şükela:  tümü | bugün
  • eşyalara kişilik vererek onları canlıymış gibi gören birisinin hezeyanıdır. bazı insanlar sahip oldukları eşyalara çok fazla değer verirler ve onları içten içe konuştururlar, severler, okşarlar. bu değer verme ileri dönemlerde kişilik vermeye kadar gider ve sahiplerinden bağımsız bir dünyaları olduğunu düşünmeye başlarsınız, bu aşamadan sonra onlar siz gece uyurken kendi aralarında fısıltıyla duyabileceğiniz şekilde konuşurlar.
  • insanlara hizmet etmekten başka bir işlevi olmayan masum nesnelerdir eşylar.

    ancak insan ne hikmetse birşeye kızsa, sinirlense bütün hıncını eline geçirdiği veyahut gözüne kestirdiği bir eşyadan çıkartmaktadır.

    şimdi bu zavallı nesneler insana hizmet ediyor. onun hayatını kolaylaştırıyor, yaşam için insana aracılık ediyor ancak insan ne yapıyor? elinden geldiğince onu hırpalıyor. nasıl olsa cansız varlık.

    insanın ne kadar da nankör olduğunun bir kanıtıdır bu.

    bunun neticesinde oluşan durum ise şudur: insan nezdinde çevresindeki birçok şey artık eşyadır. onları dilediği gibi kullanabilir ya da dilediği zararı verebilir.

    bütün anlayışsızlıkğın, şiddetin, terörün, kavganın bile kaynağı bu hadiseye bir nebzede olsa dayandırılabilir.

    insan önce cansız da olsa elindekinin kıymetini bilmeli, ona saygı göstermeli ki, toplumda düzen namına bir adım atabilsin.

    eşya deyip geçmemek lazım. bu gün eşya cansız varlıklar, yarın kimilerine göre eşya bitkiler, hayvanlar ve en nihayetinde de insanlar.

    dolayısıyla eşyaları da canlı varlıklarmış gibi kabul edip bir saygı kapsamına almalıyız. kim bilir belki konuşuyorlardır da!
  • akıllı birinin de kapılabileceği hezeyan. zira öğrenciliğimden kalma, yürümeyi çözmüş ama canavar gibi çalışan emektar bir çamaşır makinem, guruldayan bir buzdolabım ve inleyen bir sifonum var. ve evet, onlar konuşurken ben bazen uyuyamıyorum.
  • (bkz: metin fidan)
    (bkz: pantolon)
  • benim aklıma bulantıyı getirir(en sevdiğim kısmı).

    "benim bildiğim, nesnelerin insana dokunmaması gerekir. çünkü canlı değillerdir. aralarında yaşar, onları kullanır, sonra yerlerine koruz. onlar sadece yararlıdırlar. oysa bana dokunuyorlar."

    bulantı,j.p.sartre, s28
  • (bkz: fosur fosur)