şükela:  tümü | bugün
  • eşyalar ölüyor gözümün önünde.

    14 yıllık ütü elimde can verdi resmen. astımlı bir insanın zorla aldığı hırıltılı boğuk nefesi andıran bir ses çıkardı en son, buhar deliklerinden beyaz mat bir sıvı aktı. sonra o nefesi daha da hırıltılı verdi ve elektrikle bağlantısını kendi kesti, tıpkı gözlerini kapatır gibi elektonik göstergelerini kapattı, kendi fişini çekti resmen. ne olur ne olmaz diye fişi çektim yine de.

    teknolojik, elektronik aletler ve azıcık saçmalama lüksünü kullanıp olayı hayata, yaşama, geçip giden zamana bağlamak yan yana hayli absürd dursa da işin aslı öyle bir anlamda.

    kalbi duran buzdolabı ve atardamarları tıkanan çamaşır makinesi, tam da evi ev yapmalık havuçlu tarçınlı kek çırparken tellerine rendelenmiş havuç taneleri takılıp kalan, iş üstünde can veren blender...

    ruhu insana has yaşanmışlık ve bitkinlik alameti seslerle çekilen eşyalar her canlının ölümü tadacağını, aha cansızın bile tatttığını insanın gözüne gözüne sokuyor.

    eşyalar da ölüyor insanlar gibi.
  • ulan ezel dizisindeki eyşanın ölümü sandım bir an.
    (bkz: yaran yanlış okumalar)

    bu arada gomez (almancı eyşan) allah senin belanı vermesin emi.
  • bir zamanlar elimde bir eski radyo var idi. cok dinlerdim.cok severdim. kocaman dugmeleri vardi. o öldü. ve hic bir sey eskisi gibi olmadi.