şükela:  tümü | bugün
  • birbirlerine benzeyen esnaflardır ve kesindir ki benzemeyenler de vardır*.

    burada yazanlar sadece eskişehir için değil, tüm ülke için geçerlidir, biliyorum.

    cumartesi gecesi mezuniyet töreni sonrası kardeşim annem ve teyzemle terminalde otobüsün hareket saatini bekliyoruz. bizimkiler acıktık deyince bir şeyler yiyelim bari dedik. tam ortada, havuzu da kapatan açık kafeden 4 gözleme 2 ayran, 2 de vişne suyu aldım. 30 lira verdim. içecekler geldi, soğuk yok mu dedim, dolap bozuk dedi. bir şey demedim. gözlemeler geldi karton gibi, ne iç var ne ısırılabilecek kadar yumuşak. mikrodalga da fayda etmemiş yani. bu nasıl gözleme dedim, çok kıtır dedi garson dalga geçer gibi. içecek sıcak, gözleme bayat ama fiyat süper dedim, tık yok. gözlemeleri iade etmek istiyorum dedim, tamam dedi patronları. suçunu biliyor. bir daha görmeyeceği insanlara kazık şeyler yedirmek onu zerre rahatsız etmiyor*. içecekleri açtığımız için onları iade edemedik tabii. sonra tam havuzlu gözlemecinin sağ çaprazındaki esnafa gittim. 4 tane soğuk sandviç aldım peynirleri, marulları, domatesi ekmeğin köşesinden dolgun dolgun sarkan. masaya gittim, ısırmadan bir açıp bakayım dedim, açtım ki o da ne, geniş ekmeğin, eşşek kadar baget ekmeğin içi bomboş ve sadece kenarına göstermelik birkaç parça bir şey konulup vitrin süslenmiş. gittim, aga dedim, bu nedir ya, bu nasıl bir üçkaattır dedim, buna nasıl el veriyor içiniz yaw, bu nasıl bir para hırsıdır amk, dedim. ekmeğin içi bomboş dedim, alamam açmışsın dedi, ben de yiyemem bir şey koymamışsın dedim. geri al dedim. kasadan parayı verirken elleri nasıl zorla gitti amk, gözümün önünden gitmiyor. parayı alırken, artık işini dürüstlükle yapmak kimsenin umurunda değil di mi dayı dedim. döndü işine devam etti. uzaktan kestim, zerre pişmanlık yok iki esnafta da. en son, 3,5 liraya haşhaşlı ekmek alıp yidik sözlük; çoktan yenildiğimizi kabul edip, masada ailemle inancımızı yitirmiş bir şekilde tek kelime etmeden, önümüze boş boş bakarak yidik.
  • ön edit: ergenin biri osbiri çok kaçırmış , çenesine vurmuş 2 satırlık yazısında hayatında hiç koyamayacağı kadar koymuş geçirmiş. allah şifasını versin.
    cesaretinden dolatı tebrik ederim yiğido. ama aynı cesareti esenler yada pislik başka otogar esnafına yapma, kan alırlar haberin olmaz.
    bide allasen otogardan yemek mi yenir.
    çok pis ayrıca ıyyyy
    edit: harf hataları düzeltildi. anlatım bozuklukları olduğu kadar oldu.
  • hikayede demek istediğim her şeyi dediği için yazar arkadaşa teşekkür ediyorum sonunda cesaretli birisi çıktı.

    ılık götlü ekşiciler gidip onu bir güzel yerdi sonra rezalet başlığı açardı.
  • otogarda yemek yiyenlere müstehak işlerin anlatıldığı yaşanmış hikaye.

    otogara gidene kadar aklın nerdeydi, yine çok da kötü esnaf değillermiş. başka herhangi bir otogarda yaşansa sağlam dayak yemekle sonuçlanacak hadise.
  • adam bir şey yazmış yine gelmiş anasını siktiğim ego manyakları "girdi yimik mi yinir?".

    zeka, akıl, mantık dağıtılırken nerdeydi bunlar arkadaş? yani konuşmak için konuşmak mı dersin, mal mı dersin, aptal mı dersin ne desen olmuyor. adam bir şey paylaşmış müstehak diyor. senin gibi davarı da eşşek sudan dövmek müstehak işte ama olmuyor.

    amına kodumun oksijen israfları.

    gavatın evladı, gidip bu yavşağa soracakmışız demek ki bi dahakine "nerde yiyek?" diye. amına kodumun vedat milör'ü.

    amına kodumun foursquare'i.
  • otogarlarda evet yemek yenilmemeli lakin bunun şeker hastası var, yaşlısı var çocuğu var. var oğlu var. yani yenilebiliyor elbette ama yememeye gayret gösterin. bir de havalar şu an acayip sıcak olduğundan bir şey yanınıza alsanız bile banko bozulur.

    (bkz: #69186637)

    yakın zamanda uzunca yollardaydım ve evet yemedim. 30 saat aç kalırım yine yemem arkadaş inadım inattır. iyi görünse bile ürün hijyenin h'si yoktur bu mekanların çoğunda.
  • bir kisi de neden otogarda yemek yememeliyiz diye sormuyor. kabullenilmis caresizlik gibi.

    ulkede denetleme diye birsey olsa ceza yemeyen bufe kalmaz.
  • otobüs terminalleri ülkenin uyanıklarına verildiği ve denetimi yapılmadığı için her yerde görülebilecek üçkağıtçılardır. artık hizmet falan hak getire herkes "az emek, az hammaddeyle nasıl zengin olurum?"un derdinde olunca. bu tip üçkağıtlar da tutturabildiklerinin elinde kalıyor. bir daha nerde görecek de mi bu adamlar? şimdi o iki büfe burada bunları okuyan 10 müşteriyi kaybetse yine amacına ulaşır bu başlık.

    eskişehir otogarındaki çoğu büfe ve yemek satan yeri test etmiş biri olarak en soldaki dönercinin ekmeği taze olursa fena olmuyor. ketçaptan emin olmadıkça istemeyin kötü bir marka denk gelmişti. bir de fındıkçının ısıtma aparatı çalışıyorsa fındığı sıcak yenilebilir oluyor. 1 yıldır yeni bir yer açılmadıysa pek kayda değer bir hizmet alamazsınız.
  • otogarlar bildiğin özerk bölgeler ve gelen geçenin çok olduğu bir yer olduğundan hizmet sektörünün dibini görebileceğiniz yerler. her geçen 10 kişiden üçü aç olsa, biri almak zorunda kalacak, önüne ne koysam yemek zorunda kafasında iş yapıyor adamlar. mecbur kaldığınızda ise ambalajlı gıdalar tercih edin.

    (bkz: çomarland de sıradan bir gün)
  • yurdumun tüm esnaflarına gelsin.

    (bkz: svihs)