazirda sorun bulamadin,yaratmaya çalisiyorsun.
    adam : hayir. sadece insanlarin ayrildiklari insanlarla sürekli bulusup görüsmelerini anlayamiyorum. "tanistirayim yeni sevgilim, eski sevgilim. bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi. ne güzel degil mi? hepimiz birbirimizin her yerini
    ezbere biliyoruz."

    kadin : buna çagdas yasam deniliyor iste.
    adam : nesi çagdas bunun? biraraya gelmemesi gereken insanlarin toplanip birbirine çagdas çagdas gicik olmalarinin ne manasi var? zira benim kürsat'i sevmem tibben mümkün degil. ama etraf uyuz olmasin diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pisirmesine yardim etmem gerekiyor. hiçbir sey olmamis gibi. hiçbir ortak yanimiz yokmus ya da bir sürü
    ortak yanimiz varmis gibi.

    kadin : son söyledigin cümleyi anlamadim.
    adam : kürsat'la ortak yanlarimiz, ortak yanlarimizi ortaya koyup dost olmamiza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi?

    kadin : hayir anlatamadin.
    adam : onunla tek ortak yanimiz senin memelerin ve bu ortaklik beni rahatsiz ediyor.
    kadin : sürekli memelerimden bahsettiginin farkinda misin?
    adam : özür dilerim. kürsat'tan izin almaliydim. ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakki var.

    kadin : bak bütün bu söylediklerini saçma sapan bulmakla beraber, eger bukonuda birisi problem çikaracaksa o kürsat olmali,çünkü o varken sen yoktun!

    adam : tamam iste, ben de bu yüzden onu köfte yemege çagirmiyorum.
    kadin : acikli olan su. biz seninle beraber olmaya basladigimiz günlerde ben önceki iliskilerimi sana uzun uzun anlattim ve sen de büyük bir anlayisla dinledin. ama sonuçta erkek oldugun için bana sahip oldugunu hissettigin andan itibaren masken düstü. tarihime bile sahip
    çikmaya basladin. senden önce hayatima giren herkesten nefret ediyorsun.

    adam : ama listede öyle adamlar var ki...
    kadin : kimi kasdediyorsun?
    adam : mesela o cüce olan, neydi adi?
    kadin : takiyettin'imi diyorsun?
    adam : evet takiyettin. ismi kendinden uzun. salakliga bak. bir cücenin adi en fazla can olmali. ama kompleks iste. ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymus. takiyettin! duyan bir sey sansin diye.

    kadin : aklin sira asagiladigin adam üç kez tübitak'tan ödül aldi.
    adam : biliyorum, yilin en kisa boylu bilim adami ödülü.
    kadin : herkes senin gibi biçimsel bakmiyor olaya.
    adam : o da davetli mi?
    kadin : gelir herhalde, kürsat'in iyi arkadasidir.
    adam : hadi buyrun! ne bu? eski sevgililer toplanip kongre mi yapacagiz.

    kadin : kürsat'la beni takiyettin tanistirmisti zaten.

    adam : öyle mi? ne güzel. ne demisti tanistirirken? "kürsat benim boyum kisa, memelere yetisemiyorum, sen bir baksana."

    kadin : sen gerçekten çok igrenç bir insansin.
    adam : asil igrenç olan sensin. ben birlikte oldugum kadinlari toplayip pirzola yapiyor muyum? iyi biz de toplanalim o zaman?

    kadin : toplanirsaniz haberim olmasin. o kadar besinci sinif kadinin arasinda görünmem dogru olmaz.

    adam : dogru. benimkilerin arasinda tübitak ödülü alan yok . ama hepsi hiçbir yardima ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.

    kadin : bu kadar igrençlik yeter! geliyor musun, gelmiyor musun?
    adam : bagirmadan konus benimle.
    kadin : ben bagirmiyorum.
    adam : bagiriyorsun.
    kadin : geliyor musun sen?
    adam : hayir! gelmiyorum.
    kadin : sen bilirsin, ben gidiyorum.
    adam : sen benim yüzüme kapi çarpamazsin. zikkimin kökünü yiyin.yalniz kürsat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmisti.

    (bkz: yilmaz erdogan)