1. insanlarin yaslari ilerledikce artan ozlem. eski sokagina, eski evine, eski e$ine, eski arkadaslarina, eski haline.. kisacasi eskiden olan veya eskiden yaptigi herseye ozlem duymasi. bunun sebebi hayatin gunden gune daha bogucu, bunaltici ve zorluk derecesinin artmasidir. fakat soyle de bir sey vardir ki insanlarin sabirlari yasina goredir. 5 yasindaki bir cocukla 35 yasindaki bir insanin istekleri farkli oldugu gibi dayanma noktalari da farklidir. eskiden hersey daha iyiydi, gulluk gulistanlikmis demek kolay geldiginden insana bu hep soylenir. kime sorulsa gunu yasamaniz tavsiye edilir, ama bu bir o kadar dandik ve bastan savma bir sozde yardimdir. eskiye ozlem hep olacaktir. onemli olan eskiden yapabildikleriniz icin tekrar savasip onlari geri almaktir.
    (bkz: eskiye ragbet olsaydi bit pazarina nur yagardi)
  2. nerde o eski kabile torenleri tamtamlar, simdi dimtis dimtis moda diye hayiflandigimiz ozlem. modernizmin urettigi hafizasiz insan tipinin sahip olamayacagi ozlem bu arada
  3. sorumlulukların kişiyi bunalttığı durumlarda geçici bir kaçış durumu.eski günlerin ne kadar güzel,mutlu,sorunsuz olduğununun düşünülmesi ve ardından bugünün koşullarına isyan edilmesi olarak iki evreye ayrılabilir.ancak kişinin bu düşüncelere dalarken atladığı nokta,zamanın geçmesiyle geçmişin nostaljik bir boyut kazanmış olduğudur.yıllar sonra yine bunaldığında içinde olduğu zamana da özlem duyacaktır,insanın klasik kısır döngülerinden birine sıkışmış,özlem duymakla mutsuzluğunu bir nebze olsun hafifletme yolunu seçmiştir.ama eskiye özlem ve eskinin yüceltilmesi kişinin kendisini kandırmasından başka birşey değildir özünde...
  4. yaşanmışlıkların bir biçimde* bitmesinin ardından hala etkisinden kurtulamama, sürekli eski mutlu günleri düşünme , şu anda içinde bulunulan çevredekilere****de bunu sürekli yansıtma durumu.

    geçmişle olan problemler çözülmezse geleceğe de sağlıklı bakılamıyor böyle durumlarda. sanırım yapılması gereken kişinin öncelikle herşeyi kendi içinde halletmesi ve eğer böyle dönemlerde hayatla ilgili geleceğe yönelik atılması gereken ciddi adımlar varsa mümkün olduğunca ertelenmesi.
  5. aslında geride bırakılanlar ya da bırakılmak zorunda kalınanlardır özlenen; anılardır.

    "çünkü her şey eskiye kaldı, anılar bile
    her şey, ama her şey eskiye kaldı"*
  6. eskiyle içiçe bulunulan çok uzun bir dönemden çıkmışsa insan ve birden bütün bağları kopuvermişse, elinde olarak ya da olmadan, önce bir farkedemez içine düştüğü durumu, anlayamaz ne olup bittiğini. belki yeninin keşfinin çekiciliği belkide çok fazla içinde bulunulan ve dışarısına çıkamayıp sonuna kadar bunaltmış olaylardır buna iten. ama zaman geçer ve yerine oturmaya başlar herşey. yeniden yerleşik ve rutin bir döneme girilmiştir. sonraları, bazen zamanında çok vakit geçirdiği işlerin, kişilerin, yerlerin kalıntıları göze çarpar elinde olmadan ya da sadece durup düşünmek ister geçmişi ve işte o zaman tüm vücudunu kaplayan ağırlık ve özlem çok yüklü gelmeye başlar nedense. belki bidaha öyle bir düzen kurmak zor geldiğindendir, belki eskileri tam olarak bilmenin verdiği güven duygusudur (ki en çok özlenen) , belkide hiçbir zaman eskisi gibi olunamayacağı korkusudur (aslında çoktan olmuştur) ya da sadece çok fazla rastlantı olmuştur eskiye dair. ama elinden kayıp gideni göre göre, bile bile izin vermekle olmuyor sanırım. yinede gelen gideni aratıyor. kişilerle birlikte yapılan işler, konulara ayrılan zamanlar, bulunulan mekanlar da özlenir oluyor istemedende olsa.
  7. bir daha gelmeyecek olmasındadır. çok güzel olduğundan değil.
    yaşadıklarımdan çıkardığım en önemli sonuçlardan biri budur.

eskiye özlem hakkında bilgi verin