şükela:  tümü | bugün
  • içten içe sevilir. ne de olsa düşmana duyulan bir saygı söz konusudur.
  • eski hatunun, benden sonraki bilmem kaçıncı sahibidir.

    şair burada, eski hatunla geyik yaparak zatıalilerinden bahsetmişdi..

    "oooooffffffffffffff
    üzülme bebeğim sakın üzülme olmadı işte ayrıldık
    kızmadım sana kızamıyorum yeter ki sen üzülme
    ben sana hiç kıyar mıyım yani o kadar da hıyar mıyım?
    hıyar dedim de aklıma geldi yeni sevgilinle aran nasıl o da seni benim seni çok sevdiğim gibi seviyor mu?
    ara sıra görüşelim olur mu misafir ol gel bana yumurta kırayım sana param pulum yok ama borç yazdırırız bakkala..
    seni nasıl sevdiğim senin şeyinde ıııııı umrunda değil..
    hatırlar mısın bilmem o mamur beste çalar müjganla biz fenalaşırdık
    ha sahi geçen gün bekledim seni saza niye gelmedin?
    seni bilmem ama ben acayip gaza geldim sonra soda içtim geçti..
    hatırlamalı sevgiyle anmalı unutmamalı incitmemeli uçan memeli kaçan memeli tutan memeli öbürü de gelmiş hani bana hani bana demiş..
    biliyorsun ne yapsam ayrılamam senden asla hafife alma aşk vurur insana
    bir de yer vurur sonra masa tenisi
    bu kadar kolay sanma ilvanlım
    sen çok güzelsin a acayipsin b acayipsin c hiçbiri d hepsi senin gibi
    hatırlar mısın sazlar çalınırdı çamlıcanın bahçelerinde benim de arabanın teybini çalmışlardı şimdi de seni çaldılar benden
    ve şimdi içiyorum her gece her gece başka bir işkembe paça tuzlama kokoreç kelle gel beni kısmen yelle
    ha unutmadan ebabil bir kuşsa saka daha kuştur saka kuş olarak kalacaktır kuştur kuş olacaktır kuştur kuştunuz kuştular kuşarlar…
    şiirime burda son verirkene “bi dakka doktor bey geliyorum” şiirime burda son verirkene seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum bir de yeni bir kedi aldım o da çok şeker gidişim suskun olmuştu dönüşüm muhteşem olacak..."

    tabii ki grup vitamin
  • genelde tipsiz olurlar.. en azından öyle görünürler.. bana öyle geldi.
  • eski sevgilinin yeni eşinin bir önceki versiyonudur. hikaye bu ya eski sevgiliyle ayrıldıktan sonra bir sene içinde eski sevgilinin evlendiği haberi alınır. mecburen mutluluklar dilenir yapacak birşey yoktur. erkek çok sevmişse ayrıldıktan sonra hemen başkasını bulur evlenirmiş avuntusuyla bir dönem geçirilir. derken o ne, eski sevgilinin yeni eşi, çalıştığınız şirkete gelir, üstüne onlarca departman arasında sizin en sık çalıştığınız ekibe katılır. truman show'un gerçek olup olmadığı ya da tanrıların çıldırıp çıldırmadığı düşünülür günlerce. profesyonel yaşamın soğuk dalgalarının içinde farkedilmeyen ruhtaki ateşli gelgitler, eski sevgilinin yeni eşiyle mesaiye kala kala nerdeyse adına yakınlık denebilecek bir duyguya dönüşür zamanla.

    aradan geçen bolca zaman, kabullenmeler, dönüşümler ve hayatın başka yerlere aktığını sonuna kadar hissetmek eski sevgilinin yeni eşinin yakında doğacak çocuğuyla karşılaşmayı kolaylaştırır ama yine de vücuttaki ufak bir karıncalanmayı engellemez. geçmişin hayalleri paralel bir evrende belki devam ederken, günümüz dünyasında yaşanan bambaşka gerçekliğin içinde eski sevgilinin yeni eşine sempatik bir selamla gülümsenir ve geleceğe devam edilir.
  • 5 duyumuzdan 2 tanesini kullanmayı reddettiğim mevzu.
  • arada sevgili ile çıkan tartışmalar ya da olumsuzluklar sonucu ayrılık düşünülmeye başlandığında birden akla gelen kisi. "ulan ben kızıyorum ediyorum ama başka biriyle çok daha mutlu olacak, başka birini benden daha çok sevecek, onunla daha mutlu olacaklar, bana şöylediği güzel şeyleri gidip ona söyleyecek, hayatını onunla paylaşacak, ben artık kimse olmayacağım onun için..." gibi düşüncelerden ötürü oluşan kıskançlık yüzünden en iyi hareketin tartışma sonucu çıkan öfkenin geçmesini beklemek olacağına kanaat getirten kişi. zaten ayrılmamak bu noktada sevgiliyi cezalandırmanın bir güzel de yoludur. ne de olsa hiç bir zaman yeni sevgilisi ile mutlu bir hayat yaşayamayacaktır.
  • eğer eski sevgiliden artık nefret ediliyorsa, ona bol bol çektirip acı vermesi dilenebilecek kişi.

    edit: üstüne bir de "ah ben eski sevgilimin kıymetini bilemedim, salak kafam benim" dedirtebilirse tadından yenmez.
  • ölüm gibi gelir ama öldürmez.
    sadece bir tek fotoğraf görmüştüm; içinde o'nun ve birkaç kişinin olduğu. hem bizim daha görüştüğümüz zamanlardı o zamanlar, hemen birini bulacak hali yoktu sanki. öylesine bir fotoğraf işte.

    yine de ben ilk gördüğümde, "bu kız" dedim. işte, yeni sevgilisi olacağını anlamıştım. hatta hemen bir arkadaşıma, "bu kız onun sevgilisi olacak, iddiaya girelim mi?" dedim. "yok artık paranoyaksın saçmalama alakası bile yok" demişti o da. hey gidi. ama anladım ben işte. samimi bir poz olmasına gerek yoktu, o'nu o kadar iyi tanıyordum ki, tek bir bakışından, belki de tek bir ifadesinden o kızla aralarında bir şey olacağı ortadaydı benim için. kız güzel miydi bilmiyorum, dikkat etmemeye çalıştım açıkcası. benim tam tersim olduğu kesindi.

    günler geçti ve geçti, arkadaşları, "o'nun biri var hayatında, sana söyleyemedik" dediler. kim olduğunu bilmiyordum o yeni sevgilinin. ne diyeyim, öleceğimi sandığım an, o andı herhalde. kim olduğunu bilmesem bile, bildiğim ya da inandığım, benden daha güzel, daha akıllı ve daha sevecen olduğuydu. zaten buna odaklanmıştım en çok. asıl en önemli noktayı unuttum; o'nun yeni sevgilisini benden daha çok sevdiğiydi.
    bu noktada bana koyan hangisiydi emin değildim. o'nunla olma şansına sahip bir kız olması mıydı, tatile çıkıp eğlenmeleri miydi ya da en mutlu zamanlarını geçiriyor olmaları - ki benle en zor dönemlerinden geçiyordu- mıydı bilemiyorum. bu kadar mutlu.. nasıl olur ya? olabilemezdi yani.
    her türlü sosyal ortamdan çok rahat bir şekilde ilişkilerini gözlemleyebilme ihtimalime rağmen, bir kere açıp bakmadım, her şeyi gözümün önüne sürebilecek o tuşa basmadım. merak etmiyor muydum? ölüyordum meraktan ama görsem de ölecektim. lan mutlular.. nasıl çekemezsin mutlu olan insanları?
    sonra bir gün bir şekilde görmek zorunda kaldım yeni sevgiliyi. uzunca bir süre görmemek için kasılıp dur sonra tesadüfen gör olacak iş değildi. zaten adı artık yeni sevgili değil, o'na göre gayet de uzun süreli sevgiliydi. neyse, sonuçta çook mutlu olduklarını gözümle gördüm, inandım, 3 kere söyledim, hazmettim ve kabul ettim.
    sandığım kadar ölüm olmadı işte, hayat devam etti her türlü.
    aylar önce gördüğüm fotoğraftaki kız mıydı, evet oydu. ha güzel miydi? güzeldi diyeyim de kıskandığım düşünülmesin. akıllı mı, orası kesin. hmm, ayrıca çok da güzel gülüyordu.

    o gün bu gündür, eski sevgililerin fotoğrafları canımı sıkar. içlerinden birileri yeni sevgili olacaktır çünkü..
  • eğer eski sevgili gerçekten unutulmuşsa adama çok koymaz. şöyle bir örnek vereyim. lisede bi kızla çıkmıştım. hazırlık ortasında başladık lise bitene kadar. 3.5 yıl yani. sonra ayrıldık. onsuz yapamam, bir daha aşık olamam bıdı bıdı yapıyordum. hatta, onu birisiyle birlikte görürsem ölürüm ben falan diyordum. aradan 3 yıl geçti. kızın sevgilisi falan var. şu an çok konuşmuyoruz zaten. o selam verirse anca ama mesela çocuğu onunla gördüğüm zaman içim zerre kötü olmuyor. facebook'ta beraber koydukları fotolar hiç ama hiç rahatsız etmiyor. yani geçiyor bu durum sakin olun.

    he, şöyle de bir şey var ki, eğer unutamamışsanız ızdıraptır o arkadaş. ızdırap. tabiki o kişiye karışmaya hakkınız yoktur, zira siz de elbette birilerinin eski sevgilisinin yeni sevgilisi olacaksınız ama o düşünce yok mu? saplantı diyin, cahillik diyin, ne derseniz diyin ama o düşünce yok mu o düşünce... ona dokunurken sana aşığım diyen dudakları başkasının öptüğü düşüncesi. bakın daha fazlası değil, bu düşünce bile insanın içini yiyebilir. o adama öfke duyarsınız ama suçlayamazsınız da. o yüzden en iyisi ne mi? o eski sevgiliye mümkün olduğunca uzak durun. haber almayın, bilmeyin görmeyin. belki unuttuğunuz, aklınızdan çıkardığınız zaman bilmeniz en doğrusu.
  • çöp gibi bir oğlan ipince,
    hayırsızın biriydi fikrimce.*