şükela:  tümü | bugün
  • güne karla başlayan güzel kent. kış ancak gelebildi.
  • ben niye kar görmüyorum yağmur var her yerde
  • gece 4 buçuk civarında başlayan yağmur ve ardından yağan lapa lapa kar..
    şu an yerlerdeki kar erimiş olsa da seyretmek güzeldi.
  • meteorolojiymis, avrupa, abd, kanada, fransa, almanya tahmin merkezleriymis hepsi yalan. nerde ulan kar? alayınız kolpa.

    sağlam kar yağışı alacak denilen ama yagmayan şehir.

    siklon geliyormuş. bir yerinize girsin.
  • 222. sayfada da yazabildik. bal gibi de kar yağıyor simidimi poğaçamı aldım demlenmekte olan çayıma gidiyorum.
  • büyüdüğüm şehir. iyisiyle, kötüsüyle.

    meslek hayatıma başlamak için ayrılmadan önceki son gecem hep aklıma gelir. aslında mutlu olmam gerekirken tadım hiç yoktu. arkadaşlarım ile dışarıdaydım. gece yarısına doğru apartmanın önüne gelmiştik. eve girmek ve sabahın olmasını istemiyordum. on yıl geçti o gecenin üstünden. sanki o güzel ortamda geçireceğim son gece olacağını hissetmişim o akşam. ne zormuş alıştığın ortamı ve şehri bırakıp gitmek. hala acıtıyor insanı.
  • burada benim hayatimda basima gelen en guzel 3 seyden biri geldi. hayatimdaki yeri hep ozel olacak guzel sehir
  • kapağı cafcaflı, içi bombok kitap gibi. neden bu kadar abartıldığını düşününce aklıma sadece nüfusunun önemli kısmını üniversite gençliğinin oluşturduğu ve bu insanların en güzel, özgür çağlarını burada geçiriyor olmasıyla ayrı bir önem vermesi olarak görüyorum. genelde methiyeler düzerler buraya ama büyük bir akdeniz ilinde büyümüş biri olarak olumsuz yanlarına değinmek istiyorum ben bu yazımda sadece. ilk geldiğimde hoş göründü gözüme; kışını yaşayınca, yolları harabe ara sokaklarına girince(bağlar), insanlarını tanıyınca ve birkaç ay gezince cazip hiçbir tarafı olmadığını fark ettim. şehrin vitrini sayılabilecek çok küçük bir alan gösterişli, gerisini at çöpe. yollar dar, trafik sıkışık, çıkıp gezebileceğin yerler sınırlı; bugün bir değişiklik yapayım desen birbirinin hemen aynısı farklı bir parka gidebilirsin. göl-deniz yok, daracık bir dere akıyor ve insanlar mecburiyetten onun etrafına birikiyor. doğal ortam yok, bir kent orman var, orada da çam ağacından başka ağaç yok. düzgün bir orman görmek istersen bursa tarafına 1,5 saatlik bir yolculuk yapman gerek. şehrin göbeğinde şeker fabrikası var ve her yeri kanalizasyon kokusu sarmış. hele hava sıcakken hayvan ölüsü gibi kokuyor. kışı çok soğuk, rüzgarlı. bu rüzgarla yolların harabesi birleşince bugün yıkadığın arabayı 2 gün sonra yıkamak zorunda kalıyorsun. bir de ana jet üssü var ki; eğitim yapılan jetlerin sesi- gürültüye fazla alışık değilseniz benim gibi- insanın içini ürpertiyor. velhasılı bir köyden ya da küçük bir ilden geliyorsanız sevebilirsiniz ama büyük bir şehirden geliyorsanız burada yaşamak isteyeceğinizi sanmıyorum. tabi zevkler göreceli, benim izlenimim bunlar ve bana hiç hitap etmedi burası. güzel tek tarafı da öğrenci bolluğu nedeniyle hareketli bir şehir olması. kurs, etkinlik, tiyatro,kafe, konser vs. tatmin edici seviyede.

    edit: alttaki okuma özürlü , 25 yıldır bu sese alışık arkadaş gibi duyar kasacakları tahmin ettiğimden, ara söz olarak "gürültüye fazla alışık değilseniz benim gibi" yazmıştım ama ne fayda.
  • bok gibi sehir
  • aslında kendine san antonioyu örnek alsa çok daha güzel bir şehir olabilir. tek farkları iklim olacaktır, ona da yapabilecek bir şey yok.