şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ucuz domates alma yolunda yakalanan motivasyonun, eski aşkın yarattığı duygu fırtınası ile dağılmasına sebebiyet verebilecek durum.
  • eskilerin cesme basi su doldurma nostaljisine donus niteligindedir.
  • akabinde birlikte millet kıraathanesinde keklenerek eski günler yad edilebilir.

    (bkz: millet kıraathanesinde keklenmek)
  • düşmez kalkmaz bir allah demiştim sana derim.
    (bkz: tamirci çırağı)
  • tanzim kuyruğuna yanaşıp camı açtıktan sonra seni görene kadar ona bakmalıdır. hafif bir bıyık altı gülümsemesi ile cam kapatılmalıdır. lüks aracınla çamur sıçratma vakti senindir babayiğit!
  • oradan da millet bahçesinde yuvarlanmaya gitmek.. ahhkk ulan feride!

    tanım: nahoş bir durum tesbiti.
  • yeni sevgilisine menemen yapacaktır, yanına da çay demleyecektir.

    siz seversiniz öyle şeyleri.
  • --- spoiler ---

    enteresan bir damak tadım var. 'deli mutfağı' diye tabir edilen yemekleri yemeye bayılırım. ekşi-tatlı karışımı olsun, peynir çikolata olsun benim için sıradan ama muazzam yiyeceklerdir.

    bu enteresan zevklerimden biri de viski-soğandır. evet bildiğimiz viski ve bildiğimiz kuru soğan. viskinin yanında bildiğin elma gibi yerim soğanı. viski gurme dostum ozan'a bu durumdan bahsettiğimde 'yanlış yapıyorsun' dedi. naif bir insandır kendisi. başkası olsa, 'senin damağını sikeyim' derdi.

    maddi durumum da iyidir ayıptır söylemesi. aylık net gelirim 36 bin tl. 38 de olabilir tam emin değilim. çok bakmıyorum hesabıma. özel bardaklarım, çeşit çeşit viskilerim vardır 1+1 evimde. ben de böyleyim işte dostlar ne yapayım...

    dün özel bardağıma 50 yıllık chivas'ımı doldurduktan sonra acı gerçekle karşılaştım: evde soğan yoktu...

    bardağı lavaboya döktüm. şişeye koyamazdım zira ozan bunu asla yapmamamı söylemişti. neyse ki çok param var.

    markete giderken yolda elleri poşet dolu teyzelere denk geldim. mutlulardı. yüzlerinde gülücük, posta kutularında seçmen kağıdı vardı. 'merhaba teyzeler nasılsınız, ne bu neşe? yoksa çocuklarınız hayattaki en büyük başarı olan evliliği mi gerçekleştirdiler?' dedim. 'yok' dedi sözcü teyze. 'çadırdan geliyoruz... tanzim satış çadırı'

    -o ne demek teyzecim? çadırda ne satılabilir ki?

    -ucuz oğlum çok ucuz. patates var domates var soğan var

    -soğan mı?

    -tabii tabii. kilosu 2,5 lira

    -tanesi olmasın teyzecim?

    -yok oğlum yok.

    teyzelerle vedalaştım. oy tercihlerini de öğrendim. sormamıştım oysa ki.

    sonra içimden bir çılgınlık yapasım geldi. evet o çadıra gidip ucuz alışveriş yapacaktım. değişiklik olurdu hem. yürümüş olurdum, 1-2 yeni insanla kaynaşırdım falan.

    google maps'e tanzim yazdım hiçbir şey çıkmadı. ben de navigasyon olarak eli poşetli teyze ve amcaları kullandım. sokak boyu bitmiyordu zaten geçişleri.

    beklediğimden çok kalabalıktı. kalabalık dediysem sıra yaklaşık 2 kilometreydi.

    önce uzaktan izledim. kavga edenler, küfürleşenler, istanbul eski büyükşehir belediye başkanı lehinde slogan atanlar, dini açıklamalar yapanlar... muazzam bir yerdi. keşke viskimi getirseydim diye düşündüm.

    sıraya girmeye karar verdim. 20 kilo soğan alırım dedim.

    sonra arkamdan tanıdık bir ses geldi. çok tanıdık. öyle tanıdık ki bir zamanlar 'hayatım' diyen bir sesti bu. o ses şimdi 'kota varmış arvadını sikeyim 2 kilo veriyorlarmış' diyordu.

    20 kilo hayalim de bir anda son buldu. onunla olan hayallerimin son bulması gibi...

    ne güzel günlerdi oysa ki o günler. birlikte ersen ve dadaşlar konserine bile gitmiştik. onun sesini duyunca beni görmesin diye kaçmak istedim lakin imkanı yoktu. ne ileriye ne geriye gidebilirdim. etrafım ibb başkanı fanları tarafından sarılmıştı.

    o panikle 'behice boran işçilerin anası' diye bağırdım. herkes sustu.

    gözümü açtığımda onu gördüm. kocaman gözleriyle bana bakıyordu. 'domatesin kilosu kaçaymış?' dedi bana. bilmiyorum dedim. 'ben soğan almaya geldim...'

    hayatın gerçeklerinden sıyrılıp bana alay eder gibi baktı. 'senin burada ne işin var züppe piç' bakışıydı. sonra bu bakışını 'hayırdır?' diyerek söze döktü.

    -benim bir arkadaşım var da gazeteci. 'tanzim çadırlarını farklı gözle izler misin?' diye rica etti benden. ben de kırmadım.

    -farklı göz derken?

    -işte yani parayla arası kötü olmayan biri olarak sanırım.

    -nedir izlenimlerin?

    -çok güzelsin.

    -anlamadım.

    -benden neden ayrıldın ki?

    -çünkü seni sevmiyorum diren.

    'ilerlesene yiğenim' dedi gerilerden bir amca bana. yeşil ışık yanmasına rağmen geçmeyen araç gibiydim. amca korna çaldı bana.

    -ben de beni sevmiyorum zaten.

    -ben evlendim diren. 2 çocuğum var. saçma sapan şeyler yapma sakın.

    -tamam sıramı ona verip kalabalığın arasından sıyrıldım. terk ettim orayı.

    sokağımda şenlik vardı. askere uğurlama mı neymiş. beni de davet ettiler eğlencelerine. fanta-votka ikram ettiler. 'sizin ben damağınızı sikeyim' dedim.
    --- spoiler ---

    https://www.linkedin.com/…lar-diren-nâzım-selimoğlu