şükela:  tümü | bugün
  • oz buyucusunde'ki dorothy'nin (bkz: judy garland) kirmizi pabuclarini birbirine vururken soyledigi sozler.
  • oz ülkesinde mutlu mesut bir yaşamın önünne kırmızı halı vasıtasıyla serildiği kansas köylüsü dorothy hanımın hikaye boyunca 'home sweet home' sendromu sebebiyle sayıkladığı cümlecik
  • dışarıya çıktığın anda, hele bir de kışsa iç sesinin söylediği cümledir. şimdi; giyineceksin kafeye gideceksin, gürültü, kalabalık çekeceksin, ev kirasından artırdığınla ecel terleri dökeceksin. yok abi biz üşengeç tiplere göre hareketler değil bunlar. evinde rahatça takılmak, efendime söyleyeyim bi’ sıcacık nescafe white choco mocha’nı yapmak, arkadaşlarınla alabildiğince geyik yapmak, boş yere saçma paralar harcamamak gibi konforlar varken; sen ne kafeye gideceksin kafe sana gelsin.
  • özür dilerim ama sanki türkçe dublaj gibi, türkçeye çevrilmiş film ismi gibi bir başlık olmuş. böyle tövbe estağfirullah bi şey.
  • kesinlikle katıldığım bir onermedir ...insanın evi gibisi yok valla...
  • hayatımı özetleyen çıkarım.

    yalnızsam, görüşeceğim biri yoksa (bu da hayatımın dörtte üçüne tekabül ediyor) evde kalmayı dışarı çıkmaya tercih ederim. ev bana hep daha rahat gelir. uzanırsın şöyle rahat rahat televizyon izlersin, müziğini açar kitabını dergini okursun, ne istersen onu yaparsın kısacası. hele ki kalabalık bir şehirde yaşayanlar için dışarının kalabalığı, trafiğin gürültüsünü çekmek yerine evde oturup kafanı dinlemek bana hep daha mantıklı gelmiştir.

    edit: yazıda 50 defa "her zaman" kullanılmış, ben okurken beni bile rahatsız etti. bu rahatsızlık düzeltildi.
  • * yanlış. doğrusu (bkz: ev diye bir yer yoktur).