şükela:  tümü | bugün
  • dogru isi yapmak
  • (bkz: efficiency)
  • software terimi olarak, bir yazilimin sadece yapmasi gereken hesap ve islemleri yapmasi. programin yaptigi isle, bu isi yaparken kullandigi sistem kaynaklari oraninin sayisal buyuklugu, soz konusu programin kodlanisindaki mukemmeliyeti, kisaca etkinligini temsil eder. kavramsal olarak verimlilikle asagi yukari aynidir.
  • etkinlik! eeeööetkinliiğğk! yirmi iki yaşında bir anaokulu öğretmeniyle konuşuyordum. kız, bir yakınımızın komşusunun kızıydı. o topluluk içinde yaşıma en yakın o olduğu için onunla diğerlerinden daha sıcak bir ilişki kurmam gerektiğini düşünerek sohbet ediyordum. konu okullara, işe falan geldi. kız bana anaokulu öğretmeni olduğunu söylediğinde benim altı yıl boyunca anaokuluna gittiğimi bilmiyordu. gerçi ben de altı yıl boyunca anaokuluna gitmenin garip olmadığını düşünüyordum ama kıza bunu söylerken altı yaşıma dek sürekli gündüzleri anaokuluna gittiğimi hatırlayıp irkildim. -gerçi artık 0 - 6 yaş alınmıyormuş, çocuklar biraz büyüdüklerinde kabul ediliyorlarmış.- neyse konumuz bu değil.

    çalışan annelerin daha kaliteli zaman geçirsin, bakıcı elinde bütün gün televizyon izlemesin de eli makas, elişi kağıdı tutsun diye çocuklarını gönderdikleri anaokullarında öğretmenlik yapan bu sevimli kızın işini severek yaptığını öğrenmem benim için küçük bir şoktu. yani elektrik şoku gibi değil de kültür şokuna daha çok benzeyen bir cins şok. kız o minnacık, meraklı veletlere yeni şarkılar öğretmenin verdiği tatmin duygusundan, birlikte oynadıkları oyunlardan ve öğrencilerinden ailevi sorunları olan ama aslında "çoook şekeer, aman da bi görsen ne akıllı" bir kızın yaptığı haylazlıklardan huşu içinden bahsederken içim geçer gibi olmuştu. böyle bayılmak gibi değil de kendimi kızın yerine koyup yaşadığım bunaltının verdiği bir baygınlık gibi diyeyim. neyse uzatmayalım, kız sürekli anaokulundan bahsedip annemin kardeşimi doğurup işten ayrıldığı ve tam ev çocukluğuna geçecekken kendimi ilkokulda bulmam konulu hezeyanlarımı körüklerken o lafı etti; "çocuklarla hep etkinlik yapıyoruz." don. yani giyecek olan gibi değil de böyle kızın yüzüne bakıp o etkinlik lafının kulaklarımdan girip beynime ulaşmaya çalışan minik bir kurtçuk gibi içimi gıdıklaması konulu bir donmaktan bahsediyorum. "biz etkinlik yapıyoruz." "etkinlik yapıyoruz." havada tırnak işaretleri uçuşuyor, etkinlikler gidip geliyordu. en son "etkinlik yapıyoruz" lafını nerede duyduğumu bile hatırlamıyordum. altı yıl anaokuluna gidip "elişiyle gemiden çocuk yaptık -evet olabilir-, pastel boyayla lale resmi çizdik"ten kastedilenin 'etkinlik yapmak' olduğunu yeminle ilk defa duyuyordum. etkinlik yapmak bir de elinde şarap kadehiyle sıkıntıdan patlayarak sergi açılışlarında dolananları karikatürize ederken kullanılıyordu o an hatırladım. sonra "hep birlikte bir çember şeklinde oturup elimizdeki kağıtları karalıyor ve karalamalarımızla ruh durumumuzun paralelliği konusunda sohbet ediyoruz, sen de etkinliğimize katılır mısın?" cümlesini tarihin tozlu sayfalarından bir yerden daha hatırladım. etkinlikler artık üzerime üzerime geliyordu. ama öyle yürüyüp de kişisel alanıma aniden dalma gibi değil de öldüğümde cehennemin kapısında iki zebani dikilecek ve sevimli bir gülümsemeyle "etkinlik yapıyoruz, bize katılmak ister misin?" diyecekmiş gibi bir üstüme gelme.

    sonra bir fenalık bastı beni. ama öyle tansiyonum aniden düşmüş de olduğum yere çökmüşüm gibi değil de günün birinde çocuğum olur da onu okula ya da anaokuluna yollar isem ve çocuğum "bugün ne yaptınız çocuğum?" soruma "etkinlik yaptık anne" diye cevap verecekmiş gibi bir fenalık basma. ya öyle işte.
  • ingilizce çeviri yaparken sıkıntı yaşayanların karıştırdıkları sözcükler aşağıdaki biçimde karşılaştırılır:

    etkili: efficacious
    etkililik: efficacy
    etkin: effective
    etkinlik: effectiveness
    verimli: efficient
    verimlilik: efficiency
  • doğru işi yapma değil, işi doğru yapma kapasitesidir.
  • tr. kac buradan.