şükela:  tümü | bugün
  • ian banks'in mit haline gelmiş rock star modelini biraz tersine çevirip ilginç bir karakterin üzerine kurdugu güzel kitabı. kitaplarda anlatılan karakterlerin emmeye de gömmeye de gelmesini isteyen okur grubunun fazla sevemeyeceği kesin olan eser.
  • aşık olmak, güvenli bir sığınak olarak erkek aramak, her karakterde kendini, kurtarmazsa da en azından kendinden bir parça bulmak isteyenlerin okumaması gereken kitaptır. ne de olsa karakterler ve daha da önemlisi romanlar, gerçeklik testi olarak bakkala gidip "kitap birinci kişinin bakış açısından yazılmışsa o kişi benim saygıma layık, güçlü, kuvvetli, kararında maço olmalı" babında kesik atan bireyler için özel olarak üretilen şeyler olmaktan oldukça uzaktır. değerli miette'in sonsuz iyi niyetiyle belirttiği gibi bu tür insanlar için yazılmış türlü türlü kitaplarda mevcuttur aslında, emily bronte'ye dayanabilen herkes heatcliff'in kollarına coşkuyla atlamakta sonuna kadar serbesttir tabii. yalnız "iyi yazar en siktiriboktan karakterine bile saygı duydurur" demek açıkcası biraz toyca bir yaklaşımdır. bu yaklaşımın bir ucu bronte kardeşler söz konusu olduğunda kavalın son deliği tamlamasını şevkle hak eden emily'nin ian banks'ten daha iyi bir yazar olmasına kadar gider ki, bu durum zaten akıllara zarardır. bu nedenle konu edebiyat, film, müzik ve bunlar gibi incelmiş zevke hitap eden durumlar olduğunda ezbere sallamamak en hayırlısıdır. üstün insan miti güzel bir şey de her karakterin üstün olmasını beklemek biraz psikanaliz sahasına giriyor sanki.
  • romanın kahramanı, sıradan bir insandır, aşkı-korkuyu ve daha bir çok duyguyu yaşayan. tek farkı rock star olmasıdır. gayet iyi kotarılmış ve zevkle okunabilen bir hikayedir, gerisi boş.
  • kitapta gecen rock yildizimiz daniel weir, kisaca weird, normal olma cabasi icinde, kendini hilkat garibesi olarak goren sakar bir heriftir. bok gibi parasi vardir ve st. jute deyu tuhaf bir yerde ya$amaktadir. "ben rock yildiziyi kizlaar" diye gezip hatun kaldirma derdinde degildir. efendidir. kendisini sevdirir-ki insanlarin onu o oldugu icin sevmesine bir turlu anlam veremez- ve bi solukta kitabi okutturur..
  • genel olarak cumartesi punklarının* elinde gördüğüm ve sırf bu yüzden bünyemde antipati uyandırmış kitaptır. okuyamazlar da garibanlar bu kitabı; belki de hiç okumayı denemezler; aralarında gizli bir anlaşma vardır belki de: "olum bu kitabı taşıyalım; sükse yaparız ortamlarda; kitapla ilgili bi şey söyleyen olursa hafif sırıtarak başımızı sallarız; okuyoruz sanarlar."

    ha, pek tabi "ulan dümbük; şekilci misin sen?" demeniz mümkündür. okumadım, etmedim; belki de dejenere psikopat süper manyak* bir kitaptır, belki o zibidilerin ellerinde görmeden önce kitapçı raflarında karşılaşsaydım okur ve severdim kitabı; ama böyle olur bazen, size de olur, herkese olur; hakkında hiç bilgi sahibi olmadığınız bir şeyden, hiçbir sebep yokken tiksinirsiniz.

    işte benim yaptığım da böyledir; birileri yüzünden bir kitabı sev(e)memek.

    hatta: (bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)

    alakasız bakınız:
    (bkz: boys anılar)
  • türkçe'ye rock laneti diye çevrilen ve on sekiz yaşında okuma fırsatı bulduğum harika kitap. ergenliğin buhranlı yıllarında, hiç yapmadığım bir şey olmasına rağmen bazı cümlelerin altını çizerek okumuş olmam sekiz sene öncesi hakkında güzel fikirler veriyor. fikirler tanıdık, ulan sekiz senede insan hiç mi değişmez be!

    "hayallerim gerçekleşti ve anladım ki hayaller bir kez gerçekleşti mi artık hayal edilmeye değecek bir yanları kalmıyor. eski hayallerim gerçekleşirken, yenilerinin peşinde koşsaydım belki bunu sürdürebilir, daha yeşil tepeleri, daha taze kırları hedeflerdim."

    "tanrım, ben ne yapıyorum? ne yaptığımı biliyor muyum? bilmiyorum herhalde. galiba ne yaptığımı bilseydim, şu anda kendime bu soruyu soruyor olmazdım. bu karışıklık benim suçum değil. gerçekten değil."

    "telefonlardan hep nefret ettim."

    "ta başından beri uyumsuz biri olduğumu kabul ettim, hiçbir yerde hiç kimseyle rahat edemeyecektim. durum buysa, o zaman uyumsuzluğumda mümkün olduğu kadar başarılı olmaya karar verdim."

    "çok fazla içiyorum ama bundan zevk alıyorum, içki içmek ihtiyacıyla uyandığım hiç olmadı... eğer bir gün bunu yapacak olursam, umarım ne yaptığımı farkederim ve daha ileri gitmeden durdurabilirim. bütün kolikler böyle başlıyordur, eminim."

    "kısacası, hiç konuşmadığım zamanlar daha iletişim kuruyordum."
  • iskoç yazar iain banks'in; alt sınıfta büyümüş biri iken müzik yeteneği sayesinde dev bir rock grubunun beyni haline gelen daniel weir'in serüvenini anlattığı ayrıntı yayınları'ndan çıkan romanı.
  • bugün eşimin kullandığı personel minibüsünün arkaında kutu bire içerken kendimi rock grubu üyesi olarak hissettirmiş olan kitap... hem sıradan hem değil...
  • nikaragua kahvesini ideolojiye uygun kahve diye niteleyen hayli utangaç bir rock star var bu kitapta.
    sırf bu yüzden bile sevilir.
  • turkce'ye "rock laneti" olarak cevrilmis keyifle okunan, underrated bir romandir.

    ana karakter daniel weir'in anlatici oldugu bu roman, karakterin kendi zaaflari/beceriksizlikleri/kotu kararlariyla ilgili durustce ve mizahi yorumlari sayesinde okuyucuyu gulduren, dusunduren ve keyifle okunan bir hale burunmustur. ilk bolumler biraz sikici gelebilir, olaylari kronolojik siraya koymakta ilk bolumlerde biraz zorlanabilirsiniz ama cok ciddi bir karisiklik soz konusu degil.

    kitabin tanitim yazisinda "rock’ın temsil ettiği her şeyden ürken ahlâkçı tutuculuğa da, rock’ın eğlence endüstrisinin ehlileştirilmiş bir alt kolu haline gelmesinde önemli rolü olan “çılgınlık” ideolojisine de ironik bir mesafeden bakıyor banks..." seklinde bir ifade var, kitabin rock kulturune yaklasimi tam burada ifade edildigi gibi. bence herkesin keyifle okuyabilecegi bir roman, ozellikle belli bir kitleye hitap etmiyor.