şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: geldi yine tipini siktiğimin)

    edit: başlığın başa kalması.
  • gezi parkı olaylarının insanlar arasındaki mesafeleri kısalttığının bilincinde olmayan, muhtemelen oradaki havayı hiç solumamış bir insanın sanrısıdır.

    nice homofobikler "yasak ne ayol" pankartının ardından yürüdü, nice kürt düşmanları ya da islamafobik tip empati kurdu alanda bulunan bu görüş sahibi insanlar sayesinde. ne günahlar çıkarıldı ah bir bilseniz...

    keşke tadabilseydiniz ve anlayabilseydiniz.
  • tam olarak sivil direniş ve devrim'in tanımıdır. ethem gibilerin ters uçlara ayrılmış kitleler üzerindeki birleştirici etkisinin kanıtıdır.
  • (bkz: kerem gibi)
  • hayatında bir işçinin nasırlı elini sıkmaktan korkan, daha iki tuğlayı üst üste koymamış adam "ethem onurumuzdur" diyemez.

    olsa olsa müthiş duyarlılığa sahiptir, bir insanın ölümüne üzülüyordur, bir işçinin değil. bana itiraz etmeyin şimdi kardeşim, dediğim gibi olsaydı, bu eylemler taksim'de değil,
    sizin göt ata ata oy verdiğiniz parti vekillerinin tuzla'daki tersaneleri önünde yapılıyor olurdu... oysa o tersanelere, sgk denetmenleri bile giremedi.

    şimdi kaldırac dergisi, marksist bakış dergisi, devriimci karargah, tkip, tkp, işçi partisi meydanlarda. peki zonguldak'da maden işçileri patır patır ölürken neredeydiniz kardeşim siz? kızılay'da çıkardığın dergiyi gözüme sokacağına, git ölen işçilerin ailelerine destek, sahip çık, yalnız hissetmesinler kendilerini. ulan kafayı yiyeceğim ya. ulan itoğlu itler tekel işçileri kızılay'a inip çadır kurmasaydı, bir tekel işçisinin suratını göremezdiniz.

    sizinki solculuk oynamak gözüm, yemeyin bizi.

    edit: bu mu la zarar verici nitelikte dezenformasyon? o dezenformasyon götüne girsin senin...
  • (bkz: normalde selam verilmeyecek adamın başlığını okumak)
  • sınıf ayrımcılığına karşı çıkarken sınıf ayrımcılığı yaratmak böyle bir şey olsa gerek. insan yahu ölen insan. üzülmek için illa muhabbetim olması mı gerekiyor?
  • başka bir "eşrefpaşa" çocuğu olarak iki kelam laf edeceğim önerme...

    31 mayıs'tan bu yana bütün bu olanlarda beni olayların içinde hissettiren tek bir olgu vardı. tikisi, conconu, metalcisi, ulusalcısı, ülkücüsü yoktu orada... hipsterlara bile müsamaha gösteren, namaz kılan başörtülü kızın namazını sakatlamamak için arkasından dolaşan insanların olduğu bir topluluk vardı. tarlabaşından, dolapdereden çocuklar, gençler vardı. ha arada herkes rengini belli etti mi? etti. bu beni rahatsız etti mi? etti. ama müsamaha her şeyden üstteydi. saygı da öyle...

    beni mutlu eden de buydu. normal şartlar altında bir araya gelmeyecek onca insan bir aradaydı. kimsenin birbirine saygısızlığı, terbiyesizliği yoktu. her tipten insan birbiriyle konuştu. bu insanların arasında beni rahatsız edenler yok muydu? vardı tabii ki ama dedim ya; müsamaha... sanki ben kimseyi rahatsız etmedim mi? elbet etmişimdir, ağzımdan çıkan aptalca, düşüncesiz sözlerle... kusur ettiysem tanıştığım herkesten özür dilerim. kitle böyle çeşitli olunca insan içinden geldiği gibi konuştuğu zaman lafın nereye dokunacağını bilemiyor, eşrefpaşa çocukları bunu iyi bilir.

    şimdi sorun şu; bir eşrefpaşa çocuğu olarak bu ayrım benim aklıma gelmedi mi? geldi?! peki ben ne yaptım?

    bunun için mutlu oldum. çünkü artık hiç birimiz sahipsiz değiliz lan... daha belki dün bunca insan birbirine ötekiyken artık biz biriz mınakoyyim... daha dün at gözlüğüyle bakan ulusalcı bile bugün gelip "kürt kardeşlerimin bunca sene ne çektiğini anladım" diye cümle kuruyorsa, bu bile yeterince büyük bir kazanımdır.

    başlığa konu olan argümanı daha önce de duydum. kendim de düşündüm. sonra dedim ki, bre amın feryadı, diyorsun ya "ethem gibiler" diye... artık ötekileştirme kafasına çaktığım... artık ötekileştirme at ölüsü... artık ötekileştirme siqique... asıl kötü olan "eşrefpaşa çocuğuyuz" diye yardırıp insanları özel güvenlikli sitede oturuyor diye yargılamak, arabesk temelli 80 sonrası ötekileştirmeye takılı kalmaktır. mutlu olacağın yerde hala ajitasyon yapmaktır. o çok kızdığın (ya da içten içe sempati beslediğin) başbakan gibi mağduru oynamaktır.

    sen hala gül sokakta berkecan'ın buse'nin derdinde... ben kazandığıma bakarım. bugün bir berkecan, bir buse ethem kardeşimin adını anarak haksızlığa karşı durabiliyorsa ne mutlu ona... ötekileştirmeye sebep ararken helezon mustafa'yı, sabri abi'yi, kürt yunus'u, özetle büyüdüğüm semti, eşrefpaşamı alet etmeyin sikko argümanlarınıza... değirmen sokağı'ndan, karataş'a kadar yuvarlatmayın kendinizi...

    p.s.: bu arada bizim mahallede büyüyüp bu kafa yapısına nasıl sahip olduğunu merak ettiğim arkadaşa: ne oldu da böyle oldun lan ibiş? küçükken seni oyuna mı almadık?