şükela:  tümü | bugün
  • 1996-1997 yıllarında olanlar hatırlandıgında cok dikkatli olunması gereken husustur.
  • (bkz: #18857186)
  • zengin zevatın kurban bayramlar'ında bizon kesmelerine kadar varacak abanın altındaki sopa.
    demiş olayım da fetvası metvası olacaksa geç kalınmasın hani son dakika vacip midir ? kimse mağdur olmasın o bakımdan.
  • et ithal etmek şu anda bulunduğumuz ortamda doğru bir karar mıdır değil midir diye düşünüp 'doğru' sonucuna varmak yeterli bir bakış açısı değildir. bu duruma nasıl gelindi ve hayvancılıkla ilgili bundan sonra neler olacak, bunları süreç yaklaşımı çerçevesinde değerlendirmek gereklidir. olay kendi kendine yetebilme olayı değildir. biz eti birisinden alıyorsak onlara ya da başkalarına birşeyler satmamız gerekmektedir. işte bu noktada sıkıntımız var. o nedenle her ithalat kalemi açıldığında üzülmek normal bir davranış gibi geliyor bana. ayrıca yurt içinde bir sektörde daralma yaşandığında, sektörde çalışanlarının ne olacağı düşünülüyor mu? yeni bir iş alanı yok, eğitim yok. et ithalatı ile ilişkilendirebileceğimiz işsizlik potansiyelini de hesaba katmalıyız.

    not: karşıt görüşte olan kişileri belli bir biçime veya şekle sokmak alışkanlığımızdan kurtulmamız gerekli. "kendi kendine yetebilme efsanesiyle yetişmiş metin uca hayranı memur çocukları". bu ne? komik mi oluyoruz böyle yapınca, ilginç mi, haklı mı? yoksa zeki mi görünüyoruz?
  • anında "fırsatçı besicilerin kazandığı yeter, bırakın da millet et yesin"cilerle, "biz kendi kendimize yeteriz, hem bak 90larda bi serbest bıraktık deli dana olduk hepimiz"cilere ayrışmamıza yol açan konu.

    tabii türkiye'de entegre olmak istediğimiz avrupa birliği içerisinde et ve süt piyasalarının ortak piyasa düzenleri içerisinde nasıl da kontrol altında tutulan ve hem ab hem de üye devletle nezdinde nasıl da sürekli denetlenen piyasalar olduğu gerçeğini pek görmek ve göstermek istemeyiz. doğrusu ya, biz ekonomisi kapalı, fakir ve ekmek kafalı insanlardan oluşan bir toplumken, onlar müreffeh, yılda 75 kilo et yiyen insanlardan müteşekkil kapitalist ve serbest piyasacı toplumlardır; o nedenle biz de onlar gibi serbestleşmemiz (!) gerekir.

    burada suç ne besici de, ne de ucuz et isteyen tüketicidedir. suç yıllarca kazandırmayan ama süründüren bir piyasa ve organizasyon yapısını besiciye ve süt üreticisine (yani genel anlamda hayvancılık sektörüne) dayatan, ab'ye girecez de girecez diye tepinirken oralarda bu konularda neler yapılıyor oralı olmayan ve kendi bildiğini okuyan hükümetler ve tarım ve köyişleri bakanlığıdır. bu nedenle et ithalatına prensip olarak karşı çıkmasam da, bu denli beceriksiz bir bürokratik ekibin direktifleriyle hareket eden türk hayvancılık sektörünün bu durumdan büyük zarar göreceğini kestirebiliyorum.

    velhasıl, devlet, böyle bir kriz durumunda her devletin yapması gerektiği gibi, müdahaleci tavır ortaya koyup, adam gibi et piyasasını denetleyip, orta ve uzun vadede sektörü ab üyeliği perspektifinde rekabet edebilir bir konuma çekecek stratejiyi ortaya koymazsa et ithalatına karşı çıkmanın çok da mantıksız yanı bulunmamakta.
  • şu sıralar "iskandinav erkeği talebi" ile gündeme gelmiş durumda. hep aynı eti yemekten sıkılan var tabi.
  • ben ortaokuldayken coğrafya hocamız türkiye'nin ekonomisi tarim ve hayvancılığa dayanır derdi. şimdi bi bakıyorum yurt dışından et ithal edecek duruma gelmişiz. daha önceki yıllarda da buğday, şeker, pirinç ithal etmiştik*. bırakın kendi kendine yeten bi ülkeyi dışardan ithal edecek duruma düşmüşüz.

    demekki ben epey yaşlanmışım bi ülkenin geçim kaynağı bu kadar değiştiğine göre...
  • "et fiyatlari ucuzlamayacaaaak" diye karsi cikilan islem. simdi emrah dincer tadindaki "boyle gelmis boyle gider, duzenler duzulenler" argumaninin seviyesini es gecip bir iki kelam edelim:
    imdi, her ticaret illa var olan emtia malin fiyati ucuzlasin diye yapilmaz. esya piyasasindaki cesitlilik artsin, kullanici istedigini bulabilsin diye yapilir.
    velev ki et ucuzlamadi. isterse ucuzlamasin yahu, ama isteyen parasini odeyip pahali brezilya etiyle beslensin, hatta kopegi reks'e gitsin wagyu biftek yedirsin. sanane ulan? sen git yine kayseri sucugunu ye iste afiyetle?

    "küçük üreticiyi öldürecek" diyenler var. hayirdir insallah, niye ölüyor yahu kucuk uretici, usutup verem mi oldu?

    imdi, et, emtia mallari arasinda ticarete en az yatkin urunler arasindadir - yukte agir, pahada hafif bir urundur. elektronik esyalara, eglence urunlere, ilaclara, tibbi malzemelere, kiymetli metallere vb. gore tasima ucreti (bkz: navlun) toplam degerinin onemli bir kismini olusturur. (100 kilo etin toptan degerini 100 kilo cep telefonu 100 kilo gitar 100 kilo antibiyotikle 100 kilo gumusle kiyaslayin isterseniz?)
    peki turkiye gibi dargelirli bir ulkenin genelinde ithal etin, yerli etten daha cok talep gormesi icin ne lazim? en basta ucuz olmasi lazim - et gibi vasifsiz bir emtia urununden bahsediyoruz burada.

    simdi arjantinli rodrigo patagonya'daki pampalarda bin kilo et uretecek. bunu donduracak, paketleyecek, konteynirlara yukleyecek, ozel olarak sogutulmus gemilerle 10bin kilometre otede istanbul limanina gonderecek. hayvan gibi tasima bedelinin uzerine bir de sigorta odeyecek, yetmedi bir de gumruk vergisi odeyecek. sonra o eti ankara'ya kamyonla dagitacak.
    erzurumlu huseyin ise urettigi eti 400 kilometre otedeki ankara'ya kamyonla gonderecek.

    peki nasil oluyor da, onca tasima ucretine, onca gumruk vergisine ragmen dunyanin obur ucundan gelen rodrigo'nun eti huseyin'in etinden daha ucuz oluyor ulan? biriniz sordunuz mu ulan bunu huseyin'e? "yahu huseyin sen bes liralik eti bize otuz bes liradan mi satiyosun lan?" dediniz mi?

    gungor uras pelerinini cikarma vakti geldi artik. ama son bir iki dokundurmayi da yapayim:

    1. petrol fiyatlarini ornek gosterenler alicilarinin ayariyla oynasinlar bir zahmet: petrolun fiyatinin %80'i vergi be evladim? belki petrol ithalatini da yasaklamak lazim, erke donergeciyle gideriz dort bir yana.

    2. sersemin sersemi sakirt surusunun "aman helal midir bu et? yaman helal midir bu et?" diye kivranmasini gordukce ayrica kahkahalar attigimi da belirteyim. olmus gitmis hayvancagizin etinin helalligi mefhumunun sacma sapanligini bir yana biraksak bile, helal olmasindan kime ne? begenmiyorsan gider kendin helal kesim et yersin, gider sultanbeyli'nde her gun iki koc kesersin yaradana kurban? elalemin yiyecegi hollanda inegi gotunu mu gerdi?

    3. et ithalatinin sonucunda hunkar begendimiz yeni zelanda kuzusuyla, guvecimiz arjantin danasiyla yapilirsa pek cok iyi olur, afiyet olur. britanya kiralicesi'nin ictigi twinnings keyif cayi'nin birmingham'da toplandigini sanan salak var midir bilmiyorum ama amerika'nin converse'i filipinler'de, avustralya'nin ugg'u cin'de uretilince ne kadar ironik oluyorsa bu da o kadar ironik olur heralde.
  • bu ithalat sayesinde kobe bifteği migros dana kıyma fiyatına satılacak diyorlar.
  • (bkz: et ajanı)