şükela:  tümü | bugün
  • bu topraklarda, camasir, bulasik gibi evde yapılan işlere verilen genel isim.
  • 4 leventte super borek ve dolma yapan cafe.
  • kiziltoprak civarlarinda da var bu cafelerden bir tane. dolma muptelasi eder adami...
  • insanı canından bezdiren, başlandı mı bitmeyen iş yığınıdır.
    insanı ev mi bana hizmet ediyor, ben mi eve hizmet ediyorum düşüncelerine boğan bir açmazdır.
  • annelerin can sıkıntısı geçirmek için yapılmasını tavsiye ettiği eylemler bütünü.

    (bkz: siki can iyidir kolay cikmaz)
  • ev içi ücretsiz emeğin kullanıldığı alandır. ev dışında bu işleri yaptığında ücret alacak olan kadın, evde de aynı işleri ücret alamdan yapmakta, bu nedenle yaptıkları "iş" sayılmaktadır. buradan hemen evde yaptığımız/yaptıkları işlerden de para mı alalım seslerini duyabiliyoruz, ama durum böyle değildir. ev kadınları bu işleri yaptıkları halde herhangi bir iş yapmıyor muamelesi görürler, genellikle ev işlerinin yapıldığı süre formal işlerin yapıldığı süreden daha fazladır, üstelik sürekli fazla mesaisi vardır, sosyal haklar veya izin söz konusu değildir. burada en önemli nokta şudur: kapitalizmde işçi ücretleri bir kişi için hesaplanır, onun ailesi de hesaba katılarak hesaplanmaz, üstelik bu ücret kişinin ihtiyaçlarını nihai halde sağlamaya yetmez, yani işçi bu parayla genellikle kazak değil yün, hazır yemek değil sebze ve kıyma alabilir. bu malzemelerin kullanıma hazır hale gelmesi için bir aracı gerekir. ama zaten ortalama 8 saat çalışmış olan işçi eve gelip bütün bu işleri yapacak enerjiye sahip değildir. emeğin yeniden üretimi için birinin alınan odunlarla ateş yakması, yünlerden kazak örmesi, kıyma ve sebzeleri pişirmesi gerekir. işte aradaki bu işler de ev işi dediğimiz işlerdir. böylece kapitalist gereğinden az ücret vermiş olmakla kalmaz, o ücretin eksiklerinin, hiç ücret ödemediği bir kadın tarafından kapatılmasını da sağlamış olur.
    ayrıca ev işinin en can alıcı yönü, ataerkil toplumun çalışsın çalışmasın bütün kadınlara yüklediği bir zorunluluk olmasıdır. kadınların bunun bir zorunluluk olmadığı fikrine ulaşmaları uzun eğitimleri, çabayı ve zamanı gerektirir, ama sonucu yine çatışma olabilir. halbuki kapitalist bile 8 saat çalışmış işçinin kendi emeğini yeniden üretemeyeceğinin farkındadır, gel gör ki evdeki ataerkillere göre 8 saat dışarıda çalışmış kadın, akşam eve gelip hem kendi emeğini hem de kocasının (ve hatta çocuklarının) emeklerini yeniden üretmek, üretmek, üretmek zorundadır.
  • yapılmadığında birikir, birikir, birikir.. dağ gibi olur. dağ gibi bulaşık söylemi bu ve benzeri durumlardan sadece 'bulaşık' olanını açıklar, ki bunun çamaşırı, ütüsü, tozu, kiri/pası vardır. zordur hakkaten.
  • sırf sonucunu sevdiğim süreç.
  • 4. levent'te kime sorsan gosterir yerdeki cafede, sizi bekleyen yaprak sarmalarinin, mantilarin yani sira süperli su börekleri, zeytinyagli, ispanakli, kiymali, peynirli kol börekleri, mükemmeliyetçi ev baklavalari anlamina gelir.
  • istifa etmenin mümkün olmadığı tek iş alanı. zaman zaman anlık patlamalar neticesinde, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler dense de, bir gün, üç gün bilemediniz beş gün sonunda mutlaka işbaşı yapılır.