şükela:  tümü | bugün
  • biliyorum canınız acıyor. biliyorum her gece kafanızı yastığa koyduğunuzda "ne yaptım ben?" diye sorup, kendinizi hırpalıyorsunuz. uyumak için, günü geçirmek için, akşam karanlık çökerken üzülüp hayata kahretmemek için bir çıkış yolu arıyor, birilerinin size yardım etmesini istiyorsunuz. eski tanıdıkları, ilişki süresince pek de vakit ayırmadığınız arkadaşları arıyor, kendinizi onlara muhtaç ve biraz da "ulan ne kadar iyi çocuk/kız bu falanca ya. bunca zaman neden arayıp sormadım? dur şuraya gidince içkileri ben ısmarlayayım" mahcubiyetleri yaşıyorsunuz.

    ama artık bitti dostlarım. aşk acısı çekenler, eski sevgilisini bir hata uğruna kaybedenler, "geri dönsün başka bir şey istemiyorum" diyenler, onsuz bir hayat düşünemeyenler, bitti... bu rehberyardımıyla eski sevgiliyi geri döndürmekle kalmayıp, eskisinden daha görkemli bir ilişkiye de kavuşacaksınız. böyle söyleyince, dökülen saçlara, kelleşen başlara bir deva bulmuşum da onun propagandasını yapıyorum sanılabilir. ancak bu kardeşinizin tek amacı var siz sevgili okurlara mide sancısız geceler, umut dolu yarınlar sunmak...

    şimdi efendim, çok kadın çok ilişki, çok ilişki de acı tatlı bir çok tecrübeyi beraberinde getirdi. hatalı davranışlar, yanlış cümleler, büyük komplimanlar, acı verici ayrılıklar vs. vs. çoğumuzun bileceği gibi ideal ilişki birbirini seven iki kalpten ziyade, hayat tecrübesinden geçer. gül gibi kızların, efendi çocukların cilveli, işveli hatunlar, piç ve asi delikanlılar
    karşısında daha az rağbet görmesinin nedeni de biraz budur. çoğumuzun aşina olduğu konulara bir kaç cümleyle hatırladıktan sonra geliyorum uygulanacak adımlara.

    yasal uyarı !!
    bu yazıdaki adımları izleyecek olan, ilişkisi adi bir suçtan son bulmamış *, sadece anlaşamamaktan, yahut bir mevzuya sinirlenerek "sie git nan istemiyorum bu ilişkiyi" çıkışı yapıp "nasılsa barışırız" derken yolda kalanlar, yeni başlamış bir ilişkide çiftlerin birbirini tanıma aşamasında "ohoo bu ne abi erkeklerle şapur şupur böle hatunu çekemem ben" diyerek yapılan fevri vazgeçişler için hazırlanmıştır.

    madde 1: bir soluk alın
    ilişkiniz bitti.. ilk günler aramalar, mesajlar, "5 dk aşağı in de konuşalım"lar falan çok yoğun şekilde yapılır. ama unutmayın ki bu ısrarlı tutum genelde olumlu sonuç vermeyecek, aksine istediğini alamayan kişilerde asabiyete ve dönüş sürecini uzatacak fevri davranışlara sebep olacaktır. bu nedenle, ileride çok daha büyük acılar çekmeden. iki tarafın da köşelerine çekilip, kovaya tükürmesi, azını yüzünü süngerle silmesi ve biraz soluklanması faydalı olacaktır. susun. empati yapın. ararsa açın... "nasılsın?" derse, "üzgün, kırgın ve süreci sorgulayan bir ruh halinde" olduğunuzu söyleyin... mal gibi bulunduğunuz ortamda müzik sesini kökleyip de "ben seni arıyım mı daha sonra. müsait değilim şu an" deyip, ona acı çektireceğinizi yanılgısına kapılmayın. acı anlıktır, irite olmaksa baki...

    madde 2: özlemek
    bir ilişkinin bitimiyle bünyeye girer ve çok uzun süre orada kalır... "bir nefesle çektim seni, bin nefesle çıkmaz oldun" halidir bu. bol bol özleyin ve bu özlemi diliniz döndüğünce kelimelere dökün... gece yarısı aramaları, arabesk mesajlar, arabanın teybinden cengizaçarak evinin önünde turlayarak değil ama formatı yazıyorum bak, taslak olarak kaydedin: "canım, bu gün yolum gezindiğimiz sahile düştü. el ele yürüdüğümüz yollarda aklıma geldin diyemiycem. çünkü zaten aklımdan hiç çıkmıyorsun. hatırlamam için bir metaya, bir kokuya, bir tınıya ihtiyacım olmayan belki de tek obje sensin bu aralar. umarım benden çok daha iyi ve acısız atlatıyorsundur bu süreci. öpüyorum." şeklinde, hem "tülaaay n'olur dön!!" esintisi taşımayan, hem de büyük bir samimiyetle içinde bulunduğunuz durumdan bahsettiğiniz ölçülü bir mesaj vermiş olun.

    madde 3: hayatında kalmak
    çoğu insan fiziki ayrılığı, her şeyin bitmesi olarak algılar. ancak bilinmelidir ki, kalp ve beyin uzun süre el ele, kol koladır. hele ki büyük aşklardan sonra. belli zamanın ardından, kızgınlıklar , kırgınlıklar unutulup yerini salt özlem ve keşkelere bıraktığında değişik şekillerde kendinizi hatırlatın. olur olmadık yere mesaj atmak ya da aramak değil, mesala her gece bir kaç cümle ya da bir şarkıyı onun mailine atarak... size "bunu yapmamanızı, çabanızın bir şey değiştirmeyeceğini" söyleyecektir. "bunu zaten bildiğinizi fakat bir aşkı yaşamak için iki kişinin gerekmediğini. acısını çekmenin de, sefasını sürmek kadar güzel olduğunu" söyleyin. ilgilenmiyormuş gibi gözükse de, gözleri o maili her yeni günde arayacaktır. bu da en az beraber geçirilen günler kadar bir alışkanlık halini alacak.

    madde 4: küçük sürprizler
    araya birlikte çekilmiş resimlerinizin katıldığı slayd şov olur, sözleri onu anlatan demo bir kayıt olur, yazılmış ya da çok populer olmayacak şekilde araklanmış bir şiir olur... beraberken almak istediği yahut "görünce seni hatırladım ve kullandıkça beni hatırla istedim, umarım kabul edersin." tarzında bir mesajla, çok pahallı olmayan herhangi bir hediye olur, en uygun yolla ulaştırmak lazım sevdiceğinize. artık çiçeğe mi iliştirirsin, posta kutusuna mı bırakırsın o da senin yaratıcılığın, şu an için kurye hizmeti veremiyoruz.

    madde 5: ortak çevreyi etkileme süreci
    alem g.t olmuş arkadaş. önce bunu unutma. kimse insanların mutluluğunu önemsemiyor. herkes "ya abi ne uğraşıyorsun başka bulursun" tavrında. bu yorumları duymamak için "nabıcam ben ? ölüyorum bitiyorum !!" yakarışları yerine. "keyfim yok pek ama ölmem heralde, bir gün geçecek" tadında mesajlar bırakın. bu mesajlar istediği yıkımı sizde görememiş magazin meraklısı ortak arkadaşları, sevdiceğinize yöneltecek ve "kızım adam seni unutmuş bile, ne ağladı ne sızladı" diyerek umdukları etkiyi onda yaratmak isteyecektir.

    sonuç:
    haydi goç yiğitler gün meyhane köşelerinde göbek yapma değil, yaraları sarma günüdür. hem bu sürecin başarısız olmama gibi bir ihtimali yok. neden mi yok ? çünkü o size dönmese bile şu verdiğiniz uğraş ayrılığı bile sevmenizi, yalnızlığın tadını çıkarmanızı, en dizlerinizin üzerine çoktüğünüz anda bile, yeni bir fikirle ayağa kalkıp yürümenize olanak sağlayacaktır.
  • son derece gereksiz rehberdir. yeni maceralara yelken açmaktansa eskide kalmak manasızdır. eskiyi kazansanız bile eninde sonunda akıbeti aynıdır. biten bitmiştir, geri kazansanız bile sonuçta yine kaybetmeye mahkumsunuzdur. en güzeli ve doğrusu bunu kabul etmektir ve buna göre yaşamaktır.
  • böyle bir rehberden feyz alarak yola çıkacak koçyiğitler, bebişlerim!
    yıl olmuş 2011 ve slayt şov denen komedi sadece moda eskiyip 2. el pazarına düşünce kullanan cıstak cıstak salon düğünlerinde kalmış.. yapmayın gencolar. sevdiceğinizi(slayt şov düşünüyorsanız kesin sevdiceğim lafını da kullanıyorsunuzdur diye..) önce gülme krizlerine sokup sonra "iyi ki bu adamdan ürememişim" diye şükretmek zorunda bırakmayın asdfghjk.
  • işe yaramayan tavsiyeler içeren rehberdir.

    onu düşünmeyi bıraktığınızda size geri döner.

    o yüzden yaşamınıza bakın. taktik ve oyunlara girmeyin. kendinize odaklanın. spor yapın bir şeyler okuyup ,izleyin. kendinizi geliştirin. ihmal ettiğiniz arkadaşlarınızın gönlünü alın.
  • ana fikri kaybetmek olan rehberdir.
  • eski sevgilinin evlenmiş olması ihtimalini göz önünde bulundurmayan rehberdir.
  • tokun açın halinden anlamadığını gözler önüne sermiş rehberdir. ateş düştüğü yeri yakar olm kimsenin sizi ve yapacaklarınızı anlamanızı beklemeyin. insan acıyı bünyeye çekti mi, olmadığı birine dönüşüverir. madem olmadığınız biri olacaksınız, ahan da işte bir alternatif.

    son bişey eklemeyi unutmuşum bu arada, konu hakkında sakın bir kadından görüş almayın. kadınlar acımasızdır, kadınlar zalımdır, kadınların o yumuşak maskeleri altında "beş kardeş geliyor bak", tehditleri vardır. inanmıyorsan al bi de buradan yak; (bkz: #23881249)
  • "ölen beyin hücrelerini geri kazanma rehberi" kadar elzem değildir.
  • ana fikri, aslında ne büyük bir mallık peşinde olunduğunu gösterebilmek olan rehberdir.

    ilk yapılması gereken; dünyanın eski sevgiliden ibaret olmadığını anlamaktır.
    sonrası zaten kendiliğinden gelir.
  • içimi bayan rehber.

    dünyada milyarlarca insan var. milyarlarca kadın, milyarlarca erkek... o kadar insan içinde ''illede o olsun'' diyorsan git bir tedavi ol arkadaş. zira saplantılısın, hastalık boyutunda hem de.

    hayatında hep yeniyi arayan insanlar hiç gerek görmez böyle şeylere.

    çok çok yolda görüldüğünde hiç bozuntuya vermeden selamlaşırsın. hatta biraz yavşakça selamlaşırsın ''vaaay goçhum naber yaa napıyon'' der, ayaküstü 3'er cümle kurar geçersin. bir şekilde hala aklındaysan onun, muhakkak arar. ama aramasını beklememek en hayırlısı.

    eski sevgili ne amına koyim yaaaa.