şükela:  tümü | bugün
  • etiklik durumları tartışmalı olsa da hayatı kolaylaştırabilecek öğütlerdir.

    - kız arkadaşınıza yemeğe nereye gidelim diye sormayın. onun yerine 'seni bir yere götüreceğim ama tahmin et' diyin, sonrasında ilk tahmin ettiği yere götürün.

    - kız arkadaşınızla otelde oda kiralayacaksanız engelli dostu odalardan kiralayın. banyodaki ekstralar gecenizi neşelendirebilir.

    - kız arkadaşınıza/eşinize üstünde 'en sevdiğime' yazan bir çiçek gönderin, eğer size bundan bahsetmiyorsa sizi aldatıyor olabilir.

    - araba kullanırken arka koltuğa biri oturacaksa o arabaya binmeden koltuğunuzu azıcık geri kaydırın. arabaya binen kişi tam otururken eski haline getirin, siz rahat olduğunuz pozisyonda oturacak, araca binen kişi de onun için koltuğu öne çektiğinizi düşünecektir.

    - daha fazla çalışıyormuş gibi görünmek için outlook'un teslimi geciktir özelliğini kullanın. önceden hazırladığınız mailleri mesai sonrasında ulaşacak şekilde ayarlayın, patronlarınız sizin mesaiden sonra da çalıştığınızı düşüneceklerdir.

    - birinin mesajına dönmeniz gerekiyordu ama unuttunuz mu? aynı mesaji 5 kere gönderin ve 'mesajlarım ulaşıyor mu?' yazın.

    (bkz: the front page of the internet)
  • (bkz: koy götüne rahvan gitsin)

    doğruluk payı olabilir, bilemem ama bu deyiş beni hep rahatsız emiştir.
  • yerine göre hayatınızı kolaylaştıran tavsiyelerdir. aklıma gelen birkaç tane puştluk yazayım bari.

    - eğer karşınızdaki kişi sürekli konuşuyorsa ve sizin konuşmanıza izin vermiyorsa yere kalem, para vb. düşürün sonra düşürdüğünüz şeyi alınca konuşmaya başlayın. karşıdaki kişinin konsantrasyonu dağılacaktır.

    - grup içinde birisine talimat vermeniz gerekiyorsa gruba yönelik talepte bulunmayın, tek bir kişiyi seçin ve ona talimat verin. sosyal baskıdan dolayı istediğiniz şeyi yapacaktır. örnek, eğer bir yaralı yerde yatıyor ve ambulans çağırılması gerekiyorsa "birisi ambulans çağırsın" diye bağırmayın kimse üzerine alınmaz, topluluk içinden bir kişiyi seçin ve "sen, kırmızı ceketli ambulansı ara" deyin.

    - olası bir grup toplantısında birisinin sizin hakkında kötü şeyler söyleyeceğini, eleştireceğini vb. düşünüyorsanız o kişinin tam karşısına veya vücudunuz onun sağ/soluna dönük olacak şekilde oturun. o kadar ağır konuşamayacaktır.

    - bir grupta en sevilen kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız gülüşmeler olduğunda insanlara dikkat edin. herkes en sevdiği kişinin yüzüne bakarak gülecektir.

    - birisinin sizi dikizlediğini düşünüyorsanız saatinize bakın eğer o da bakıyorsa dikizliyor demektir.

    - söylediğiniz yalanın inandırıcılığını arttırmak istiyorsanız. yalana kendinizle ilgili ufak bir utandırıcı detay ekleyin.

    - birisine bir işi yaptırmak istiyorsanız yapıp yapmadığını sormak yerine o şeyi yaptığı için teşekkür edin veya o ayarda onaylayıcı bir tepki verin. eğer yapmadılarsa o işi bir an önce yapmak için harekete geçerler.

    - eğer birisinin sizi dikkatli bir şekilde dinlemesini istiyorsanız onun adını sessizce fısıldayın. istemsiz olarak bütün dikkatini size verecektir.

    - birisinden kesin bir evet/hayır cevabı almak istiyorsanız o kişinin özel alanını işgal edin. yaklaşabildiğiniz kadar yaklaşın. sizden uzaklaşmak için mutlaka net bir cevap verecektir.

    - birisiyle sohbet ederken, otururken o kişinin hareketlerinin aynısını yapmaya çalışın, konuşma hızınızı karşınızdaki kişiye göre ayarlayın...(bkz: aynalama)

    daha gider böyle bu...
  • etiği falan salla gitsin..

    tüm bencilliğim ve menfaatçiliğimle, ilk bakışta genel geçer doğrulardanmış gibi görünen ve fakat aslında temelde hiç de "etik" olmayan bir sır vereyim sana:

    eğer kendine birazcık saygın varsa öncelikle ötekini sevmeyi öğrenmelisin..

    insanoğlunun, kendini sevmek ve kendine değer atfetmek sonrası girdiği derin kısır döngüden hiçbir şekilde kurtuluşu yoktur sevgili dostum.. bu döngü içinde ancak kendini ve etrafındaki kaynakları tüketirsin..

    ayrıntılara birazdan geleceğiz ama önce yapılması gerekenler var:

    ötekini yücelteceksin, hizmet edeceksin, elinden geldiği kadarıyla tüm varlığa samimiyetle gülümseyeceksin ve ne yaşamış olursan ol aslında hiçbir halt bilmediğini ve tüm varlığınla kifayetsiz bir muhteris olduğunu herkesten çok sen bileceksin..

    başlarda zor gelecek ama yapa yapa alışırsın.. bisiklete binmek gibidir.. önceleri büyük dikkat ve çabayla, sonra kendiliğinden.. kas hafızası gibi tekrar ettikçe gelişen bir motor davranış hafızası da vardır insanın.. nezaket, alçak gönüllülük, diğerkamlık.. bunların hiçbiri doğuştan gelen şeyler değil.. çok emek vermen gerekecek..

    bu arada sevdikçe sevileceğini, saydıkça sayılacağını, değer verdikçe değer göreceğini sakın düşünme.. parayı ver, çokomeli al.. bu işi bu kadar kolay mı sanmıştın gerçekten..?

    başkaları için yaptıklarını asla onlara bir lütuf gibi görme ve hiçbir zaman unutma; yaptığın hiçbir şeyi o kişiler için yapmıyorsun.. etrafında yüksek ahlak tafraları ile gezen tiplere bir bak.. dışarıdan kavi ve kendinden emin görünseler de hepsinin içi kanıyor.. çünkü yukarıdaki gerçeği bilmiyorlar.. sevdikleri için sevileceklerini, değer verince değer göreceklerini sanıp bulamayınca bazen gizli, bazen de aşikar bir şekilde üzülüyor, hatta muhataplarını bu sevgi veya ilgiden mahrum bırakarak cezalandırıyorlar.. *

    senin parolan: "yaptığını bekleme" olsun.. temel kural bu.. adına "beklenti" dediğimiz bu zehirli tohum içimizde bir kez filizlenirse dikenli sarmaşık gibi istila eder tüm varlığımızı.. şeytanın en büyük ve etkili icatlarından biri olan bu beklenti tohumundan uzak dur.. çünkü büyük bir hızla yayılır ve yayıldıktan sonra da ıslah edilmesi zordur..

    kusura bakma, belki sıkıldın ama tekrar etmeliyim; kime karşı hissedilirse hissedilsin beklenti en büyük düşmanındır.. bir insan, bir hayvan ya da meslek, kariyer, eğitim veya ulvi bir hedef, amaç, ideal, hatta anan, baban, kardeşin, karın, kocan, dostun, evladın bile olsa.. bunların hiçbirinden fayda beklemeyeceksin.. gelirse ne ala, istemem demez alır devam edersin.. ama gözün yaptığın işte değil ondan gelecek faydada olursa kendine de emeğine de yazık edersin..

    "etiği salla" demiştim değil mi..? az bile demişim.. topluluk halinde yaşamaya başlayan insanoğlunun uydurduğu ve geliştirdiği davranış kodlarıdır topu topu.. bense sana sürüden ayrıl diyorum.. ama önce kendini silip yok ettiğinden emin ol (ki sadece bu bile başlı başına ömür boyu sürecek bir maceradır).. sürüden ayrıl ve onu koru.. tahmin edeceğin gibi sosyal olarak alışageldiğin tüm konfor alanlarından feragat etmene sebep olacak bu..

    değer mi..?

    işte buna ben cevap veremem.. kendin bulmalısın..

    matrix, morpheus, ajanlar, kahin ve kırmızı hap hep burada gözünün önündeydi..
    seçim ise hep sana aitti.. tıpkı şimdi olduğu gibi..
  • etiğini bilmem de az çok öğrendiğim bir şey var:
    hayatın kendisi ne göründüğü ne de yaşandığı gibidir; nasıl hatırlıyorsanız öyle görünür ya da öyle yaşanmıştır işte.. ondan sebep kendi hayatınızda güzel hatırlayacağınız şeyler biriktirmeye, başkalarının hayatına güzel hatırlanacağınız an'lar ile dokunmaya bakın.