şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hayvanoğlu hayvanseverlerin sevinebileceği bir haber.

    devre elemanı bozuk ampırlara sağlam girdi bu.

    otopsi editi: "bi itipsi çiksin girişiriz" diyen ırıspı çocuklarını görelim şimdi. buyrun

    bu cani köpeklerden farkınız yok lan hiç birinizin.
  • köpek egemen toplumun son kurbanı.
  • yine lince ugruyacagim lakin, turkiye de inanilmaz bir kedi, kopek yogunlugu var sokaklarda. bir cozum bulunmali. tamam ben de hayvan severim lakin. kardesim var 4 yasinda. boyle bir olay basina gelmesini istemiyorum. ya da rastgele birinin isirilip. haftalarca ıgne vurdurmaya gitmesi filan pek guzel isler degil.

    edit: oha adam evrimin anasini sikmis. genetiginde saldirmak yokmus. hele o kopekler 3-4 den fazla olsun.( gruplasmak genlerinde var, eskiden avlari daha rahat yakalamak icin gruplasirdilar) direk hircinlik katsayilari 3 katina cikar. tehlike ya da av gorurseler, sadece birinin saldirmasi bile degil, one atilmasi yeterli, suru psikolojisiyle hepsi saldirir. bunlar evcillestirilmeden once, doga da yaptiklari olaylardan gelir. ana!! insan bu demez, tehlike ya da av olman yeterli.

    edit 2: hic bir zaman tum kopekleri oldurun demedik. toplayin basibos kopekleri, barinaklara filan alin. kisirlastirmalarini dogru duzgun yapin. sayilarini boylece kontrol altina alin. bakabilen aileler zaten evine aliyor. disarida besleyenler ise, barinaga da yardim yapabilir. devletin ilk amaci insanlarin guvenligini saglamaktir. ınsanlari tehdit eden insan da olsa hayvan da olsa bir seyler yapilmalidir. polonya'da yasiyorum. sokak kopegi denen bir olgu yok. kedi yok. lakin evlerin yuzde 70'in de kedi ya da kopek var.
  • yılların ilgisini köpeklere vermiş biri olarak söylüyorum ki köpekler açlıktan ölecek durumda olsalar bile insanları av olarak görmezler. bu onların geninde, genetiğinde, evrimsel sürecinde yok. bu haberin doğruluğuna en ufak bir ihtimal vermiyorum. kadını köpeklerin öldürdüğünü nasıl tespit etmişler açıklasınlar.

    haberde yazan satırı paylaşıyorum:

    "köpekler tarafından öldürüldüğü tespit edilen pütün'ün cesedi, otopsi için eskişehir osmangazi üniversitesi tıp fakültesi hastanesi morguna gönderildi."

    adamlar önce köpeklerin öldürdüğünü tespit ediyor, sonra otopsiye gönderiyor. böyle gülünç bir şey olabilir mi?

    ülkemizdeki kadın cinayetlerinden bir tanesi daha. kadın çantasını almış, gece gece sesini kimsenin duyamayacağı; medeniyete kilometrelerce uzak bir tarlada dolaşıyor, köpekler gelip parçalıyor. hikayeye bak.

    ağzı var dili yok hayvanların hepsini katledin şimdi. katiller güzel yöntem bulmuş.

    şunu da ekleyeyim, vahşi hayvanların hepsi %95 insanlardan uzak durur. yani kurt sürüsü de olsa, aslan sürüsü de olsa, kaplan da olsa, ayı da olsa insanı av olarak görmesi çok çok nadirdir.
  • ne ilk ne de son malesef..

    (bkz: 5 alman kurdunun guvenlik gorevlisini oldurmesi)
  • hayvanseverlerin önemli bir kısmının insan sevmediğini düşünürsek, pek umurlarında olamayan durumdur. bir gün kısmetiniz olursa bunların toplantılarına falan gidin de nasıl kedi köpek gibi birbirlerini yediklerini izleyin! hadi insan sevmiyorlar onu anladık ama en büyük iddaları "-hayvanları en çok ben seviyorum" olunca birbirlerine hakaretlere varan tartışmalara gayet rahat giriyorlar.

    elbette hayvanseverlerin büyük çoğunluğu bu anlattıklarım gibi değil ama inanın bu fanatik olanları anlama olasılığınız yok bile! "-belli bir oranda kısırlaştıralım" dersiniz, aman efendim onların da üremeye hakkı var! "-usülünce toplayalım, barınaklara yerleştirelim" dersiniz, doğal yaşamları şehir ve sokak derler, "-kış bitti şunları bi toplayalım tüylerini kesip getirelim" getirelim dersiniz, sizi taşla kovalarlar. e be yavşak bu kedi, bu köpek bir kaza geçirdiğinde, bir aracın altında kaldığında ne yapıyorsun da? götünün üzerine oturmuş atıp tutuyorsun.

    genç bir kız vefat etmiştir, allah rahmet eylesin ve geçici değil kalıcı çözümler bir an evvel gerçekleştirilsin diye ümit ediyorum.

    not: bir kaç denyo hayvansever beni yeşillendiricektir elbette ama şunu söyleyeyim; gezi olayları sırasında, ekşi de dahil olmak üzere, tüm sosyal medyada zor durumda olan hayvanların kurtarılması ile ilgili benim telefonum da paylaşılmıştır. 5 gün boyunca (24 saat telefonum hiç susmadı) sadece ben; içerisinde martı ve karga da dahil olmak üzere 80 üzerinde hayvan kurtarmışımdır. ekibimiz ve gönüllüler toplamda 400 hayvanı gönüllü veterinerlere yetiştirmiştir. hani sövecekseniz de bilin öyle sövün diye yazdım!
  • yahu arkadaş sokaklarda başıboş hayvanların dolaşmasından belli bir kesim neden mutlu anlamakta güçlük çekiyorum. sokaklar başıboş hayvanlardan temizlensinin karşılığı bu hayvanlar toplansın götürülsün itlaf edilsin değildir ki. modern ve gelişmiş ülke normlarında ne yapılması gerekiyorsa barınaklarda o hizmetler altında bu hayvanları toplarsın bakarsın.

    ülkenin her yerinde her sokağında aynı sorun var. diyelim ki haber yazıldığı gibi değil köpeklerden dolayı ölmedi, ihmali boş mu verelim. başıboş köpekler öldürmedi diyelim, yüzlerce ısırık vakası başvuruyor sağlık kuruluşlarına 1 günde. bahsettiğin köpek davranışı senin evindeki köpeğin için geçerlidir. başıboş köpeklerde saldırganlık da olur, kuduz da olur, yaralama da öldürme de hepsi olabilir. devlet gerekli tedbirleri alsın diyeceğine, yok köpekler saldırmaz da yok ısırmaz da..!

    edit: yazım hataları var ancak ilk yazdığım entry'nin harfine dokunmuyorum. bu ölüme köpek saldırısı neden olmuştur demedim bekledim. halihazırda gün gibi ortada duran başıboş hayvan sorununa vurgu yaptım yalnızca, ancak otopsi sonucunun açıklandığı yazılmış. bu sonuç kaç entry sildirir, kaç edit yaptırır bu başlıkta bilemem. işi yüzsüzlüğe vurup "hayvan saldırısı" demiş "köpek saldırısı" dememiş diyenler de çıkacaktır. hayvan sevgisinin bokunu çıkarmak böyle birşey demek ki. insan güvenliğini umursamama durumuyla dahi sonuçlanabiliyor. sizler bizler diye ayırmak da istemiyorum, siz hayvanseverler deyince biz hayvansevmezler gibi bir durum oluyor ortada. "insan güvenliğini önemseyen biz hayvanseverler", insan güvenliğini umursamaz siz hayvanseverler diye ayırırsam; sizler ne kadar çok başıboş hayvan gördüyseniz, hekimlik mesleğimden dolayı ben de o kadar başıboş hayvanların ısırdığı, saldırdığı, yaraladığı insan görmüşümdür. hala daha kuduz ve hayvan ısırıklarının takiplerini, yazışmalarını, eğitimlerini sürdürüyorum. çok net ve açık söylüyorum ki ortada çok ciddi bir halk sağlığı sorunu var. birkaç insan sağlığını umursamazla yazıştım bu entry'den sonra sağlıklı bir cevap alamadım. diyorlar ki "devletin usulune uygun bakmayacağını düşündüğümüz için sokaklarda kalmalarını istiyoruz. devlet bunları barakalara toplar, aç susuz bırakır itlaf eder. sokaklarda kalsınlar, istemiyoruz toplanmalarını" geçmiş yaşanmış tecrübelerle haklı olabilirler bu konuda. yapması gerekenleri yapmayıp, vicdansız yöntemlerle bu sorunu çözmeye uğraşan bir devlet mekanizması var sonuç olarak karşımızda. ancak ben de diyorum ki bırakalım insan güvenliğini, sokaklar hayvanlar için güvenli mi gerçekten? ruh hastası insanların hedefi konumunda oluyor bu hayvanlar. silahla ateş eden mi ararsın, taşlayan mı, yakalayıp işkence eden mi, yaralayan mı, öldüren mi.. insan sağlığını umursamaz sizler, zamanınızı ve enerjinizi bu hayvanlar sokaklarda kalsın yönünde kullancağınıza, modern ve hayvan haklarına saygılı barınaklar tesis edilsin yönünde kullanın! böyle yapanlara sözüm yok, sözüm insan sağlığını umursamazlara. sokaklarda başıboş hayvanların dolaşması güzel birşey olsaydı gelişmiş ülkelerde sokaklar hayvanlardan geçilmezdi. 1 tane yok. yabancı arkadaşlarım geliyor zaman zaman yanıma, sokakta kedi görünce koşarak sevmeye gidiyorlar. neden? yok çünkü ülkelerinde başı boş hayvan. sevdi de noldu kedi ısırdı kuduz aşısı yaptırmak zorunda kaldı içlerinden birisi. sevgi nerede biter güvenlik nerede başlar ayırımına varın artık. esasen hayvan hakları gibi çok önemli bir konuyu vurguladığınız halde, abarttığınız zaman aklını, mantığını, şuurunu kaybetmiş bir grup gibi görünüyorsunuz yapmayın bu kadar.
  • niçin öldüğü otopsiden sonra tespit edilebilecek kadının ölüm nedeninin henüz otopsi bile yapılmadan köpeklere yıkılması da olasılık dahilinde olan insan.

    edit: otopsi sonuçlandığına göre düzeltme yapmak da farz oldu. öncelikle koşulsuz biçimde "köpek saldırmaz, köpek öldürmez" gibi bir önyargıdan veya "kesin köpekler yapmıştır hepsi gebertelim" gibi bir önyargıdan uzak durmak için, sadece henüz ne olduğu belli olmayan bir olay hakkında sadece netlik kazanmadan önyargılarıyla yaklaşan insanlara karşı bir tepkiydi entrim ilk haliyle. haklı görürsünüz ki bir kadın cesedini köpekler parçalarken buluyorlar ve henüz otopsi yapılmadan "hooop köpekler öldürdü" deniyor. kargalar yerken görselerdi kargalar mı öldürdü diyeceklerdi tepkisiydi benimki. malum 2015'e girdiğimizden beri 60 küsür kadın cinayetinin işlendiği bir ülke burası. ancak şimdi otopsi sonuçlandığına göre esas düşüncelerimi ve bilimsel gerçekleri aktarabilirim.

    köpekler insana saldırabilen, hatta öldürebilen canlılar. bunların pek çok örneği var. zaten köpeğin en büyük özelliklerinden biri, alanını, bölgesini, sahibini, sürüsünü koruyan bir canlı olması. 42 tane de dişi olan, etçil hayvanlar bunlar. ancak evrimsel süreci gereği, kendisini ait hissettiği liderine karşı agresyon çok nadir görülen bir olgu. örnekleri yok mu, elbette var; ancak bu annesini öldüren insana oranlandığında hatrı sayılır derece düşük oranda. buradan yola çıkarak da, tüm köpekleri zan altında bırakan açıklamalar yapmaktan ve bir türe karşı nefret saçmaktan uzak durmak gerekiyor. sokakta gördüğünüz pek çok insan, pek çok köpekten istatistiki olarak tehlikeli durumda. misal ben, bana taş atarsanız sokak köpeklerinin çoğunun yaptığı gibi kuyruğumu kıstırıp kaçmam.. ancak sokak köpeklerinin çoğu, hem insana, hem diğer köpeklere karşı kavgadan kaçınma eğilimindedir. zorunlu haller dışında saldırmazlar. ancak belirtiyorum tekrar, çoğu... bu da demek oluyor ki bir kısım sokak köpeği zorunlu haller dışında da insana ya da diğer köpeklere korkutma boyutunda değil, zarar verme boyutunda saldırabilir.

    merhumun ailesinin başı sağ olsun. merhum, köpekleri beslemeye giden biriymiş. olay günü de bu şekilde olduğu söylentiler arasında... 5 yaşından beri köpek besleyen ve bunun ilmine kendini adamış biri olarak şunu söyleyebilirim, yiyecek koruma, köpeklerin pek çoğuna default olarak gelen bir duygu. %50'ye yaklaşan oranlarda, köpekler yiyeceklerini paylaşmaktan hoşlanmazlar. yiyeceğin kısıtlı olduğu durumlarda bu oran ister istemez artacaktır. ortada bir hayatta kalma mücadelesi var çünkü. anlamayanlar için, yiyecek kısıtlı olduğuğunda insan da yiyeceğini korur. açın sadece bir tv show'u olan survivor'ı izleyin, iki pirinç tanesi için kavga ediyor insanlar ve bu show olsa bile herkes bunu haklı görüyor. siz izleyenler de... aynı şekilde bırakın yiyeceği, dünyadaki kaynakların kullanımı için, para için, petrol için, altın için, parlak taşlar için... insanlar neler yapıyor birbirine? bunu nereye bağlayacağımı merak edenler olabilir. altta bazı entriler gördüm, "vay vay nankör köpekler, kendilerini besleyen insanı bile öldürüyorsa bize neler yapmazlar" minvalinde entrilerdi bunlar. bu arkadaşlar şunu görmezden geliyor, ortada kısıtlı yiyecek varken adrenalin yükselir. adrenalin savaş-kaç hormonudur ve organizmaya bu iki seçeneği yoğun biçimde sunar. ve yine köpek kavgalarında, köpek dediğiniz canlı kontrolden çıkabilir. örneğin asla insan ısırmayacak karakterde bir köpek, diğer köpekle kavga ettiği esnada kendisini ayırmaya çalışan bir insana saldırabilir, çünkü o anda kendini aşırı bir korumaya gitmiştir ve kendisine temas eden her şeyi kendisine zarar vermek niyetinde düşünebilir. toplu beslemeler dediğimiz, böyle ormanlık araziye vb. tecrit edilmiş ve yiyeceğin kısıtlı olduğu bu gibi yerlerde köpeklerin yiyecek için kavga etmesi olasılıklar dahilindedir. bu kavgaya karışırsanız arada kaynama olasılığınız, ısırılma olasılığınız oldukça artar. hele ki yakın temas durumlarında oran iyice yükselir. bu tamamen tecrübeyle orantılı bile olsa bir senaryo dahilinde, merhumeye ilk saldırı, bu şekilde gerçekleşmiş olabilir.

    ilk saldırı anı çok önemlidir. köpek sürüleri, normalde insanlara zarar verecek boyutta saldırıdan kaçınsalar bile, adı üstünde bir sürü oluşturmuşlarsa, beraber hareket edeceklerdir. yani bir sürü içerisinde 30 köpek var diyelim, bunlardan 29 tanesi insana saldırmaktan kaçınıyor fakat sürünün üst sıralarındaki tek bir köpek bundan kaçınmıyorsa ya da şartlar onu getirip de ısırma olayı gerçekleşmişse, sürünün geri kalanında da onu takip edecek bireyler çıkacaktır. bu bir sürü hayvanı olmanın gerekliliğidir. yine daha somut anlamanız için, normalde bir insana elini kaldıramayacak nice insan evladı, sürü oluşturduğunda şiddet eğilimlerine daha yatkın olabiliyor.

    yine dipnot düşmek istiyorum, insanda görülen nerdeyse tüm psikopatolojik vak'alar, köpeklerde de görülebilir. yani bir insan gibi, bir köpekte bipolar olabilir, şizofren olabilir, depresyona girebilir... insanlarda görüldüğünden daha az olsa da, köpeklerin de psikopatolojik vakalar haline gelmesi gayet olağandır. bu psikolojik sorunlar doğuştan kaynaklanabileceği gibi (yani kalıtsal olabileceği gibi) sonradan da edinilebilir. sokaklarda gördüğümüz pek çok köpek ise depresif ve mutsuz köpeklerdir. çünkü köpek, doğası gereği insandan uzak, sürüler halinde yaşayan ve yiyecek mücadelesine giren bir canlı değildir. tarihi boyunca insanlar tarafından çeşitli sebeplerle kullanılmış, yiyecek, sağlık gibi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayan insanlar olmuştur. dolayısıyla kendisini bir köpek sürüsünün değil, bir insan sürüsünün parçası olarak görme eğilimindedir. şüphesiz ki sokağa atılan her köpeğin sorunlarının temelinde insanlar vardır. hiçbir köpek bu hallerde yaşamaya mecbur edilmemelidir. bu parça parça bilgileri birazdan toplamaya çalışacağım...

    dolayısıyla ilk saldırı anının sebebi ne olursa olsun, bu kadın bir köpek sürüsünün hedefi haline gelmiş. az öncesinde yemek veriyor olması ya da henüz yemek vermeden, yemek verme niyetiyle yaklaşması yukarıda anlattığım gerçekleri değiştirmiyor. bu durum, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı bir köpeğin suç-ceza bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini gösteremez. neden? çünkü suç ve ceza kavramları insanlara yöneliktir ve köpekler anlık yaşayan canlılardır. hormonları, duyguları, daha önceki tecrübeleri ve öğrendikleri ne ise anlık olarak onu uygularlar. planlı cinayet işlemezler. bu kavramların hepsi insana özgüdür ve köpeklerin hukuki açıdan cezai ehliyeti yoktur. dolayısıyla, bir köpeğe insana saldırdı diye ötenazi uygulasanız bile bu, köpek tarafından ya da diğer köpekler tarafından algılanmaz, ibret olmaz vs... dolayısıyla bir köpeğin kendi iradesi dışında düştüğü bu durumdan dolayı yaşadıklarından onu sorumlu tutmak sadece suçu insanoğlunun onları getirdiği durumu görmezden gelme mücadelesidir, başka bir şey değil. ancak ötenazi, ya da insandan tecrit (aslına bakarsanız ikisi de bir köpek için benzer sonuçlar doğurur), psikolojik durumu geri dönüşümsüz şekilde değişmiş ve insana ya da diğer canlılara tehdit oluşturan köpekler için, kendi türünün ya da insan toplumunun sağlığı için uygulanıyor. yani ilk önce onun bu durumunun değiştirilemez, düzeltilemez olduğu bilir kişilerce (sadece bunun eğitimini almış) raporlanmalı.

    dediğim gibi, bir köpek bir insana saldırabilir, bu olasılık dahilindedir. ancak her köpeğin sorumluluğu bir insana ait olmalıdır. peki ya sokak köpekleri? şurada hem hayvan severler, hem hayvan sevmeyenler bence hemfikirdir. sokaklarda köpekler insansız olmamalıdır. bu, kimilerinin bakış açısıyla şehirler insanlara aittir, köpek köyde olur ya da tam tersi, biz onların alanlarını işgal ettik değildir. çünkü köpek, insansız yaşayan bir tür değildir. evcilleşme süreci bile tam olarak bilinmemektedir. dolayısıyla biz onların alanını işgal etmedik, biz ayıların, yılanların, kuşların vb. vahşi canlıların alanlarını işgal ettik. hatta bu işgal sırasında köpeklerden faydalandık. köpek, tarihi boyunca hep insanla oldu. işte buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki onları ormanlara atamayız, onları insandan tecrit edemeyiz, onları insandan bağımsız yaşadığı yerlerde hayal edemeyiz. sokak köpekleri işte tam bu nedenlerden dolayı, toplumun sorumluluğundadır. yani onların sahipsiz olması toplumun ve devletlerin problemidir. yaptıkları eylemlerin sorumluluğu da yine topluma aittir. evet, merhumu biz öldürdük. kimilerinin dediği gibi, onları besleyen hayvanseverlerin ya da kovalayan insanların tek başına suçu değil bu, öyle olsaydı, merhumun da köpekleri besleyen biri olarak, hayvanların itlafını isteyen bir sürü cani için fırsat olmaması gerekirdi. adamın biri resmen "bu olay, sokaktaki hayvanları besleyenlerin suçudur" demiş, yani merhumu kendi katili ilan etmiş. bu ve buna benzer olaylar, tamamen hükümetlerin yürüttüğü hayvan politikalarıyla ilgili. suç, hepimizin.

    suç hepimizin, hükümetlerin yürüttüğü hayvan politikaları gibi sözler sarf ederken insan düşünmüyor değil, acaba kaç siyasinin hayvanlarla ilgili politikası var günü geçiştirmekten ve tarafları (hayvan severler ve sevmeyenler) memnun etmeye çalışır gibi gözükmekten başka? bence hiç yok. çünkü bu konularda bilgisizler (toplumun çoğunun olduğu gibi) ve duyarsızlar. anı kurtarmak kafi. o bölgede oy toplayacakları insanlar bu konuda fanatik seviyesinde hayvansever ya da fanatik hayvan düşmanlarıysa, ona göre davranıyorlar. gelecek tepkiler belirliyor onların politikalarını. oysa ki bu sorunlar, toplumun tümünün yararına olacak şekilde uzun soluklu olarak çözülmesi gereken sorunlar. fevri davranışlarla bir yere varamazsınız. toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi ve sağlıklı bir düşünce sistemine sahip olması da bunun aşamalarından biri.

    ben hiçbir hayvanseverin, sokaklar köpeklerle dolsun taşsın dediğini sanmıyorum. çünkü bu saçma. onlar sadece barınaklardaki durumun içler acısı halini görmekte. bunun yanısıra, köpek, doğası gereği barınak ya da orman gibi bir yerde yaşamaması gereken de bir canlı. en bilimsel sebebi bu. e sokakta da yaşaması doğru değil onun açısından ve insanlar açısından. e bir sürü insan apartmanda vs de besleyemiyor? ne olacak bunca köpek?

    yaklaşık 10 sene önceydi sanırım, pitbull yasakları sırasındaydi, "köpek ehliyeti" diye bir şey ortaya atılmıştı. daha öncesinde atılmadıysa, bunu benim attığımı söyleyebilirim, sonradan daha tanındık yüzler tarafından sahiplenilmesi ve kendi fikirleri gibi lanse edilmesi güzeldi. mantık şunu içeriyordu, köpek sahibi olmak isteyen herkes belli eğitimlerden geçmeli (sürücü kursu gibi), bir heyet tarafından ne tarz köpekler edinebileceği raporlanmalı (a sınıfı b sınıfı gibi ehliyetteki), yalnızca yetkisi olduğu sınıftan/ırktan bir köpek edinmeli, üzerine bu köpek mikrochip vasıtasıyla zimmetlenmeli, ve köpek için eğitim zorunluluğu getirilmeli, zorunlu okullar vb olmalı, sürekli bir denetime tabii tutulmalı. bu esnada köpek üretimi ve sahiplendirilmesi tamamen profesyonel kişiler tarafından yapılmalı. bugünkü haliyle petshoplar ya da köpek çiftlikleri ya da merdiven altı üreticiler ya da "ayy köpeğim bir kez anne olsun"cular tarafından değil.

    sokağa köpek bırakılmasını engellemeden köpek sorununu çözemezsiniz. barınakların da, devletin de, hayvan gönüllülerinin de gücü tüm köpeklere layıkıyla bakmaya yetmez çünkü.

    şimdi bu çözüm önerisini detaylandıralım ve nasıl çözüm getireceğini inceleyelim.

    1. önüne gelenin köpek üretmesi engellenecek. artan köpek popülasyonuna dur denecek. doğan her köpeğe microchip takılacak. microchipler anne köpeğin sahibi profesyonele verilecek.

    2. anne sahibi profesyonel, köpekleri sahiplendirme esnasında yeni ailesinden "köpek ehliyeti" sahibi bir kişiye, ehliyeti kapsamındaki köpeği sahiplendirebilecek.

    3. sahiplendirme esnasında sisteme köpeğin yeni sahibini bildirecek. dolayısıyla o köpeğin tüm sorumluluğu bir kişiye verilmiş olacak.

    4. sokaklarda, kolluk güçlerine microchip okuyucular verilecek.

    5. yanında sahibi olsa dahi, kolluk güçlerinin microchip denetleme yetkisi olacak. sokakta bir insanın yanında microchipsiz köpek görüldüğünde kişiye yüklü maddi cezalar verilecek. (devlet al sana gelir kapısı) ve köpek derhal microchiplendirilecek.

    6. köpeğin microchipli olması ancak yanında bulunan kişinin ehliyetsiz olması durumunda, hem köpeğin yanında olduğu kişiye, hem de resmi olarak üzerine kayıtlı olduğu kişiye ceza verilecek. (elbette bir çalıntı, kayıp bildirimi yapılmadıysa).

    7. köpeğin microchipli olması ancak halen üreticisinin adına kayıtlı olması durumunda üreticiye çok çok yüksek maddi cezalar verilecek, belki hapis cezası. yine aynı şekilde kayıtlı bir üreticinin elinde microchipsiz bir köpek görüldüğünde hapis cezası uygulanmalı.

    8. bu microchiplere köpeklerin tüm aşı, sahip, eğitim, davranış durumları düzenli not edilecek. burası epey detaylı olduğu için olur da bir vekilin falan ilgisini çekerse ulaşsın bana, detaylarını anlatayım.

    9. microchipli bir köpeğin sokakta başıboş bulunması durumunda (kayıp bildirimi yapılmamışsa) üzerine zimmetli kişiye çok çok ciddi maddi cezalar verilecek.

    10. microchipli bir köpeğin sokakta ölü bulunması durumunda hapse kadar giden cezai yaptımı olacak. microchipin sökülü olduğu ya da şüpheli ölüm durumlarında, ya da microchipli bir köpeğin microchipinin sökülmesine yönelik her hamle hapis cezasıyla sonuçlanacak.

    11. kayıtlı, ancak eğitim, sağlık vb. hizmetlerini aksatan, kontrollere getirmeyen hayvan sahiplerine vergi borcu çıkarılacak. (al sana gelir kapısı devlet)

    12. bu sayede kontrolsüz ve denetimsiz yapılan üretim ve sahiplendirmeler, sokağa bırakmalar kontrol altına alınmış olacak.

    13. mevcut sokak köpekleri tek tek toplanacak, kulaklarına küpe ve vücutlarına microchiple kayıt altına alınacak. küpe, uzaktan fark edilmesi için, microchip ise kontroller için.

    14. kayıt altına alınan her köpek önce kısırlaştırılacak, sonra görünen herhangi bir (agresyon, korku vb) olumsuz davranışı olmayan (bu kolayca test edilebilir) yetişkin köpekler alındıkları bölgeye geri bırakılacak. bölgeye bırakılan köpeklerin popülasyonu, sağlık durumları, aşıları, antiparaziter tedavileri, davranışları, düzenli olarak kontrol edilecek.

    15. sahipsiz yavru köpeklerin kayıt işlemi yapıldıktan sonra devlet teşvikiyle bir aileye bir köpek prensibiyle, ailelere sahiplendirilmesi sağlanacak. sahiplendirmeye kadar geçen sürede, kadrolu eğitmenler ve veterinerler tarafından bakımı, eğitimi, sosyalizasyonu sağlanacak.

    16. sahipsiz ancak davranışları bakımından tehlike yaratabilecek köpekler, barınaklarda tutularak kadrolu uzmanlarca rehabilite edilecek. rehabilitasyon sonrası sadece bu tarz köpeklere bakabilecek donanıma (kendi bahçesi olan, özel ehliyet sahibi) insanlara sahipledirilecek.

    17. hiçbir şekilde rehabilite edilemeyen köpekler hayatları boyunca barınakta, kendilerine has, her köpeğe 1 yaşam alanı prensibiyle, hayvan haklarına tamamen uygun biçimde bakılacak.

    18. hayvan hakları kanunu güncellenecek ve hayvanlara yönelik işlenen suçlar, kabahat kapsamından çıkarılıp suç kapsamına alınacak.

    19. okullarda, çocuklara seçmeli evcil hayvan dersleri konacak. pedagojik formasyon eğitimi almış eğitmenler ya da veterinerler tarafından verilecek bu seçmeli derslerin dışında, sağlık bilgisi, fen bilgisi, din kültürü ve ahlak bilgisi gibi derslerin müfredatına da hayvan sevgisine ve bakımına yönelik konular eklenecek. böylece seçmeli olarak almasa bile, zorunlu olarak herkesin belli bir bilinci taşıması sağlanacak.

    20. sahipli her hayvanın uygun koşullarda bakımı sağlanacak. hayvanın refahına aykırı durumlarda kişiler maddi cezalara çarptırılacak.

    şimdi, bu maddeler, uygulanması çok basit yasal düzenlemelerle hayata geçirilebilecek maddeler. finansal açıdan ne devleti ne de gönüllüleri yoracak uygulamalar değil hatta devlet bundan gelir bile elde edebilir (elde edilen gelirle de barınakta tutulması gereken köpeklerin, kadrolu eğitmen, veteriner, vb kişilerin, ve sokaktaki hayvanların finansal ihtiyaçları rahatlıkla karşılanabilir). bu şekilde 10 yıl gibi bir zamanda ülkemizdeki sahipli-sahipsiz köpek problemi ortadan kalkacaktır.
  • köpeklere karşı gelişecek yeni bir linç dalgası oluşturmak için kışkırtıcı ve (an itibari ile) yanlış başlık atılmış haber.
    daha olayın nasıl olduğu belli olmadığı için "köpekler tarafından parçalanmış kadın" başlığını atmak terbiyesizliktir.