şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dunyadaki en yaygin yapma dil, bildigim kadariyla 16 kadar kurali var, bu kurallarin da turkce'ninkilere benzedigini iddia eden bir hoca tanimistim zamaninda.
  • polonyali doktor lejzer zamnhof tarafindan ortaya atilan uluslararasi dil.
  • esperanto'nun bu dilde "ümit eden" anlamına geldiğini, ve zamenhof bunu ilk başlarda pseudonym olarak kullanırken sonra yavaş yavaş dilin bu şekilde tanınmaya başlandığını da belirteyim.
    çok dilli bir ortamda yetişmiş olan göz doktorumuz zamenhof bilmesine rağmen karışık bulduğu için latince ve yunancayı reddetmiş, döneminin (bkz: fin de siecle) makbul dilleri olan almanca, fransızca, ingilizce ve rusça'yı harmanlamıştır.
    her şey çok basit ve mantıklıdır bu dilde, avrupalılar için öğrenmek pek zahmetsizdir: isimlerin cinsiyetleri yoktur, her şey yazıldığı gibi okunur, bütün fiiller kurallıdır, zaten şahsa göre çekimlenmezler (misal mi havas, vi havas, si havas, ili havas-benim var, senin var, onun var, onların var). tüm isimler o'yla, tüm sıfatlar a'yla biter. çoğul eki olarak j alırlar (misal: amiko-arkadaş, amikoj-arkadaşlar, amikoy diye okuyalım amikoj'u).
    başta universala esperanto-asocio olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok dernekleri vardır, her sene de kongre yaparlar. yaklaşık 100,000 konuşanının olduğunu, bu dilde hala yayınlanan 100 kadar dergi-gazetenin ve 30,000'in üzerinde yayınlanmış kitabın olduğunu şimdi okudum. hatta birbirleriyle esperanto sayesinde tanışıp evlenen, evde esperanto konuşan bir kitle bile varmış.
    değişik bir sosyal fenomen, tüm diğer yapma diller içinde en ilgimi çekenidir esperanto (palet dili de güzeldi gerçi, onu da seviyordum çok).
  • kulağa latince - ispanyolca arası gelmekte ısrar eden, bir dönem herkesin ilgisini çekmiş ama ilgisini çekmekle kalmış olan idealist ortak dil denemesi.

    leslie stevens ise 1965 senesinde incubus adlı filmini bu dilde çekmiş, kaptan körk'e* bile esperanto konuşturtmuştur (epey kötü bir aksanla). sinema tarihinin (bizim bildiğimiz) ilk ve tek örneği olmasının bir sebebi olsa gerek.

    aklımda kalan bir kaç cümle ile sizi de bu şahane dille tanıştırmak isterim.

    - venu kun mi - come with me
    - te animo estas mia! - your soul is mine (benim olacaksın) (editorun notu gibi parantez: entryi yazdiktan ustunden onca zaman gectikten sonra azmettim esperanto ogrendim, gordum ki ya filmde, ya da filmin bilgilerini gecirirken hata yapilmis, mesela bu cumlenin dogrusu: "via animo estas mia" olmali. te, ti gibi bir kok her ne kadar bize italyanca ve ispanyolca'dan dolayi uygun gelse de, esperanto'da hem tekil hem cogul sen vi'dir. iyelik ekini aldiginda via'dir)
    - dio dei lumo - god of light
  • bu dil ile, remzi kitabevinin "kim nasıldır" ansiklopedilerinden birinde tanışmıştım.
    o dakika da esperanto'ya hiç ısınamayacağımı anlamıştım. ister ortak bir ülkü adına üretilmiş olsun, ister mühendisler için, her halükarda beni iteceğini bilmiştim.
    zira dil dört günde doğan bir olgu değil, binyıllar boyu rafineleşen bir iletişim formudur.
    o binyıllar boyunca, o dili konuşan insanların arterleri içinde akan ebemkuşağı rengi özsular ırmak gibi çağlar, kabarık yara izleri bırakır. (dikiş atmamak haliyle daha da makbuldur)
    rakı sofrasına oturmuş esperanto konuşuyoruz meyhanede:
    -nati bobo tekodi?
    -aaa digo es mango..ah ah ah
    -şefim; kur hibibi venedik?

    hadi canım yaa....
  • radiohead'in ok computer albümünün kitapçığında yazılı 'injectilo', 'simbolo', 'dangera najbar-ajo' gibi kelimeler bu lisandadır.
  • new york da 114 macdougal st de bulunan topluca gidilecek rahat ortami guzel yemekleriyle sirin bir cafe. yaniniza bir adet inaf bey alinip brazilyali takilinabilirsiniz.
  • hastası olunmuş mekan*. aslen musevilerin çalştırdığı musevi mekanı. yanılmıyorsam sekizden sonra canlı müzik var hafta içleri.kırmızı kanape genelde dolu oluyor ama kapıldığında muhteşem haz verir*.
  • (bkz: newspeak)
  • esperanto yaratilis amacinin aksine globallesmek yerine bir alt-kultur formuna hapsedilmis bir dildir. lancelotun sandigi gibi olu falan da degildir. esperanto konusanlar sayica cok az olmasina ragmen butun dunyaya yayilmislardir. mevcut dunya sistemi icinde genellikle esperanto ogrenmeyi aklina koymus insanlar gercekten sıkıntı sahibi insanlar oldugundan ilginc ve cekici bir alt-kultur formati almistir.