şükela:  tümü | bugün
  • köpek dişleri olan tek otoburlar biziz bu durumda. gözlerimizin de yine otoburlardaki gibi yanda değil, diğer etoburlardaki gibi yüzün önünde olması falan komple yanlış olmuş o zaman. ilginç.

    ekleme: bu arada fırsat buldukça bahsettiğim bir şey var; biliyorsunuz bizim sindirim sistemimiz otobur canlılar ile beslenmeye daha müsait, bu bağlamda full vegan arkadaşları da yiyebileceğimizi düşünüyorum. bu hem dünyadaki açlık sorununu hem de gereksiz nüfus fazlalığını çözecek bir öneridir.

    okuduğunu anlayamayan ama başlık açabilen editi: köpek dişinle çiğ et ye yazmıyor, madem et yemek doğanda yok, neden köpek dişin var yazıyor.
  • bak desen ki günümüzde et yemeye ihtiyacımız yok, çünkü tarım var, etin verdiği kaloriyi alabiliyoruz. derim ki gerzekçe bir argüman değil.

    ama ne tarih bilirsin ne biyoloji bilirsin ne bilmemne...

    bak bi özet geçelim.

    atalarımızın diyeti: ne bulurlarsa onu yemek. meyve, tohum, böcek, tavşan mantar...

    ne bulursak yiyorduk.

    sonra ateşi bulduk. ateşi bulmamızla yiyecekleri pişirerek yemeyi öğrendik. ve çiğ şekilde yememiz ve sindirmemiz saatlerce sürecek(neden? çünkü dedim ya böcek möcek yiyen hayvanlarız, sindirim sistemimiz ona göre evrimleşmişti) eti pişirerek 1 saatte "sofradan kalkar" hale geldik.

    pişmiş yiyeceklerin sayesinde bağırsaklarımız kısaldı, bağırsağa harcadığımız enerjiyi de beynimizi büyütmeye yönlendirdik.

    1 parça etin sağladığı kalori için saatlerce yerde tohum böcek arayıp yememiz lazım. böylece, etin verdiği inanılmaz kalori patlaması ve bağırsakların kısalmasının verdiği avantajla beynimiz büyüdü, sonra o oldu bu oldu işte.

    köpek dişin var, türün mamutların, dev slothların, filkuşlarının soyunu tüketmiş hala insan doğasında et yemek yok diyen adam zır cahildir.
  • atası bizon kemiren adamın söylediği şeylere bak.
  • kısır döngü.

    kafan çalışmadığı için et yemiyorsun sonrasında da et yemediğin için kafan çalışmıyor.
  • ısrarla hala "et yemenin insan doğasında olmaması" diye düşünen varsa, önemli bir makale olsun bu:
    https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26123626/

    vegan gruplarında en çok tartışılan konulardan biri "insan etçil (carnivore) mudur, otçul (herbivore) mudur?" tartışmasıdır. bizi aslan ve kaplan ile kıyaslayarak bizim biyolojimizin et yemeye uygun olmadığını iddia ederler.
    oysa işin aslı, biz bir çeşit hepçil (omnivore) alt türü olan cucinivore (pişirirek beslenen) hayvan türüyüz.

    et yemek için illa besin zincirinin üstünde, süper avcı süper güçlü yırtıcı hayvan olmak gerekmiyor. meerkat gibi hayvanlar, çok küçük olmalarına rağmen böcek, akrep, kertenkele, kurbağa, fare gibi kendisinden küçük hayvanları avlayıp yerler.

    "diş" mevzusu da tek başına yeterli bir kanıt değildir. "frugivore" (mevyecil) diye bir terim üretilmiştir, dişleri bizim dişlerimize benzer bir şempanze ağzı konularak "bakın biz aynen böyleyiz, şempanzeler gibi frugivore'uz" diye anlatılır. oysa, şempanzeler ve bonobolar frugivore değil, omnivore'lardır. bize en yakın hayvan türleridir ve avlanarak et yediklerini biliyoruz. gerçi vegan grupları bunu bilmiyor olsa gerek.

    şunu da eklemem gerek, öne sürülen şempanze ağzına kıyasla, şempanze ve bonoboların köpek dişleri (canines) çok daha büyüktür. büyük köpek dişleri sadece avcı etçil hayvanlarda bulunmaz. gorillerin ve pandaların bile dişleri bizden daha iri ve uzundur, buna rağmen et yemezler, otçullardır. ağaç kabuklarındaki selulozu sindirebilecek vücut yapıları vardır. "frugivore" denilen orangutanların da meyveye ek olarak ağaç kabuğu, yaprak, çiçek, böcek yediklerini belirtmek lazım.

    veganların, insanın doğal beslenme biçiminin otçul veya meyvecil olduğunu akademik topluluklara yerleştirmeye çalışmasına rağmen, insanların cucinivore olduğunu özellikle söylememiz gerekiyor. ilk insan (homo habilis) 2.8 milyon yıl önce varolmuş, taş aletlerin kullanımı ise 3.3 milyon yıl önceye (kenya'da kalıntılar) dayanmakta. ateşle pişirmenin 1.8-2.3 milyon yıl önce başladığı söyleniyor. insan evrimi ve yaşantısı, ateşe çok bağımlı hale gelmiş. bu yüzden de beslenme biçimimizde ateşin doğal bir yeri olduğunu inkâr etmemeliyiz.
  • doğamda olup olmaması önemli değil goblin de olsam et yerim. martının doğasında da simit yemek yok mesela ama yiyor?
  • et yiyerek büyüyen ve et yemeyerek büyüyen iki çocuğu inceleyip neyin insan doğasında olduğunu daha rahat anlayabiliriz.

    (bkz: vegan çiftin bebeklerinin ölümüne yol açması)
  • bir incir yaprağını dalından koparıp edep yerlerimizi ve ciciklerimizi onunla kolayca örtebiliyorken, bir kıyafeti hammadden iplik üretip, ipliği kumaşa dönüştürüp beden ölçülerimize göre kalıp çıkardıktan sonra, kalıba göre kesilmiş kumaşları metalden üretilmiş iğne ile birbirine tutturmadan giyemiyoruz. keza bir ayakkabıyı da dalından koparıp giyemiyoruz, bir ton proses. hal böyleyken galiba giyinmek insan doğasına aykırı, cıblak ve yalın ayak gezmeliyiz.
  • insan ırkının zihinsel gelişiminin et yemeye başlaması ile artmış olduğunu bilmeyen kişi iddiası.

    bize çok yaramış et.
  • apandis denilen organ, çiğ et ve ağaç yaprağı yiyen atalarımızdan mirastır. beslenme biçimimiz değiştikçe körelip işe yaramaz hale gelmiş. homo sapiens atalarımız söylendiği gibi muhtemelen çiğ çiğ bizon bile kemirmişlerdir. insan dediğin zaten yamyamlık yapabilen bir şey yani. kendinizi ponçik sanmayın. çok sevdiğiniz doğaya bıraksak 3 hafta yalnız başınıza, açlıktan kendi bacağınızı koparıp yersiniz .

    harari'den okuduğumdan beri veganlığın felsefesini mantıklı buluyorum (önüme bi buçuk iskender getirdikleri zaman onu daha mantıklı buluyorum o başka). yaşam hakkımızı hayvanlardan üstün görmüyorsak onları yiyecek olarak kullanmamalıyız, üstelik endüstriyel hayvancılık büyük bir zulüm ama et yeme meselesini böyle gerçek dışı şeylerle zorlamanın da anlamı yok.

    zaten sentetik et yaygınlaşmadan insanların et yemekten vazgeçmesini beklemek sanayi devrimi öncesinde köleliğe karşı olmaya benziyor. fikir hoş ama pratiği imkansız. bir de "insan doğası" tırrekliğiyle pazarlanmaya çalışılınca dikenlerim tüy tüy oluyor. modern insanın doğayla bi bağı kalmış da sanki millet doğaya uygun yaşamalı stoacı ahlak satıyor. metro da insan doğasına uygun değil ama evinize yakın bir metro hattı olsa bayılırsınız. doğanıza aykırı gelip yerin metrelerce altından kilometrelerce yolu 20 dakikada gidersiniz. insan, doğasını aştığı için bugünlere gelebildi zaten. beğenmediğiniz şeyleri "doğamızda bu yok" diye ötelerken iyi düşünün. insan doğası muhabbeti bilimsel soslu bir muhafazakarlıktan başka bir şey olmuyor çoğu zaman.

hesabın var mı? giriş yap