şükela:  tümü | bugün
  • bazen rutininiz olur, en kötüsü budur.

    50 tl elektrik
    30 tl su
    100 tl yol
    50 tl kayıplar...

    böyle tablo insanı üzer. iyi ki kolların bacakların vidalı değil, yoksa onlar da gidecek.
  • bugün bol dalgali denizde sevdiğim kupemin tekini kaybettim, çok üzüldüm, küpe ile denizde ne işim varsa artık. ablamin yorumu ise yüzsüzce "çok begenmistim gözüm kalmış."

    denizin ortasında buldugum şey daha ilginçti! bildigin son model telefon. sahil güvenliğe verdim, güvenlik "çalışıyor mu?" dedi. hic cekinmem direk "tabi çalışıyor, canı dalmak istemiş de ayaklarima takılmış. " diyiverdim.
  • 6 yil once, hic arastirmadan aldiginiz, yurtici yurtdisi, kah otobuste, kah ucakta, kah metroda ve kah da yururken kullandiginiz, kucuk sevimli kulakici kulakliginizi, yine bir tatil oncesinde, itinayla, minik cantasi icinde bavulunuza atarsiniz.
    pek de muzik dinlemeye vakit bulamadiginiz bu kisa tatilinizden donus gunu, otelden ayrilmadan once hazirladiginiz bavulunuzda, sarj kablolari arasinda yerini bulan bu minik cantali kulakliginizi da, bavulunuza lanetayn atarsiniz. ucaga yetisir, uykum var, en iyisi uyuyayim diye dusunur, kulakliginizi cikarmazsiniz bavulunuzdan.
    sonra eve gelip, 2 gun boyunca bavulunuzdaki esyalari cikarirsiniz. kulaklik cantaniz gozunuze takilmaz ama nasilsa bir yerlerdedir dusuncesiyle onemsemezsiniz.
    3. gun de kolayca bulunacak yerlerde bulamayinca, once bir panik baslar. 3 defa didik ettiginiz cantanizi, bavulunuzu, 4. defa didiklersiniz. montunuzun belki hic bir zaman kullanmadiginiz abidik ceplerini, sigmayacagini bildiginiz halde kotunuzdaki kibrit cebini, esyalarinizin arasini, dusme ihtimaline karsi koltuklarin altini, ofise getirmediginizi bildiginiz halde cekmecelerinizi, arabanizin artik hic bir zaman varligindan haberdar olamayacaginiz kivrimlarini ararsiniz ancak yine bulamazsiniz. oteli de arayip sorarsiniz, heyecanla gelecek yaniti beklersiniz ve sonuc olumsuzdur.
    artik eve gittiginizde her an gozunuz kenarda kosede o minik cantayi arar. ruyanizda, aslinda cok kolay bir yerde, montunuzun cebinde oldugunu gorursunuz ve gecenin 3'unde uyanarak, sabah uyaninca bakarim, nasilsa cepteymis der, huzurla uyuyup, sabah uyaninca, bunun bir ruya oldugunu algilayip, montunuzun cebine 6. defa bakarsiniz ve yine yoktur.
    ayni modelden alirim, bu da bana ders olur, daha dikkatli olurum deyip, arastirmaya baslarsiniz ve uretimden kalkmis olmasiyla bunalima girersiniz. umarsizca muadil yeni bir urunu almak icin arastirmalara baslarsiniz ancak dinleme sansiniz hijyenik nedenlerle mumkun degildir. muadil urun dedikleri ise fahis fiyattadir ancak baska sansiniz yoktur.
    esya kaybetmek iste boyle bir seydir. belki de aklini bir kulaklik yuzunden yitirmek de.

    (bkz: aklini yitirmek)
  • sokakta, açık alanda, ne bileyim denizde, yolculukta eşya kaybedersin tamam, normaldir, insanlık halidir. ama kaçtır evin içinde kıyafetlerimi kaybediyorum, kafayı yemek üzereyim. bu huy anneden kızına geçmemeliydi bence. ama 30 yaşına kadar gayet düzenli, planlı, asla eşyalarını kaybetmeyen bir insan olarak geçinen ben, resmen evlendikten sonra her şeyimi, hem de evin içinde kaybeder oldum.

    pantolon, bluz, bikini, mayo, çanta... yani olacak gibi değil. dolapları, bavulları ne var ne yoksa boşalttım, bulamıyorum. eve giren çıkan olsa çaldılar diyeceğim ama o bile yok. bir de haydi kaybettiğimin üzüntüsünü geçtim, bilen bilir, insan öyle sinir oluyor ki, hırs yaptım her gece dolap boşaltıyorum bu sefer bulacağım diye ama bulamıyorum.
  • (bkz: para kaybetmek) kadar kötüdür
  • kadim anahtarlığımı kaybettim...... günlerdir rüyalarımda görüyorum. zor durumdayım.....
  • kaybetmesi kötü de, bulunca hissedilen mutluluk gibisi yok.

    laptop çantamı ve cüzdanımı kaybedip buldum şu son 5 ay içinde.

    kaybedince oluşan mutsuzluk x ise, bulunca 2x mutlu oluyor insan. çok acayip bir şey. umarım herkes kaybettiği eşyasını bulur.
  • en sevdiğin eşyalardan biriyse insanı aşırı üzen saçma durum. en sevdiğim şalımı kaybettim biraz önce. taksiye binerken vardı, inmeden önce ceketime elime attım şal yok. geç kalmamak için mecburen yoluma da devam ettim. ne çok seviyormuşum oysa o şalı. içime oturdu.

    edit: ya biri bulmuş da bariyerlerden birinin üstüne asmış. hollandalıları seviyorum ya! ay şalım benim!