şükela:  tümü | bugün
  • seri,cabuk.... (boole demekmis)
  • (bkz: esra turbo)
  • çöl çiçeği demek ayrıca..
  • gunumuzun esnaf kesmi bu ismi dukkanlarinda (orn. esra kuyumcusu, esra guzellik salonu, esra zuccaciye vb.) cok kullanirlar, sevdiklerinin adin dan dolayimidir bilemem. bende olsam bende kullanirdim. ayrica sevdigim insanin sevilesi ismi
  • konyadaki triumphu beklerken ustun sabır belgesine hak kazanan minnos*
  • (bkz: esrar)
  • her yazliktaki arkadas cevresinde mutlaka bulunan, fiziksel ozellikleri farkli olabilen ama hep etrafta takilan kizlara verilen genel ad
  • güzellik kelimesinin yetersiz kalacağı, o yıllarda gördüğün zaman bile bir tuhaf olduğun için direk pe$inde ko$tuğun, lakin sonunda zaferi elde edip ödül olarak da 3 parmak'ı aldığın bir destanın adı.

    it was a ruining experience - john milton
  • genç adam çıkıverir karanlıktan, şaşkındır biraz. bulanıktır her yer, gözlerini ovcalar ama nafile değişen birşey olmaz.
    paçalarından karanlık damlaya damlaya yürümeye başlar. yürüdükçe netleşir herşey, uçsuz bucaksız bir tarla vardır karşısında. tarlada da koca koca başaklar. ufka yaklaştıkça başaklar, yerlerini çiçeklere bırakmaya başlar.
    iki adımda geçiverir kocaman tarlayı, beyaz çiçeklerin arasındadır artık. irili ufaklı yüzlerce süt beyaz çiçek. fark edilmesi güç ince bi tebessüm yerleşiverir dudaklarının kenarına, burdan yayılan sıcaklık yüreğine kadar iner. tepkisiz kalmaz yürek hızlanır hemen. karnında hissettiği boşluğa anlam veremez...

    yavaş yavaş yürümeye devam eder, etrafında artık rengarenk çiçekler vardır. herbirine bakar genç adam. garip bi şekilde mutludur ama eksikliğin de farkındadır.

    o yerdeki renk cümbüşü ile meşgulken, beyazlar içinde bir kız ufku yarıp geliverir adamın önüne. adam kaldırınca kafasını, inanamaz bir süre. kalıverir olduğu yerde. yavaş yavaş yaklaşır kız, açar avuçlarını, simsiyah koca bir gül vardır elinde; rengarenk çiçeklerin dans ettiği bu tarlada çok soluk gözükmektedir bu gül. ama adam alamaz gözlerini bu gülden. kız adamın avcunu açar, gülü bırakıp adamın titreyen ellerine, güneşe doğru uçar.

    adam düşüverir olduğu yere. hiç bir rengi görmez olur gözleri, sadece siyah ve o siyaha anlam katan beyaz vardır gözbebeklerinde. ayağa kalkar, gülü yüreğinin üstüne bastırır, öne doğru eğilerek, gözlerini gülden kaldırmadan yürümeye devam eder...