şükela:  tümü | bugün
  • kutuphaneye gidip arastirma icin bir suru kitap alinir. alinan kitaplarin ancak yarisi faydalidir.
    faydali olmayan kitaplar alinir yarim yamalak okunur. internette yarim yamalak arama yapilir.
    sonunda essayin verilmesi gereken gunden onceki aksam oturulur. ekrana 4 saat bakilir.
    3 saat giris paragrafi yazilir. gelishme ve sonuc bolumleri de yaklasik 3 saat alir.
    sonunda eger essay yetistirilmisse bu surece essay yazmak denir.
    aksi taktirde essay yazamamak denir.
  • (bkz: tez yazmak)
  • efendim britanya ve köpeklerinin essay dediği merete türkler ve itleri deneme derler.
    allahın işine bakınız ki deneme de gavurca essay kelimesinin türkçe'deki doğru ve tam karşılığıdır. allah sizi inandırsın böyledir. lakin bilmemeniz sizin değil sizi eğitenlerin ayıbıdır. dert etmeyiniz.
    (bkz: türkiyenin itiyim ondan gözünüze sokuyorum)

    bu çerçevede essay yazmak demek deneme write etmek demektir.
  • bilkent*te derslere harcanan zamanın %90ını kaplayan bayıcı aktivite.
  • hoca tarafindan en az su kadar kelime veya su kadar sayfa olacak denilmisse isgenceye donen, essay icine ayni cumleleri birkac kez degisik sekillerde yazip serpistirilmesi veya margin ayarlari ile oynarak uzun gostermeye calismak gibi hileleri barindiran eylem.
  • ingilizce derslerinin korkulu rüyası...
    geçen dönem her essay in en az 5 sayfa olması, final paperın da 10 sayfa olması en bunaltıcı ve uğraştırıcı şeylerden biriydi..
    ne türlü hileyi denediysem de hocayı kandıramadığım(paragraf arası boşluklar,margin,font büyültme,vs..) ve eşşek gibi* yazdığım kompozisyonlar...
  • sabancı üniversitesinde hazırlık okuyanların her dönem dörder tane olmak üzere yaptıkları can sıkıcı, bunaltıcı eylem. günlerinizi harcarsınız yazmak için ve yazdığınızı da kolay kolay beğendiremezsiniz. sene sonunda da essay yazmaktan nefret edersiniz.
  • lisede ingilizce edebiyat derslerinde "write an essay", türk dili ve edebiyat derslerinde ise "kompozisyon yazınız" dendiği, bu bahsedilen türkçe kompozisyonlar da genelde ilkokuldan beri değişmeyen skindirik çiçekli böcekli bir tarzda yazıldığı (beklentiler daha yüksek değildir) ve ingilizce "essay"ler ise her zaman daha çok özen istediği için, biz, bir kısım "yabancı dille eğitim veren lise" gençliği, yazılacak adam gibi yazılara essay deme alışkanlığını edinmişizdir. hem denemeyi nurullah ataç filan yazar, makale de gaste de mi çıkıyodu ne, kompozisyon da gayet denyoca bir kelime, essay yazalım madem.
  • aslinda kafada konu hakkinda olusmus bir fikir oldugu surece, essay yazmak o kadar zor bir aktivite degildir. istenilen format izlenildiginde guzel bir sey ortaya cikar, durumdan hosnut olmaniz saglanir. ama olay sudur ki essay yazmanin da hayatta herseyde oldugu gibi cok zor yonleri vardir. nedir? bu essay veletinin bir footnote ve bibliographysi vardir ki bunlari yazmak icin chicago style guidelines izlenmesi gerekir ve noktalama isaretleri, arada birakilmasi gereken bosluk sayilari, font, bilmemne derken bir bakarsiniz essayi yazmaktan cok daha uzun surmus angut bir footnote hazirlamak.hele de 5000 kelime uzerinde bir essay yazildigini farzedersek ve fikir edinilen kitaplarin kelime sayisina dogru oranla arttigini dusunursek, hayatinizin footnote ve bibliography hazirlamakla gececegini belirtmek isterim.