şükela:  tümü | bugün
  • ortadoğulu olduğumuzdan kelli, o köyde yaşayanlara, kurdukları cümlelere, gülüşlerine vs. o kadar aşinaydık ki, aynı film türkiye'de bir yerde yerli oyuncularla çekilseydi hiç garipsemezdik. aynı acıları yaşadığımızda hissettiklerimiz de aynı olurdu. kısa kesmek gerekirse, ki zaten benden öncekiler oldukça güzel açıklamışlar, izlenmesi gereken bir film. dayanamayarak bir alıntı yapıyorum:

    --- spoiler ---

    kadınlar, o çaresizlik içindeki müthiş zekalarıyla, erkekleri yola getirmek, onlara birbirlerinden farklı olmadıklarını göstermek için yaptıkları poğaça, böreklerin
    içine uyuşturucu koyarlar. sonra onları din adamlarının (çünkü kadınlardan din görevlisi olmaz) talimatı ile onları kahvehaneye doldururlar. sonra seyreyleyin gümbürtüyü.

    --- spoiler ---
  • nadine labaki'nin, lübnanlı kadınların köylerindeki müslüman-hıristiyan gerginliğine son verme çabalarını eğlenceli bir dille anlattığı son filmi.

    http://www.imdb.com/title/tt1772424/
  • gözyaşı ve kahkahayı tam dozunda harmanlamış, değil film festivalinde ömrümde izlediğim en güzel film.

    http://www.youtube.com/watch?v=2no_8nyk-qq
  • acının içindeki mizahı, mizahın içindeki siyahı gösteren masalsı film. güzel duygular uyandırıyor izlerken.

    başlangıcı vizontele'nin devamı gibi.
  • ulusal kanallarda sabah akşam verilen diziler, saçma sapan programlar kaldırılmalı, bu film tekrar tekrar zihinlere kazınana kadar izletilmeli. öğreteceği o kadar çok şey var ki...
  • neşe ve hüznün bir arada olduğu bir film... kadın dayanışması ve kadın aklının filmi...
    filmden çıktıktan sonra boğazımda oluşan düğüm sanırım uzun bir süre daha çözülmeyecek.
  • jeneriğiyle baş döndüren epeyce güldüren, ama yeteri kadar yürek dağlamayan hoş bir lübnan sineması örneği. filmin başrol oyuncusu ve yönetmeni olan nadine labaki çekici kadınlar listeme üçüncü sıradan girmiştir bu filmiyle. neyse, yönetmenden ziyade, filmi biraz açmak lazım. film ortadoğunun en şahsına münhasır ülkelerinden biri olan lübnanda geçiyor. orayı bu kadar özel kılan şey toplumdaki kimlik farklılıklarıdır. tabii ki biz bu hikayeyi çok duyduk, bizlere çok tanıdık ama burada takdire şayan olan bunu akıl edip, meydana getirmek ve gerçekleştirmek yoksa bütün ortadoğu bu hikayelerle dolu. filmde hristiyan ve müslüman lübnanlılar arasındaki barış ve savaş anlatılmaya çalışılmış. iki durumda bir kıvılcıma ihtiyaç duyacak hassaslıkta. her an savaş başlayabilir ve her an barış gelebilir. küçük bir köyde yaşanan, bu kimi zaman homojen kimi zaman da heterojen olan insan ilişkileri etkileyici diyaloglarla ve arapça şarkılarla iyice taçlandırılmış. sadece yumuşak lübnan arapçasını duymak için bile izlemeye değer bir film. bunun yanı sıra insan durup kendi ülkesine bir bakmıyor değil hani. ''kimlik çatışmaları odaklı aptal savaşlarımız(!) ne zaman bitecek ve biz ne zaman kafamızı kullanıp doğru filmler yapacağız?'' diye düşündüm filmden çıktıktan sonra. nadine labakiye saygı duydum fakat, acaba vizontele tuuba filminden esinlendiği birkaç kısım olamaz mı diye de düşünmeden edemiyorum.
  • ağlarken güldüren mi, gülerken ağlatan mı desem bilemediğim nadine labaki şaheseri. birkaç sahneyi yutkunmakta gerçekten zorlandım. hayatımda izlediğim en güzel ve etkileyici açılışa sahip bile diyebilirim hatta.
  • bugün ankara büyülü fener sineması 18.40 seansı için gidip de hiçkimse bilet almadığı için seansın iptal edildiğini öğrendiğim film.

    bu toplumun sinema zevkine...ya neyse ben birşey demiyorum.
  • savasla ic ice yasadigimiz cografyamiz icin ayrica anlamli, savas cigirtkanlarina zorla seyrettirilesi, cok naif anlatimli bir nadine labaki eseri.

    --- spoiler ---

    keske dunyanin tum silahlarini gomsek topragin altina, sira sira insanciklarin yerine...

    --- spoiler ---