şükela:  tümü | bugün
  • kolin diye bi madde var sadece hayvansal kaynaklı. beyindeki iletimi sağlayan asetil kolinin yapı taşı. yani et yemeyen ot gibi olur.
  • üfürme ve hurafe bilgileriyle gene navegan cahil şov başlamış.
    köpek dişleriniz herhangi bir otobur hayvanın derisini parçalayamaz, parçalasa dahi bu saatlerini alır, saatler sonra amacına nail olsa dahi kan ve tüy içindeki o çiğ eti yiyemez, sindiremez.

    o nasıl bir evrim ki araç kullanarak kesilmiş, sindirilebilir parçalara ufaltılmış ve strerilize edilmişse et yiyebilmeye izin veriyor . ve bu sözde karnivor kendini leoparla , ayıyla aynı beslenme kategorisinin mensubu sanıyor.
  • müsadenizle hardcore bir giriş yaparak başlayayım efendim; insanoğlunun doğası doğa ananın sikinde bile değildir. değil insanoğlu, hangi canlı olduğu fark etmeksizin; et yemiş, ot yemiş, ayırmamış ikisini birden yemiş falan iplemez güzeller güzeli doğa anamız.
    keza insanoğlunun (canlılığın) doğası da gastronomik seçimlerine göre değil, canlılığın devamını sağlayacak enerjinin enerji kaynaklarından en kısa yoldan kazanımı temeli üzerine şekillenir. insanoğlu ve pek tabii diğer tüm canlılar da bu temel üzerine evrimleşir.
    insanoğlunu diğer pek çoklarından ayıran temel özelliği, doğanın sundukları ile yetinmeyip zaten sunulmuş olanı şekillendirebilmesidir ki bunu da kafatasının içinde sakladığı ortalama 1,5 kiloluk yağ dokusuna borçludur. en zeki kara hayvanlardan sayılıp, ortalama vücut ağırlıkları 7.5 ton civarında olan afrika savan fillerindeyse ortalama beyin ağırlığı 5 kilo kadardır. gerekli orantıları siz kafanızdan yapın artık.
    ne var ki toplam vücut ağırlığımızın çok küçük bir kütlesini işgal eden beynimizin, harcadığımız toplam kalorinin çok büyük bir kısmını sömürmek gibi bir bug'ı var.
    ve ne var ki düşünebilmek için bu aç hayvanı doyurmak da zorundayız.
    neyse efendim: bitkiler yüksek enerjili besin maddeleri sayılmazlar, pişirilerek tüketildiklerinde kalorileri bir acayip artar. yine de, mesela 15 saat pişirdiğiniz 1 kilo enginardan alacağınız toplam kalori, 100 gram çiğ veya 80 gram pişmiş etten alacağınız kalori kadar olmayacaktır.
    ve yine evet efendim yüzmilyonlarca hindu deli gibi ot tükettiği halde bir deri bir kemik kalmış hint fakiri görünümünde...
    hindu veya herhangi bir dini veya kültürel zorunluluklara maruz kalmadan vegan ve türevi hayatı seçenler mi?
    sevdikleri, bir şekilde duygusal iletişim kurdukları hayvancıkları minnak çocuklarınızın gözü önünde boğazlamayın siz de, n'apim...
  • duyan da kedi köpek eti sanıyor. sanki yılan kemiriyoruz. löp löp ne kadar nimet varsa faydalanıyoruz.
  • haşmetlimiz bunu gördü ve bildi ki halkı et alamayacak duruma getirdi.
  • tamam da o zaman et niye bu kadar lezzetli biri anlatsin kafayi yemek uzereyim.
  • ısrarla hala "et yemenin insan doğasında olmaması" diye düşünen varsa, önemli bir makale olsun bu:
    https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26123626/

    vegan gruplarında en çok tartışılan konulardan biri "insan etçil (carnivore) mudur, otçul (herbivore) mudur?" tartışmasıdır. bizi aslan ve kaplan ile kıyaslayarak bizim biyolojimizin et yemeye uygun olmadığını iddia ederler.
    oysa işin aslı, biz bir çeşit hepçil (omnivore) alt türü olan cucinivore (pişirirek beslenen) hayvan türüyüz.

    et yemek için illa besin zincirinin üstünde, süper avcı süper güçlü yırtıcı hayvan olmak gerekmiyor. meerkat gibi hayvanlar, çok küçük olmalarına rağmen böcek, akrep, kertenkele, kurbağa, fare gibi kendisinden küçük hayvanları avlayıp yerler.

    "diş" mevzusu da tek başına yeterli bir kanıt değildir. "frugivore" (mevyecil) diye bir terim üretilmiştir, dişleri bizim dişlerimize benzer bir şempanze ağzı konularak "bakın biz aynen böyleyiz, şempanzeler gibi frugivore'uz" diye anlatılır. oysa, şempanzeler ve bonobolar frugivore değil, omnivore'lardır. bize en yakın hayvan türleridir ve avlanarak et yediklerini biliyoruz. gerçi vegan grupları bunu bilmiyor olsa gerek.

    şunu da eklemem gerek, öne sürülen şempanze ağzına kıyasla, şempanze ve bonoboların köpek dişleri (canines) çok daha büyüktür. büyük köpek dişleri sadece avcı etçil hayvanlarda bulunmaz. gorillerin ve pandaların bile dişleri bizden daha iri ve uzundur, buna rağmen et yemezler, otçullardır. ağaç kabuklarındaki selulozu sindirebilecek vücut yapıları vardır. "frugivore" denilen orangutanların da meyveye ek olarak ağaç kabuğu, yaprak, çiçek, böcek yediklerini belirtmek lazım.

    veganların, insanın doğal beslenme biçiminin otçul veya meyvecil olduğunu akademik topluluklara yerleştirmeye çalışmasına rağmen, insanların cucinivore olduğunu özellikle söylememiz gerekiyor. ilk insan (homo habilis) 2.8 milyon yıl önce varolmuş, taş aletlerin kullanımı ise 3.3 milyon yıl önceye (kenya'da kalıntılar) dayanmakta. ateşle pişirmenin 1.8-2.3 milyon yıl önce başladığı söyleniyor. insan evrimi ve yaşantısı, ateşe çok bağımlı hale gelmiş. bu yüzden de beslenme biçimimizde ateşin doğal bir yeri olduğunu inkâr etmemeliyiz.
  • insan et yer. hem otobur hem de etoburdur. kes !
  • et yiyenlerin cehaletlerini sergilemekte yarıştıkları konu. bir de makale filan paylaşmaları yok mu...
  • et yemenin insan doğasında olması ya da olmaması meselesi çok eski zamanlardan beri süren bir tartışma konusudur. bu konularda tabiri caiz ise baskın olan, "inatlaşma" donanımlı tartışmalardır. maksadına ermesi için olan çabalar ve yaklaşımlar ne yazık ki kanımca çok fazla değildir.

    efendim canlılar etobur ve otobur olarak iki ana gurupta ele alınıyor. etobur olanların ana besinlerini et oluşturuyor. bu guruptaki canlıların bazılarının ara sıra ot yemeleri onları etobur sınıfından çıkarmak için yeterli neden olmuyor. bunlar da etobur olarak kabul ediliyor.

    otobur sınıfına girenlerin ana besin kaynağını da bitkisel organizmalar oluşturmaktadır.

    ağız yapısından bağırsak yapısına kadar bu iki türdeki canlıların farklı özellik taşıdığı görülmektedir. bu çok uzun bir konudur. geniş kapsamlı olarak bir araştırma ağırlıklı tartışma içinde ele alınırsa faydalı olabilecektir diye
    düşünüyor olmamıza rağmen çarpıcı farklılıklara değinerek konuyu toparlamak ve başlığa katkı sağlamak arzusundayız.

    etobur hayvanların bağırsak uzunluğu boylarının üç ile 6 katı kadardır.

    otobur hayvanların bağırsak uzunluğu ise boylarının 10 ila 12 katı kadardır. bunun nedeni ise, selülozun parçalanması ve ondan faydalanmayı gerektiren zamanın uzun olması ile açıklanabilir.

    insanın bağırsak uzunluğu bu yanıyla değerlendirilmiş ve boylarının 10 ila 11 katı kadar uzunlukta olduğu görülmüştür.

    bu yanıyla bakıldığında insanın bedensel durumu otobur canlıların bağırsak yapısına yakındır. yine diğer organları ile kıyaslanma yapıldığında görülür ki insanın yapısı bitkisel beslenmeye daha yakındır.

    (bkz: https://tvd.org.tr/…015/10/karsilastirmali-anatomi/)

    yukarıdaki karşılaştırmalı anatomi içerikli linkte yer almayan bir başka konu da otçul hayvanların nebatat gördüklerinde güdüsel olarak onlara yönelip yemeleri; etçil hayvanların da acıktıklarında et ile beslenmeleri ve avladığı hayvanların kanlarını iştah ile şapur şupur yalanarak yemeleridir.

    insan ise çıplak kesilmiş eti gördüğünde bunu o doğal haliyle tüketememektedir. ancak kızartmak, haşlamak gibi belirli ameliyelerden geçirerek eti yenilebilir hale getirmek zorundadır. oysa aynı insan şöyle tüyleri yeni sararmış şeftaliyi, ya da kıpkırmızı kirazı görünce neredeyse ağzının suyu akmakta ve doğal haliyle tüketmektedir.

    konunun biraz dışında kalan ama bu beslenme şekilleriyle canlıların davranışları konusu da vardır. otçul hayvanlar uysaldır. ancak kendilerini korumak durumunda kaldıklarında, tehlike sezdiklerinde bir saldır hali gösterirler. etçil hayvanlar ise saldırgan yaradılışlı ve vücutsal donanımlıdır. çünkü yiyebileceği bir başka canlıdır ve onunla baş edebilmelidir. bir yeriniz kesildiğinde önce canınız yanmaz. bir süre sonra canınız yanmaya başlar. işte canlı organizmaların bir tehlike anında ya da vücutlarına gelen bir zarar durumunda bir hormon çalışır, bir yığın salgı ortaya çıkar. bu salgılar hemen kana karışır. canlının acıyı az hissetmelerinden tutun da bir çok konuda davranışları etkileme işine yarar. etçil hayvanlar sürekli bunları tükettiklerinden daha saldırgan bir durumdadırlar. bu durumun et tüketen toplumlardaki insan öldürme, yaralama, kavga gibi unsurların çokluğu kısmı ele alınarak ve daha çok otçul beslenen insan topluluklarının bu tarz durumunun karşılaştırmalı olarak incelenmesinin faydalı olacağını düşünürüm

    tarihi süreç içinde insan hem ot hem de et kaynaklı besinler ile beslenmeyi seçtiğinde vücudunda değişiklikler olmuştur. bazı uzuvları kullanılmadığından körelmiş, küçülmüştür. ama hayvansal protein ile beslenmenin de yaşam hücrelerini güçlendirdiği görülmüş ve tabi ki tıp katkısı buna eklenince insan yaşamı daha uzun hale gelmiştir.

hesabın var mı? giriş yap