şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: güzel)
    (bkz: estetik)
  • estetik güzelliği* dürtüsel bi şekilde algılayabilme yetisiyle doğmuşlardır. estetik duyguları çok gelişmiş olan bu insanların doğal bir charmları vardır. her ne yapıyorlarsa yapsınlar her zaman estetik bir görüntü sunacaklarından emin olabileceğiniz insanlardır. tuvaletteyken, uyurken, burunlarını karıştırırken hep belli bir miktar güzellik hakimdir onlara.

    güzellik konusunda algı eşikleri normalden çok çok daha farklı düzeydedir. kimsenin göremeyeceği yerlerden garip bir şekilde en güzeli çıkarıp ortaya koyabilirler ve görevlerinin bilincinde oldukarından her zaman buldukları ve ortaya çıkardıkları obje ile olan ilişkilerini hep climax noktasında bırakıp başka objelere yönelirler ki estetiğin sonsuzluğunda umutsuzca seyreden bu insanları ulaşılmaz, gönülçelen veya acı merkezi kelimelerinin veya diğer bir deyişle gösterenlerinin* gösterileni * haline getiren işte tam da bu noktadır. halbuki kimse bilmez bir estete/flörtçüye (nasıl anlamlandırmak istiyorsanız onu kullanın burada) kendisine sorulmadan ne kadar da zor bir görev yüklenmiştir taa doğduğu o andan itibaren...
  • kendine yalnız biçim güzelliğine önem verirmiş ve başka hiçbir şeyi önemsemezmiş süsü veren kimse.
  • bazı kişilerce bir hakaret kelimesi olarak kullanılan, ve bu şekliyle insanlıktan yoksun, çirkinliğe tahammülü olmayan anlamındaki söz; ancak kelimenin yunanca orijini hatırlanmalıdır. estetik “aisthesis” ya da “aisthanshai” kelimesinden gelir*. aisthesis duygu, duyuş anlamında, aisthanshai ise duymak, algılamak anlamlarına gelir*estet denilen kişiler fiziksel diğil, ruhsal çirkinlik tanımlar, buna tahammül edemezler bu arada.
  • estet'in hakaretamiz kullanımı şunla alakalı: dünya ile -sadece- estetik çerçevede açıklanabilecek ve anlamlanabilecek bir ilişki kurmak.

    estet-ik ilişkinin yönelimin de fiziksel, ruhsal diye ikiye ayırmak, yönelimler arasında anlamlı olduğu varsayılacak bir hiyerarşi kurmak, hakaret konusu olan estet'liğin dolaysız, dümdüz bir estetisyen sınırlılığı içinde yapıldığı 'gerçek'ini, estetlerin uzmanlık alanları dışında hiç bir alanla ilgilenmeyecek kadar bön, sığ ve cahil oldukları realitesini de dışlamıyor, değiştirmiyor. (bkz: zülfü livaneli ile kültür fizik)

    yanisi estet, güzelliğin gerçek'liğine takılıp gerçek'in güzelliğini zıtmış, o güzellik'e karşı kayıtsız kalan, kalmayı savunan, kalmaktan başka kaygısı olmayan kişiler oluyorlar. tabi haksızlık etmeyelim, tam tersi de, tam olarak aynı sebeplerden geçerli ve gerçek: gerçek'in güzelliğine takılıp, güzellik'in gerçeğiyle ilişkisi olmayanlar da küt, dümdüz ve zır-cahildirler, ve fakat, kendilerini tanımlamak için kullanılan kelimelerin hiçbirisinin hakaret çağrışımı yoktur. bilimsel, teknisyen gibi her türlü kullanım bu alanların yarattığı gerçek iktidar alanları sebebiyle olumlayıcıdır, bu da size iktidarın olumlayıcılığının çirkinliği hakkında bir fikir verebilir.
  • "estetin durumu zor. zamanla, yaşadıkça, daha çok "bakıyor." esnafın ticari ilişki kura kura insan sarrafı olması gibi, o da estetikle, bakmaya ve beğeni duymaya endeksli bir ilişki kura kura, estetik sarrafı oluyor. baktıkça ayrıntıları görme konusunda uzmanlaşıyor. kendi başına bir estetiği olmayan şeyler biraraya gelip, olağanüstü, alışılmamış, gördüğünde esteti çaresiz bırakan bir şahitliğe yol açıyor. estet de o zaman, o alışılmadık güzelliğe takılıp ambalajın içindeki es geçebiliyor.

    alışılmış normların dışında bir burun, az rastlanır formda bir yüz yapısı, rastgele bir araya gelmiş açıların kaotik uyumu, iki çirkinliğin bir araya gelip güzelliği varetmesi gibi nedenlerle estet kopuyor. yüzeyselliğin geniş, uçsuz bucaksız ovasında tek başına, çaresiz kalıyor. yine de o uçsuz bucaksızlık esteti yüzeysel olmaktan kurtaramııyor. ta ki, biçimin içinde de bir hazine bulana kadar. estetin yüzeyselliği bu durumda bir tür içe çökme yaşayarak zenginleşiyor, daha çok gelişiyor ve belki yüzeyselliğinden de kurtularak kendisiyle bir tür barış imzalıyor."
  • kendine güzelliği meslek edinmiş güzel.
  • kendi görecesine göre güzel olmayandan tiksinen, toplumun algısından daha farklı bir güzellik algısı geliştirmiş ve o algıyı hayatında yetkin kılmayı başarmış kişiye denir.
  • kökeni yunancadır.
    edebiyat, müzik, heykel gibi sanatları;
    hayatın içindeki güzeli/ güzelliği seven, takdir eden ve görmekten mutluluk duyan kişiye denir. bir rönesans heykelinin önünde saatlerce durabilir, en basiti edward hopper tablosuna bakıp heyecanlanabilirler. gel gelelim doğanın en büyük sanat eseri olduğunun da farkındadırlar. dağı, denizi, ağacı, gökyüzünü sevmeleri ve korumaları bundandır.
    onları endişelendiren şey ise böyle sanatın içine tükürürüm diyen kültürsüz kimselerin yönetici olabildiği/ kalabildiği ülkede sanatın ve sanatçının tehlikeli geleceğidir.

    ülkeden yorulup floransa'ya göç edebilirlerdi; lakin kendileri gibi estet bir atanın yüklediği muhafaza ve müdafaa mecburiyetini bildiklerinden gitmezler.

    edit: eklendi, değişti, değişti.
  • gözleri üzerine düşünülecek "kadın" hakkında ilk aklıma gelen sözcük. gerçek bir estet tanıdım.(bkz: ben bugün estet gördüm)
    https://www.youtube.com/watch?v=mjdjyrzcu-w- ve her daim estet'in şarkısal tanımı