şükela:  tümü | bugün
  • kurt vonnegutun slaughterhouse five isimli eserinde derinlemesine inceledigi varolus bicimi.
  • (bkz: realtime)
  • elektrikte paralel çalışması istenen iki öznenin aynı (ya da ufak bir fark ile) çalışması durumu...mesela iki generatör paralel çalışacaksa; her iki generatörün aynı frekansda, aynı gerilimde ve aynı faz sırasında gerilim üretiyor olması durumudur...

    ha ara sıra eşzamanlılık koşullarını sağlamadan devreye alınan, şebekeye paralel bağlanmaya çalışılan generatörler de olur, o zaman bilmem kaç milyon dolarlık generatörü (ve kimi yan aparatları da**) ele alma ihtimali yükselir, yazık olur...
  • okült (gizemci, batıni) açıdan, evrendeki herşeyin aynı kaynağın uzantıları olduğunu, herşeyin herşeyle bağlantı içinde olduğunu ve birbirini yansıttığını, ve özellikle de yaşamda hiçbir rastlantının anlamsız olmadığını dile getiren sözcük.
  • "hayatımız düz bir çizgide ileri gidiyor zannederken daldığımız uyuşukluktan uyanmamız için karşımıza çıkan, ilk bakışta da açıklanması imkansız görünen anlamlı tesadüflere, eş zamanlılık deniyor."
    (bkz: hayat roman)
  • aynı zamanda lotus çiçeği sebep ve sonucun eşzamanlılığını simgeler; çiçeğini ve tohumunu aynı anda üreten tek çiçektir .
  • robert delaunay'ın 20. yüzyıl başında geliştirdiği kuram: "biçim ve mekan öğelerinin tuvale aktarımının yalnızca renk yoluyla gerçekleştirilebilmesi".
  • jung'in önem verdigi bir konu. (bkz: senkronisite)
    "jung yaşamımızdaki bazı tesadüflerin bir anlamı olduğunu düşünmektedir. buna kısaca "anlamlı tesadüfler" diyebiliriz. iç dünyamız bir şekilde hazır olduğunda, öyle tesadüfler yaşarız ki bunlar yaşamımızı değiştirecek nitelikte olabilirler. belki de doğru zaman, doğru yer, doğru insan düşüncesi de eşzamanlılığı anlatmaktadır."*
  • jung un biblos kitabevi tarafından yeni yayınlanan kitabı. kitabın arkasında eşzamanlılık şöyle tanımlanmakta: "eşzamanlılık ilkesi nedensel olarak ilişkisiz olguların karşılıklı bağlantısı ya da birliği olduğunu var sayar. böylece de varlığın bölünmez bir yönü olduğunu kabul eder. bu yön unus mundus (bir dünya) olarak betimlenebilir. bu ilke derinliği ölçülemeyen bir uçuruma köprü kurar. söz konusu uçurum tini doğadan, gövdeden ayırmaktadır."