şükela:  tümü | bugün
  • yag, seker ve unun yani sira azicik yogurt ve kabartma tozuyla yapilan pratik kurabiye. kendisini annemin bin yillik yemek defterine ozel ve bilinmedik bir yiyecek sanan ben tarifini (diger bir deyisle karistirilacak maddelerin miktarlarini) kaybedip de internette arayinca neredeyse her yemek sitesinde az cok ayni olan bir ev kurabiyesi tarifi oldugunu gordum.
  • pastane kurabiyesinin aksine hemen bayatlamayan kurabiyedir. saklama kabının icinde bulundugu süre bir haftayı geçse bile hala çayın, kahvenin yanında yenebilir.
    (bkz: sirkeli pasta)
    (bkz: tarcınlı kurabiye)
  • hanımlar arası ev buluşmalarında mutlaka yapılması gereken bir hamur işidir. çünkü hem kurabiye bir hamur işi olduğundan dolayı aralarında oluşacak kısır muhabbet bir anda kurabiyelerin sofraya gelmesiyle kilolara geçecek ve dipsiz bir kuyu gibi herkes anlata anlata dibini getiremeyecek muhabbetin.

    hemde misafirler gittikten sonra kalan o nefis kurabiyeler biz ailenin diğer bireylerinin ağızlarında çay-kahve eşliğinde harika tatlar bırakarak midemizdeki yerlerini alacaklardır.
  • benim için teyze kurabiyesidir.

    karışımı sade, yapılması da genelde basit diye nitelendirilebilecek bir çeşit kurabiye türü. iki haftaya kadar bayatlamadığına tanık oldum. teyzem her fırsatta en az iki tepsi yapar, gönderirdi. amerika'ya bile götürmüşlüğüm var bu kurabiyeleri.

    insan teyzesinin de, kurabiyesinin de hiç yanından ayrılmayacağını düşünüyor. hayatımın bir yere kaybolmazlarıydılar, sabitleriydiler sanki. o yüzden hiç "teyze ver şu kurabiyenin tarifini bir de ben deneyeyim" demedim. sanki bir başkaldırı, gereksiz bir cüretkarlık olacakmış gibi gelirdi bu kurabiyenin tarifini istemek. ne de olsa kurabiyenin k harfi ağzımdan çıkmadan teyzem tepsileri getirir, çayı demlerdi. teyzemi kaybettikten -bir buçuk sene geçmiş üzerinden- sonra bir daha yiyemedim.