şükela:  tümü | bugün
  • bir inanç-değer meselesidir.

    ya sefa sürmek ve güzelliği kovalamak ya da geleneksel ahlaki kurallara bağlı kalmak arasındaki seçimdir bu. estetik ile etik arasındaki bir seçim...

    burada asıl mesele, tanrı inancıdır. ibrahim'in hikayesi gibi... tanrı'ya inanmak basit bir karar değildir, hatta -çocuğunu öldürme derecesine gelecek kadar bir inançla- karanlığa adım atmayı gerektirir ve inanca dayanarak karar vermek, ne yapmanız gerektiğini söyleyen geleneksel fikirlere ters düşebilir. eğer ibrahim, bilinen hikâyesinde, durmayıp oğlunu öldürseydi, bu ahlaki açıdan yanlış bir şey olurdu; fakat peşinden koştuğu sefa ve güzelliğe, tanrı'nın ödüllerine layık olurdu. çünkü bir babanın temel görevi, geleneksel bakışta, oğluna bakmaktır ve kesinlikle onu adak taşına yatırıp dini bir ayinde boğazını kesmemelidir.

    tanrı'nın ibrahim'den istediği şey, ahlakı görmezden gelmesi ve cennette süreceği sefa için, yani estetik için gözünü karartmasıdır. incil'de ibrahim, normal anlamda doğru ve yanlışı görmezden geldiği ve oğlu ishak'ı bile kurban etmeye hazır olduğu için hayran olunacak biri olarak gösterilir bu nedenle.

    peki ama korkunç bir hata yapmış olamaz mıydı ibrahim? mesaj gerçekten tanrı'dan gelmemiş olsaydı ne olurdu? belki de bir halüsinasyondu, belki de ibrahim delirmiş ve gaipten sesler duymaya başlamıştı. nasıl emin olabilirdi? eğer tanrı'nın verdiği emri değiştireceğini başta bilseydi, ibrahim için işler daha kolay olurdu. ama bıçağını oğlunun kanını dökmek için kaldırdığında, gerçekten onu öldüreceğine inanıyordu.

    incil'de anlatılan sahneye göre asıl vurgulanmak istenen budur. ibrahim'in inancı son derece etkileyicidir, çünkü geleneksel etik kaygılar yerine tanrı'ya güvenmiştir. aksi takdirde inanç olmazdı bu durum. zira inanç risk içerir; ayrıca irrasyoneldir, akla dayanmaz.

    kierkegaard bir babanın daima oğlunu korumak zorunda olması gibi genelgeçer toplumsal görenlerin bazen en yüksek değerde olmadığına inanıyordu. tanrı'ya itaat etme görevi (estetik), iyi bir baba olma görevinin (etik), aslında diğer bütün görenlerin üstüne çıkar. insani bakış açısından, ibrahim oğlunu kurban etmeyi düşünecek kadar katı kalpli ve gayriahlaki görünebilir. ancak tanrı'nın emri, bu emir her ne olursa olsun, oyunu kazanan iskambildeki as gibidir. destede daha yüksek bir kart yoktur ve insan etiği artık anlamlı değildir.

    bununla birlikte, inanç uğruna etikten uzaklaşan bir kişi acı verici bir karar verir, her şeyi tehlikeye atar, yaptığı şeyin nasıl bir yararı olacağını ya da ne olacağını bilmez, mesajın gerçekten tanrı'dan gelip gelmediğinden emin olamaz. bu yolu seçenler ise tamamen yalnızdır.