şükela:  tümü | bugün
  • herhangi bir şeyin yaradılırken kazanmış olduğu özelliklerin o şey bünyesinde bir kanun oluşturması. mesela taş serttir. sertlik taşta eşyanın doğası bağlamında ele alınabilir. ve bu kanun bozulamaz. japonlar her şeyi icat edebilirler ama yumuşak taş icat edemezler, yaptıklarını bir fantazi olarak kabul ettiğimizde, ortaya çıkan nesne, taş değil başka bir cisimdir.
  • masada öylece duran bi vazoyu izleyip izleyip konuyu düşünen kişiye
    -eşyanın ne gibi bi tabiatı olabilir mına koyım?!
    dedirtecek mevzu.
    (bkz: leman)
  • genellikle, evrendeki herseyin degisken oldugunu anlatmak icin kullanilan tabir. aslinda son derece bilimsel bir yaklasimla soylenmis sozdur. zira, gercekten de esya oyle kipirtisiz duruyomus gibi gorunse de, barindirdigi maddenin en kucuk yapi taslari (hadi kabaca hepsine birden atom diyelim) ha bire kiprasirlar icin icin.
  • insanın doğası gereği yeryüzünün en yüce yaratığı kabul edilen düşünen aklı yokedeceği ve bir başka yerde, bir başka zaman onu yeniden üreteceği görüşüdür.
    (bkz: doganin diyalektigi)
  • "hareketli cisimler durmaya, duran cisimlerse hareket etmeye meyillidirler" diye özetlenebilir.
    felsefenin kafasını gözünü yarmış da olabilirim. bilemiyorum. ayrıca (bkz: duran toplara kafa atmak)
  • determinist yaklaşımın kulakta daha güzel bir tını bırakan hali. gelin kendimizi kandıralım, eşyanın tabiatı gereği böyle olacak, eşyanın tabiatına aykırı, böyle olamaz. .....
    yani eşyanın ööle bi tabiatı var ki peygamber gelse değiştiremez. bunu böylece kabullenmekten başka yapacak bişi yok demenin bi çeşidi.
    belirlilik unsuru taşıması bir bakıma iyi, hareketlerimizin neticesini kestirebilme yeti si verir bize. ama hareketlerimizin sonuçları istediğimiz gibi olmadığında da bu meşhur eşya ve tabiatı girer devreye.
  • crying game filminin bir sahnesinde söylenen özlü söz.
    esasen güneydoğu anadolu yöresinde anlatılan bir hikayede de aynı sonuca varılmaktadır. yani "ne yapalım? eşyanın tabiatı bu" sonucuna. çok iyi dost olan kurbağa ve akrep bir nehre gelir ve karşıdan karşıya geçmek isterler. akrep der ki kurbağaya "beni de sırtına alıp karşıya geçirir misin?". kurbağa "ama sen akrepsin" der, "sokarsın beni". "olur mu hiç öyle şey? hem seni sokarsam ben de düşerim nehre, ben de ölürüm" diye yanıt verir akrep. "peki" der kurbağa; sırtladığı gibi dostu akrebi başlar nehirin üzerinde zıplamaya. nehrin tam ortasına, suların en gürül gürül aktığı yere gelince akrep sokuverir kurbağayı. suya düşerken kurbağa akrebe bakar ve "neden soktun beni? bak sen de düşüyorsun şimdi" der. akrebin yanıtı kısa olur: "soktum seni, çünkü eşyanın tabiatı bu".
  • hukuk'ta her olay ya da durum kanunla acıklanmaz,çünkü zaten esyanın tabitatından gelen bir takım ozellikere sahiptir deyip cumle içinde kullanabiliriz.