şükela:  tümü | bugün
  • bir kelimenin ya da dildeki benzer bir kullanimin gelisme surecini ilk ortaya cikisindan itibaren izlenmesi, hangi dillerde ne sekilde yayildiginin tespit edilerek parca ya da bilesenlerinin analiz edilmesi bilimi.
  • örneğin saturday kelimesinin saturn den türemiş olduğunu bize söyleyen bu bilimdir.
  • saçma sapan etimoloji yapanlara ithaf olunur

    çook eski devirlerde
    türklerde din işlerine bakan kişilere kam denirdi
    bir elinde kamçı
    bir elinde kamış asa
    belinde kama
    sırtlarında kambur
    kamu işlerine bakarlar
    kamu ya mistik işlerde yön verirlerdi
    aslında bunlar bu gün şaman denilen kişilerdi
    bu babadan oğula geçer
    onlara da kamanoğulları denirdi
    halk bu kam’ın etrafında birleşir
    hep birlikte bar tutarlardı
    bar ise birlik barabarlık demekti
    ki hala da öyledir
    işte bu kişilere kam-bar deniridi
    toylara çağrılır
    barabar barabar barabar
    türküsünü kambardan dinlerler
    kam-barsız düğün olmazdı
    ki bu da hala öyledir
    etrafında topluca içki içilen
    bar kelimesi de buradan çıkmıştır
    sonradan kamanoğullarından
    bir kişi de vardı ki
    ona vahiy gelmiş ve o vahiy sebebi ile
    kamunun gözleri kamaşmıştı
    bütün sosyal hayatlarını doldurmuştu
    ve de
    barışın birlik ve barabarlığın simgesi olmuştu
    ona bir de en yüksek saygı ifadesi olarak
    bay kelimesi ilave edildi
    adı bay-kam-bar oldu
    asıl adı nuh olan bu şahsiyet
    yaptığı geminin kamarasında yaşardı
    herkes ona biat etti
    ona hürmetle baykambar diye hitabetti
    baykambar olduğuna inanmayanlar ise
    ona nuh demekte ısrar ettiler
    sonradan zaman içinde bu kelime
    peygamber şeklinde söylenir oldu
    o zamanlar biatta inat edenlere
    nuh diyorsun baykambar demiyorsun
    diyerek çıkışılır yola gelmesi istenirdi
    bu da hala böyledir
    işte bu işin aslı da budur
    şimdi hadi gelin
    ister nuh deyin ister yuh deyin
    inanmıyormusunuz?
    yuh diyorsunuz ama baykambar demiyorsunuz
    çok inatçı ve bar-barsınız
    hadi bana eyvallah.... bay-bay
    ay kam bak (ı come back)......................

    cahit telkök
  • etimoloji yunanca doğru anlamına gelen etumos'tan türemiştir. yani doğruyu arayan bilim dalı anlamına gelir.

    ayrıca ne hikmetse derin bir haz duyduğum bilim dalıdır. günlük hayatta olağan bir şekilde kullandığımız kelimelerin aslında ne şekiller değiştirip dilimize pelesenk olduğunu anlayınca mutlu oluyorum nedense.
    mesela lavabonun latince i will wash* anlamına geldiğini biliyor muydunuz?
  • acayip eğlenceli araştırma konusu. türkçeye japoncadan ve norveççeden (her nasıl olduysa) geçmiş kelimeleri bularak bilgilenmenin yanında, efe sözcüğünün yunancadan geldiği gerçeği de şaşırtacaktır.
  • arada sırada duyduğumuz ancak nasıl ve ne şekilde olduğunu ayrıntılı açıklamasını bir türlü göremediğimiz bir konu
    avrupa/anglo-sakson dillerinde türkçe gramer kullanılmaktadır deniyor
    bu ne kadar doğru olabilir
    gelin bu konuyu adım adım anlamaya çalışalım
    öncelikle şunu belirteyim ki
    bu söyleşide söz edeceğim konuların uzmanı değilim, ancak çok ilgilendiğim sevdiğim bir alandır yapmak istediğim şey edindiğim bilgiler, takip ettiğim araştırma konularından yola çıkarak, kendimce yaptığım araştırma ve inceleme sonunda elde ettiğim bulguları ve sonuçlarını paylaşmaktır
    şimdi bazı bilgilerimizi birlikte hatırlayalım
    birinci konu ‘olmak’fiili
    bildiğimiz gibi
    türkçede olmak kavramı olgusu ya da fiili adına ne dersiz deyin üç değişik şekilde olur
    birincisi doğrudan olmak fiili ki (olurum, olursun, olur, vs. vs.) şeklinde
    ikincisi olmak fiilinin yerine türkçede özneler de çekime uğrarlar
    ben-im(aslında bunun kökü(ben-ben) ben-bin’dir sonradan zamanla b düşmüş ben-in/ben-im’e dönüşmüştür
    sen-sin(azeriler doğrudan ‘sen-sen’ şeklinde söyler
    o (dur)
    burada gördüğümüz şey özne+ öznenin olmak kavramı içeren fiil olmuş halidir
    bu öznelerin olmak anlamında fiil gibi çekilmesi türkçenin bir ayrıcalığıdır
    üçüncü olmak kavramı ifade eden kelimemiz ise dir, dır ekimizdir
    eski yazıtlarda bunun farklı şekilleri de var, izahı ise yalnızca geniş zaman için kullanılan ve çekime uğramayan olmak fiili olarak anlatılır
    bir de var şeklinde bir kelimemiz söz konusudur aslında ‘var’ kelimesi de olmak fiilinin olmuş kesinleşmiş halidir ‘yok’ ise bunun olumsuz halidir ancak fiil orak adlandırılmaz
    her dilde bazen bir kelime birden çok anlama gelir bazen de aynı anlamda birden fazla kelime olur
    gelelim ikinci konuya
    köken bilim/etimoloji, biçim bilim/morfoloji, ses bilim/fonetik konularıyla ilgili olanlar bunu çok iyi bilirler
    bir dil başka bir dilden her hangi bir kavramı/kelimeyi alırken eğer kendi diline ve seslerine uyuyorsa olduğu gibi alır. uymuyorsa onun fonetik yapısını değiştirir, ya kısaltır ya uzatır bazen başına bazen sonuna bazen ortasına harfler başka ses değerleri koyar bazen de başından ya da sonundan harfler eksiltir bazen da yanına bir kelime daha ilave ederek kullanır
    bazı örnekler verelim çünkü anlatacağım konuyu bu örneklerden hareketle anlamak mümkün olacaktır kelimelerin nasıl şekil değiştirdiğini bire bir görmemiz gerek
    etimolojik sözlüklerden alıntı örnekler
    almanca flug> sırpçaya plog>tükçeye pulluk olarak geçmiştir
    ebu-kureyş arapça isim bu gün romanyanın baş kenti bükreş olmuştur
    ibn- i yezid>beyazıt
    wandallar’ın yaşadığı bölgeye, araplar bir kelimenin başına vav harfi geldiğinde yemin anlamı ifade ettiği için vav (w) düşmüş andulusya (endülüs) demişlerdir
    mesela aslında sanktristçe olan kedi kelimesine ingilizler cat almanlar katze demişler erkek kediye de kater demişler almancada katze olan kedi kelimesini bir de mitze olarak söylemişler
    ilginç olan ise türkçede kedi aslında’ muş’tur ve almanlar kediye aynı zamanda muschi derler
    kedi ye gel pisi-pisi anlamında,musch-musch-musch (muş-muş-muş okunur) seslenirler(bu benim tespitim sözlüklerden değil)
    muş-elma/alma zamanla muşmula olmuştur
    külliyat kelimesi arapçadan avrupa dillerine kollege- kolej olarak geçmiş
    arapça esveed(siyah) kelimesi de keza asfalt olup çıkmıştır
    yine sanktristçe bir kelime olan kelime tr. birader, ing-brother,alm.-bruder,fl. broer
    komşu= ing. neighbor.alm.nachbar fl.nabur –buurman
    türkçede bacanak kelimesi aslında iki kişi iki bacı-alınık söyleminden>bacanak olmuştur
    türkçenin tilmaç(tercüman) kelimesi dolmetcher olarak almancaya geçmiştir
    türkçede aslında sub (su) olan kelime alm.suppe ing.soup fr.soupe olmuştur sadece çorba değil aynı zamanda yemeğin suyu demektir
    türkçenin atın arbaya ‘koşulması’almancaya kutche= at arabası olarak geçmiş
    eski yazıtlarda gördüğümüz ‘igit’ hata yanlış davranış anlamına gelen kelime almanlar tarfından halk dilinde iğrenme tiksinti durumlarında bir ünlem olarak hala kullanılmaktadır ilginç olan, bu bizim, bu gün unuttuğumuz bir kelimedir(etimolojik sözlüklerde bu karşılaştırmayı göremedim)
    bu örnekler o kadar çoktur ki bazı kelimeler şekil değiştirmeden bazıları şekil değiştirek bazıları hem şekil hem de anlam farklılığına uğrayarak her hangi bir dilden diğerine geçmiştir
    buna kelimelerin ödünç alınması demek daha doğru olur zira bazı kelimeler bir dilden bir dile geçip orada şekil değiştirdikten sonra başka bir anlam kazanarak tekrar ödünç alındığı dile geri dönebilmektedir buna bir örnek verecek olursak
    aslında türkçe olan tarı (buğday) önce arapçaya gitmiş(zore-dore) orada ‘mısır’ anlamını yüklenip bize geri gelmiş ‘darı’ olup çıkmış
    hadi bir örnek daha verelim
    fransızca (törenlerde yapılan daha çok yeşiliklerle süslenen kemer-tak) tunnel kelimesi önce ingilizler tarafından yer altından kazılan geçit için alınıp kullanılmış sonra da bu anlamı kazanarak bildiğimiz tünel anlamında(tunnel) fransızcaya geri dönmüş
    işte bu sepepten de bazı kelimelerin ilk çıkış noktasını bulmak çok zor olmaktadır
    buna da bir örnek vermeğe çalışayım
    acceptable= kâbul edilebilir-lik
    kaabil
    ı m able to go= gitmeye yetkin durumdayım gitmek üzereyim
    je suis capable d'aller fr.
    anlayabilirim
    bu örneklerde bulunan abl/ebl harfleri ortaktır ve anlamlar da ortaktır ya da çok yakındır
    bu aslında ebil-mektir
    kesin bir şey söyleyemem ama ‘bilmek’ aslında çok eski bir türkçe kelimedir
    bunlardan başka bir de kelimeler olduğu gibi alınır içi boşaltılıp o kelimeye başka kavramlar
    yüklenir
    kelimelere başka kavramlar yüklenmesi sadece başka dillerden alınan sözlerde olmaz
    örneklendirmeğe çalışayım
    yemenden getirdiği baş örtüsünü aslında yemene ait anlamında yemeni adıyla tüccar satışa
    sunmuştur ve o yörede yemeni artık zamanla başörtüsü ya da yazma anlamı kazanıp çıkmıştır
    aynı olay başka bir yörede yemenden gelen ayakkabı ile ilgili gelişmiş ona da artık yemeni denmiştir
    yemeni bağlamış telli başına da türkçedir
    ayağında yemeni diyen de biz olmuşuz, bakın nereden nereye
    bir örnek de avrupa’dan verelim
    latince monreo-monreo(monstreum) olan kelime aslında doğumda aşırı şekil bozukluğu ile doğan bebeklere verilen addır,o zamanın ortaçağ papazları bu doğumda hemen ölen ve korkunç görünümlü bu bebekleri özel sıvılar içinde büyük cam kavanozlarda muhafaza etmişler
    kendi kurmuş oldukları düzene karşı gelen ve yola gelmesini istedikleri kişilere bunların bir koleksiyonunu özel bir sunumla göstererek kişileri ürküterek etki altına almağa çalışmışlar
    zımmen bak bizim elimizdeki güç işte bu kadar korkunç bizde ne hünerler var demeğe getirmişler
    bu olayın adına da demonstrasyon (canavar görümlü olan şeylerin gösterilmesi)
    bu kelime bizde monstralık>mostra olmuş bir de demostrasyon olarak almışız gösteri var ama canavar yok /bazılarına göre belki de vardır

    şimdi türkçede sahip olmak diye bir fiil yoktur,elimizde olan kelimeler - ıs- ıssı-iye- şeklindedir ve bunlar sahip anlamına gelir fakat fiil değildir
    ne yapmışız
    arapça sahip kelmesini alıp ona olmak fiilini ilave etmişiz
    kavram olarak var ama fiil olarak biz de olmayan bir kelime adına da ‘sahip olmak’ demişiz
    buna benzer bir durum da avrupa dillerinde olmuş
    üçüncü ve esas konumuz da zaten budur
    avrupa dillerinin bazılarının-anglo-sakson- olmak fiilini türkçeden almış olduklarını gösteren ip uçları var
    alırken de bu olmak fiilini çeşitli şekillere sokmuşlar
    işte bundan ötürü bu dillerde olmak fiili kuralsızdır ve bu kuralsızlığın sebebini avrupalılar kendileri de bilemiyorlar ben çok araştırdım bu konuda her hangi bir makale bulamadım

    nasıl olduğuna bakalım

    ingilzcede
    ingilizler olmak kelimesinin fonetik yapısı dillerine uymadığı için bunun yerine türkçede çekime uğrayan’ ben’ öznesini alıp ingilizcede bir fiilin son eki ‘en’ geçmiş zaman ifade ettiği için sonundaki n harfini düşürüp başına da kendi ön mastar eklerini (to) koyup to be demişler
    sonra da bizim yaptığımız gibi çekmeğe başlamışlar
    ben cahit-im >ı m cahit aslında aynı şeydir biri başta biri sondadır
    ikinci tekil şahıs ingilizcede sen olarak kullanılmaz you aslında siz demektir
    bu sebepten dolayı da ikinci tekil şahıs için de çoğul şahıs çekimi şeklini almışlar
    ‘‘you are a man’’ ya da ‘‘they are the men’’ da kullanılan ‘ar’ siz-ler onl-ar’ın sonundaki ar aynıdır
    yine fonetik yapı gereği biz-iz in sonundaki iz ekini alıp üçüncü tekil şahıs için hayata geçirmişler
    üçüncü tekil şahıs için türkçede her zaman bir çekim yoktur gerekli yerlerde dır-dir kullanılır
    ingilizler bunu da almışlar- hadi bir de şaka yapalım-ziyan olmasın diye bunu da aslında olmak anlamında olan bu dır dir son ek fiilini artıkel yapmışlar
    bu bir kitap= this is a book
    kitap bu-dur=this is the book- the ile dır- aynı kelimedir yeri değişmiştir
    there is some thing =bir şey var(dır) burada kullanılan ‘there’ ile ‘dır’ da aynı köktendir
    bu aynı zamanda hep sorulagelen türkçede artıkel var mıdır ya da hangi kelime bu artıkelin karşılığıdır sorusunun cevabı olması muhtemeldir
    ingilizcede olmak fiilinin geçmiş zamanı ‘’been’’ dir bunu kullanmak için(have) sahip olmak anlamında bir yardımcı fiile ihtiyaç vardır, fakat to be fiilinin kendi başına geçmiş zaman şeklinin de oluşması için kendi dil mantıkları ile hareketle yine türkçede bulunmayan bir kelime arayışına gitmişler- aradıkları fiil sahip olmak- (have) nin karşılığı sahip olmaktır
    buna denk gelen kelime ise türkçede ‘var’ kelimesidir
    bunu da kendi fonetik yapılarına uydurup was-were demişler
    ben var gitmek- ben var oturmak- ben var acıkmak- diyen avrupalı dostlarımızı hatırlayalım
    başka neler var
    ‘this is bigger then that’ cümlesi ile ‘’bu şundan daha büyüktür’’ cümlesinde sesdeş ve anlamdaş olan kelime(then) den dan kelimesidir
    lovely –ile sevgili de son ek(li) aynıdır
    türkçede geçmiş zaman eki ‘’di’’ ile ingilizcedeki ‘’ed’’ takısı aynıdır
    türkçenin sığırtmaç saklambaç basmaç tilmaç kelimelerinde olan son-ek ile ingilizcedeki ‘’match’’çok yakın anlam ve sesdeştir
    ıngilizcede son ek olarak kullanılan mak(er) sleep(er) ile bizim geniş zaman ekimiz olan gid(er) sev(er) aynıdır almanca için de aynı durum söz konusu
    ingilizce cup türkçe kap aynı kelimedir
    say=söy-lemek
    tell = türkçede (til) dile gelmek
    ingilizcede ı wonder if she's gone
    türkçe gid-ip gitmediğini bilmiyorum’ ip’ eki ve’ if’ aynıdır yeri değişmiştir
    almancada bu kelime ‘ob’ olmuş
    ingilizce boy=oğlan arkadaş ile türkçedeki boy/soy evlat
    ingilizce toy=oyuncak ile türkçedeki toy/düğün /eğlence/oynamak
    türkçede iyelik eki im/m ile ingilizcede ve almancada kullanılan my, mine, mein aynıdır
    almancada
    almanca olmak fiili ‘sein’seien’ dir almanca fiilerde mastar eki en olduğu için sondaki ‘n’ düşmez
    aslında bu kelime bizim çekime uğrayan olmak anlamında kullandığımız ‘sen’ öznesinden başka bir şey değildir
    almanlar daha farklı bir yol izlemişler tekil şahısları ‘ben’ ile çekmişler çoğulları ‘sen’ ile
    ‘ ich bin’ ya da ‘ben bin’ aynı ‘bin’dir ancak bizde zaman içinde ben bin >ben in>ben im olmuştur bunu yukarıda görmüştük
    bin
    bist
    ıst
    çekime uğrayan aslında ‘ben’ öznesidir
    almanca da da türkçede olduğu gibi üçüncü tekil şahısta yalın hal kullanılmış b harfi düşmüş geriye ‘ist’kalmıştır diyebiliriz
    sind
    seid
    sind
    çekime uğrayan aslında ‘sen’ öznesidir
    bunun mantığı tekil şahıslar için ‘’ben’’ çoğullar için ‘’sen’’ öznesinin saçilmiş olmasıdır
    geçmiş zaman şeklinde ise aynen ingilizcede olduğu gibi sahip olmak anlamına gelen ‘var’kelimesi işlev kazanmış görünüyor
    ich war
    du wärst
    er-sie-es war
    ingilizcede olduğu gibi almanca da da artikel olan keilmeler ‘der-die-das’aslında türkçenin
    ‘dir-dır’ sonek/fiilinden başka bir şey değildir
    der mann= adam(dır) örneğinde der ile dır aynı kelimedir yer değiştirmiştir

    flemenkçede
    zein (sen öznesi) temel fiil olarak alınmış ama biraz daha karmaşık bir şekilde kendi dillerindeki fonetik gereği bazen ‘ben’ bazen de ‘sen’ öznesini kullanarak bu işi hal yoluna gitmişlerdir
    flemenkçe, almanca ile ingilizce arasında bir yerdedir ve bu dilde ikinci tekil şahıs sen olarak kullanılır
    ık ben
    u bent
    hij/zij is
    wij zijn
    jey bent
    ze zijn
    geçmiş zaman çekiminde yine almanca ve ingilizcede olduğu gibi kendi dillerinde geçmiş zaman yardımcı fiili olan sahip-olmak yerine türkçedeki ‘var’ kelimesi devreye girmiş görünmektedir
    flemenkçede kullanılan ‘te-het’ artıkelleri de ses kayıbına/fonetik erozyana/ uğramış dir-dır ekidir
    almanca ve flemenkçe birbirine yakın dillerdir bu diller ile türkçenin yakın kelimelerine bakalım
    satı-vermek gidi-vermek oturu-vermek ile ver-gangen ver-kaufen ver-setzen de bulunan ‘’ver’’ neredeyse aynı anlam ve sesdeştir
    yine flemenkçede mak ik almaca mag ich şeklinde olan fiil ile bizim mek mak mastar ekimiz sesdeştir
    almanca(öl) weide türkçe iğde
    üçüncü tekil şahıs öznesi olan ‘er’ erkek için kullanılır bizdeki ‘er’ ile aynıdır
    karstad almancada iki dağ arasında bulunan don ve buz olan yer demektir-kar
    almancada bücken (eğmek bükülmek) türkçeden bükülmek aynı kelimedir
    türkçe tas almancada tasse (büyükçe fincan)
    felemenkçede tal ile türkçedeki til/dil aynı kelimedir
    almanca best(en) deki son ek bizde ön de ve ayrı olarak kullanılır ve aynı anlama gelir (en) güzel= best(en) aynı anlamdadır
    aslında paarden (flemenkçe) olan pferd (at) başındaki çift anlamına gelen paar ve sonundaki çoğul eki olan (en) çıkınca geriye d-t harfi kalır buradan şunu çıkarmak mümkündür kelime aslında paar-at-en den kaynaşmıştır bir çift at demek olur
    almaca- ich habe heute so doll geweint
    türkçe- bugün dolu dolu ağladım doll ile dolu aynı anlam ve sesdeştir
    in diesem fall =bu durumda
    falıma/durumuma/ bakar mısın karşılaştırmasında fall ile fal aynıdır

    eski metinlere gördüğümüz atlıg açlıg bilig de olan lig/lıg eki benzeri anlamlar için
    almancada sonek olarak gierig ab artig billig şeklinde kullanılmaktadır
    bizde g harfi zamanla düşmüş li/ lı olmuştur
    ergene/kon(g) kelimesinde olan kon vadi yamaç zamanla türkçede koyun>
    >konuşmak> konak> konuk>konmak anlamlarını kazanırken bu kelime avrupa dillerinde
    konfor> konfederasyon>kongre>kensersius>şekillerine girmiş görünmektedir
    türkçe kon(g) alamanca (am) hang haengen aynı kelimedir

    fransızcada tespit ettiğim benzerliklere de değinmek isterim
    fransızca olmak ‘ être’ dikkatlice bakacak olursak bunun da ‘dir-dır’ fiili ile sesdeş olduğu göze çarpıyor
    ayrıca avoir ile var kelimesi fonetik olarak ve anlam olarak neredeyse aynıdır
    demek/dimek fransızca= dire
    burası şurası içerisi dışarısı sonundaki ek fransızca ici= burası
    vermeğe çalıştığım örneklerde ses değerleri kaybolmamış ya da az hasara uğramış olanlarını seçmeğe çalıştım
    dört yıl nijeryada bulundum bu süre içinde orada kullanılan bazı kelimelerin de türkçe ile anlamdaş ve sesdeş olduğunu fakrettim bunları da paylaşmak isterim
    yoruba/türkçe
    oga=aga(aynı anlam)
    eda/eta=ata(aynı anlam)
    oko(dört farklı fonetiği var) kayık/araba/koca/erkeklik organı/ türkçede ok/arabanın oku
    oba=yüksek makam kral türkçede oba yüksek çadır bey/kral çadırı
    va=gel/var(aynı anlam)
    iya=anne/ çocuk iyesi

    sonuç
    türkçemizin değerini bilelim onu hak ettiği yere getirmek hepimizin görevidir
    sizleri yorduğum için çok özür dilerim
    zahmet edip okuduğunuz için teşekkürler

    faydalandığım kaynaklar
    divanı lugat it türk-kaşgarlı
    eski türk yazıtları-hüseyin namık orkun
    karşılaştırmalı türk lehçeleri sözlüğü-kültür bakanlığı
    türk dilinin etimolji sözlüğü-ismet zeki eyuboğlu
    türk dilinin etimojik sözlüğü-hasan eren
    almanca türkçe sözlük-karl steuerwald
    türkçe etimolojik sözlük-sevan nişanyan
    izlediğim çeşitli sunumlar/basın-yayın

    cahit telkök
  • kelimelerin çocukluğuna inmek. sorunların kaynağını bulmak.
  • küçüklükten beri ilgi alanım olan araştırma alanı. ben olaya daha sezgisel yaklaştığım için etimoloji diye bir kavram olduğunu bile yeni öğrendim. bir kelimenin nerden türediğini keşfetmek falan anlamsız bir haz veriyor bana.

    örnek vermek gerekirse küçükken santrafor kelimesi üzerine düşünmüştüm. futbol oyunları da çok oynardım. orda ileri uçtaki forvetin mevkisi "centre forward" olarak geçiyodu. "sentır forvırd" diye okunan bu güzide kelimenin dilimize ordan geldiğini anlamıştım.
    sonra ne bileyim futbolda "endirek serbest vuruş" diye bi kavram vardı. yine gördüm ki "in-direct" kelimesini bizimkiler "endirek" diye çevirmiş.
    bunları bulmak büyük başarı değil de ilgincime giden bunun bana çok haz vermesi. insansız uçak icat etsem daha az mutlu olurum heralde.

    neyse şimdi beni adı koy(n)ulmuş yeni hobimle baş başa bırakın.
  • eti uygarliginin moleküler yapisini inceleyen eööyy....