şükela:  tümü | bugün
  • israil'in zamanında yapmış olduğu "dağdan gelip bağdakini kovma" olayını gayet başarılı oyunculuklarla harmanlanmış olarak gösteren israil filmi. filmekimi 2008 bünyesinde de izleyici karşısına çıktı.
  • eran riklis filmidir.
  • filmekiminde izleme firsatini buldugum, birinin mutlulugu icin baskalarinin mutsuzlugunu hakki olarak gören israillerin filistinli bir kadinin bahcesini istimlak etme istegi - onlara göre geregi- ve kadinin buna karsi koymaya calisirken yasadiklarini anlatan, sonundaki sahnesiyle insani hüzne bogan, güzel film. mutlu sonla bitmeyen, ilginc buldugum filmlerden..
  • ilk olarak 2008 yili subat ayinda berlin film festivali'nde gorucuye cikan ve filistin-israil sorununa farkli bir acidan bakan eran riklis filmi. 23 aralik sali 15:00 ve 26 aralik cuma 12:00 seanslarinda, palto film gunleri kapsaminda sinema anadolu'da gosterimde olacak.
  • bazı yönlerini gerçekçi bulmasam da mira'nın kocasını terk etmesi gibi ,senaryo güzeldir ilgi çekicidir bir solukta su gibi akıp gitmiştir.
  • batı şeria'da yaşayan filistinli bir kadının israil sınırında yer alan limon ağacı bahçesinin güvenlik gerekçesiyle israil savunma bakanlığı tarafından ortadan kaldırılmak istenmesine direnmesini konu alan film. israil sınırındaki batı şeria’da yer alan ağaçların tamamı israil savunma bakanı ve eşinin sınırda bir villaya taşınması sonucu kesilmek istenir. selma adlı filistinli kadının mücadelesi ise önce ulusal ardından uluslararası basında yer aldıktan sonra direnişin sembolü haline gelir. israil-almanya-fransa ortak yapımı olan ve şu sıralar yine gündemde olup gündemden düşmesi de -maalesef--ihtimal dahilinde olmayan filistin-israil sorununa farklı bir açıdan yaklaşan film.
  • israil kültür bakanlığının katkılarıyla çekilmiş, israil - filistin ilişkilerini ele almasına rağmen, hiçbir savaş veya şiddet sahnesi bulundurmayan filmdir. bu bakımdan eleştirinin dozu hafif bulunabilir, ölen insanlar yerine kesilen limon ağaçlarının ele alınması eleştirilebilir. kişisel kanaatim, kan revan gösterilmeden, duygu sömürüsüne girilmeden çekilmiş çok sağlam bir çözümsüzlük filmi olduğudur.
  • izlerken bana israil'de boyle filmlerin cekilmesine, yayinlanmasina izin veriliyor mu diye dusundurten bir film oldu. hatta basrolu oynayan hiam abbass'a israil film akademisi en iyi kadin oyuncu odulunu bile vermis.

    filmi genelinde begendim. ozelikle verdigi mesaj cok guzel. ancak, gazetecilerin salma ve avukatini mahkeme onunde gorup uzerlerine cuglandigi sahne feceatti. zira yonetmen bu cuglanmayi salma ve avukatinin karsisindan cekebilmek icin, gazetecileri salma ve avukati'nin arkasinda durdurmus. komik olmus anlayacaginiz. fotografcilar ve gazeteciler arkadan fotograf cekip goruntu aliyorlar.

    ama yine de helal olsun diyorum yonetmene.
  • israil film akademisi tarafından 2008 yılında yedi dalda aday olup bir ödül kazanan, avrupa film festivalinde 2 dalda aday olmuş, aynı yıl berlin film festivalinde ödül almış israil, fransa, almanya ortak yapımı drama.

    ilk gösterimi taaa geçen sene şubat ayında berlin film festivalinde yapılmıştı, hatta ülkemizde kasım ayında çok az sinemada gösterime girmişti bu film.

    efendim bahsedildiği gibi, limon ağacı, gereksiz tepkiler, inşa edilen duvarlar dışında film’in anlatmak istediği, en azından küçük küçük dikkatli bakınca kokusu gelen bazı mesajlar mevcut.

    film’de gerçek hayatta filistin halkının çektiği acı pek gerçekçi olarak yansıtılamazken, israilli bakanın davranış ve yaklaşımı ile bir nebze olsun israil vatandaşlarının kabaca da olsa bakışı/tutumu okunabiliyor.

    diğer taraftan gözüme batan bir başka olay bu orta doğu coğrafyasının batıya yakın ve topraklarına bağlı iki kadın’ın fark/benzerlikleri işlenmiş olması. modern bir hayat süren bakan’ın eşi, kocası ve ailesiyle olan etkileşimi, diğer taraftan yalnız yaşayan salma’nın acısı. gerek olaylar gerek diyaloglar ile güzelce anlatılmış.
    durun daha bitmedi.

    bu toprakların kadınlar üzerindeki baskısı da salma üstünde çok güzel anlatılmış. dikkatli izlenecek olursa salma gülmek istediği zaman gülemiyor, üzüldüğü zaman kolay ağlayamıyor.
    sessiz ama çığlık atan bakışlarıyla insanlara seslenen salma, film’in 50. dakikasında mutlu olup gülebiliyor. tam 7 dakika sonra ki sahnede eve gelen çevre eşraftan dostlarının ikazı ile frenlere asılıyor, duygularını saklıyor , kadın toplum tarafından yalnız bırakılıyor!
    bu yalnız, çaresiz gibi görünen kadının misafirlerine soğuk limonata ikramı salma’nın sempatik yanını, aynı toprakları paylaşan farklı ülkelerin insanları, iki komşu kadının film boyunca karşılıklı diyalog kurmaması, ülkeler arasındaki soğukluğu (derinlerde kalan gizli sıcaklığı) çok güzel anlatmış.

    gerilen duvarlardan sonra panjurları açılan pencereden giren güneş ışığı ilk kez bu kadar soğuk ve vurgulayıcı oldu benim içim.
    (saatlerce güneşlenip yanamamak gibi bir durum çıkmış ortaya)

    kesilince boyları 30-40 cm kadar kalan canım limon ağaçları’nın tekrar yeşerip filizlenip uslu fidan vermesi, büyümesi nerden baksanız 30-35 yıl sürüyor.
    yapımcılar belki en acı mesajı bu son sahneyle vermiştir kim bilir.

    pek ahım şahım bütçesi olduğunu tahmin etmediğim, bazı sahneleri çok basit ama mesaj yüklü olduğu için tebrik ettiğim film, sıkılmadan, eş dost cümbür cemaat izleyip üstüne güzel yorum yaptırtabilecek türden. izleyiniz, izletiniz.
  • israilli yönetmen eran riklis'in yönettiği ve senaryosunu yazanlardan biri olduğu, 2008 yapımı film.
    (bkz: etz limon) (bkz: şecere-i limon) (bkz: lemon tree) (bkz: limon ağacı)

    filistin israil sınırındaki bahçesinde limon yetiştirip geçimini sağlayan dul selma'nın hayatı, israil savunma bakanının yanıbaşına taşınması ile değişiyor. bahçesi, bakanın can güvenliğine bir tehdit olduğu için çeviliyor, selma'nın girmesine izin verilmiyor, susuz kalan ağaçları soluyor, kuruyor.

    --- spoiler ---

    kendini yalnız bir kurt gibi hisseden selma, mahkemeye gidiyor. ağaçların kökünden sökülmesi haberi ile yıkılıyor.
    yılmıyor, temyize gidiyor. sokağa çıkma yasağı olan günde mahkemelere koşuyor.
    ve belki mahkeme sonrası, avukatının da dediği gibi "mutlu sonlar sadece amerikan filmlerinde oluyor".

    --- spoiler ---

    tabii içten içe ulusal güvenlik meselesi ile bir insanın geçim kaynağı ve hatta hayatı demek olan bahçe arasındaki mücadelede, hayatın değil güvenliğin galip geliyor olmasına sinirleniyorsunuz. mesele filistinli bir kadının israilli bir adam tarafından alt ediliyor olması değil belki, bürokrasinin hep işe geldiği gibi işlemesi, haklının kim olacağının hep halihazırda belli olması. israilli bakan, tipik siyasetçi konuşmaları ile zaten yeterince sinir bozucu.

    filmde şöyle bir cümle sarf ediyor kendisi, selma'nın mahkemeye gitmesi karşısında:
    "filistinlilerin umut edecek bir şeyleri olduğunda, bizler yataklarımızda huzurlu uyuyabileceğiz."
    bilmiyorum çevirisi doğru mudur? çünkü tahminim, filistinlilerin umut edecek şeyleri tükenmediğinden, israilliler huzurlu uyuyamıyor.

    filmdeki ikinci kadın olan bakanın karısı, bürokrasiye rağmen, her an güzel bir şeyler olabilir hissi veriyor.

    yalnız bir kadının güçlü ve korkusuz olabileceğini anlatıyor bu film.
    yalnız iki kadının tehlikeli olabileceğini.
    anlayana tabii.

    http://www.imdb.com/title/tt1172963/