şükela:  tümü | bugün
  • süpürgeyle elektrikli ya da elektriksiz, evi süpürme hali. mastar durumunda.

    evet.

    bu arada bu başlık niye açılmamış lan şimdiye kadar.
  • en yorucu bıkkınlık veren iş
  • bir çok erkeğin hayalinde bmw, mercedes ya da bu çapta bir otomobile sahip olmak yatar. kim istemez ki üstü açık spor bir otomobilde akşam güneşi eşliğinde sahil boyunca ilerlemek? şahsen ben isterim hatta 35 yıl boyunca 1 saatlik bu anın hayalini hep kurmuşumdur. neyse ki bu hayalime eşim sayesinde kavuştum.

    her şey düğün hazırlığında sıranın elektrikli küçük ev aletlerine gelmesiyle başladı. evet bekar arkadaşlar evlenirken böyle bir sıralama oluyor ama konumuz bu değil. mutfak robotu, tost makinesi derken sıra elektrik süpürgeye gelmişti. vatan bilgisayarda onu görmemle işte bu hayalimdeki elektrikli ev aleti bu demiştim. gördüğüm filips maraton değildi sanki cabrio bir bmw’ydi. resmen aşık olmuştum ona. hemen hayallere dalmıştım. açacaktım son ses “mi gna” şarkısını salonda maratonla gezecektim. ancak etiket fiyatını görmemle hayallerim adeta yıkılmıştı. elektrikli süpürge için fiyatı bütçemizin üzerindeydi. ancak onu o kadar çok istiyordum eşime birkaç gün ağladım, evi her gün silip süpüreceğime söz verdim ve eşimi bu sayede ikna ettim. artık benim de bir cabrio bmw’em vardı. tek yapmam gereken düğünü derneği atlamaktı.

    onu kullanacağım ilk günü heyecanla bekledim. aslında bir kere onu kullanmıştım ancak deneme amaçlıydı. sadece çalışıyor mu çalışmıyor mu bir bakmak istemiştim. o kısacak deneyim bile inanılmazdı. sanki son model bir bmw ile ankara caddelerinde geziyor gibi hissetmiştim.

    düğün dernek her şey bitmişti ve eve yerleşmiştik. hemen koşa koşa gittim kulaklığımı taktım müziği açtım yanına da bir bira açtım başladım maratonla evi süpürmeye. tekerlekleri yağ gibi akıyordu motoru hüp diye çekiyordu; altta duman gurbet’i söylüyordu biramdan bir yudum aldım. sanki altımda üstu açık bir bmw vardı ve de ben sahilde bu bmw ile geziyordum. adeta denizin nemini ve güneşin sıcaklığını tenimde hissediyordum. her şey harikaydı. hayal dünyasındaydım bir evrende bedenim halı süpürürken başka bir evrende ruhum kral gibi bir hayat yaşıyordu, üstü açık bmw’lerde geziyordu. bi süpürge sayesinde paralel evrenlerde geziyordum.

    hayalleriniz ne kadar güzel olursa gerçek dünyadan o kadar çok uzaklaşmaya başlarsınız. ben de hayallere dalmak için daha fazla evi süpürmeye başladım. sürekli evi süpürüyordum hatta evlere temizliğe gitmeyi bile düşündüm. ancak kimse evi kulağında kulaklık elinde bira olan bir temizlikçiye evini temizletmek istemez o yüzden vazgeçtim. hadi evini temizleyecek birilerini bulsam bu sefer de eşim buna izin vermezdi. evi o kadar çok süpürdüm ki aramda süpürge ile bir bağ oluşmuştu. gece uyandığımda camdan lüks arabasına bakan insanlar gibi ben de gidip süpürgeme bakıyordum. hayatımda en sevdiğim 2 şeyim vardı biri adidas çantam diğeri babamın doğum günümde aldığı camı çatlak ipadim. ama bu maraton bambaşkaydı. hepsinin yerini aldı. zaten küçük bir çocukken hayalim otobüs üreten bir fabrikanın sahibi olmaktı. otobüsümün de markası belliydi “maraton” bu da tesadüf olamazdı.

    aslında evi sürekli süpüren bir eşinin olması bir çok kadının hoşuna gidebilir. zira benim eşimin de hoşuna gitmişti bu durumum ancak her şeyi abartma huyum burda da ortaya çıktığı için eşim de bundan rahatsız olmaya başladı. eşim beni bu süpürge bağımlılığımdan kurtarmak için evi artık kendisinin süpüreceğini söyledi. ben de eşini kıracak bir adam olmadığım için üzüle üzüle kabul ettim. ancak bunun ne kadar yanlış bir karar olduğunu eşim evi ilk süpürdüğünde anladım. benim her şeyine özen gösterdiğim süpürgeyi eşim sürüklerken duvarlara, kapılara çarpıyor hortumunu ters döndürüyordu. süpürgem adeta bana ağlayan gözlerle “lütfen beni kurtar. hortumum çok acıyor” diye yalvarıyordu. benim hatasız, boyasız, kazasız teslim ettiğim süpürge bu gidişle 1 haftada pert olabilirdi. bu duruma daha fazla sessiz kalamazdım. hemen eşime evi çok kötü süpürdüğünü evde tozların havada uçuştuğunu bahane ederek süpürgemi geri aldım. aslında eşim de süpürgeden ayrıldığıma üzüldüğümü görmüş olabilir ya da ev süpürmem işine geliyor da olabilir bilmiyorum.

    neyse eşim süpürgeyi geri verdiğinden beri evi ben süpürüyorum. evi süpürken adeta bir demet akalın gibiyim; biramı açarım, kulaklığı takarım maratonla evde 3-5 tur atarım. kah salondayım kah banyoda hiçbir yerde beni bulamazsanız bilin ki balkondayım. benim için o bir süpürge değil sahilde, tatilde kullandığım spor üstü açık bir otomobil. kısacası her şey harika. zaten maratonun da ışıklısı çıkmış; yeni kasa. şimdi en büyük hayalim onu almak. biraz para biriktirmeye başladım. belki ileride bunu satarım onu alırım kim bilir. let go’da hatasız, boyasız, sigara içilmemiş, değişensiz ve model yükseltmek için ankara’da satılık bir maraton görürseniz bilin ki o benim maratonumdur. alıcısına şimdiden hayırlı olsun…